Oğlum 33 yaşında evlendi. Şimdi millet pek umursamıyor, ama eskiden olsa evde mi kaldı? diye dalga geçerlerdi. Kaldı ki, kız arkadaşı hamile kaldı diye alelacele nikâh kıydılar. Eh, biz de pek mutluyduk doğrusu çünkü torunumuz geliyordu; ilk göz ağrımız bir kız çocuğu oldu. Sevincimizden ağlayacaktık neredeyse! Vallahi, mutlu muyduk, çok mutluyduk! Üç kere söyledim ama, öyle mutluyduk işte. Gelin desen, gayet iyi biri; evi pirüpak, mis gibi kokuyor, genç, şirin, bir de üstüne üstlük örgü örmesini biliyor. Şaşırdım çünkü ben tığ tutmayı bile bilmem. Öyle ince ruhlu, sevecen, tam Anadolu kadını tabiri caizse, oğlum da yanında mutlu. Benim başka dileğim kalmadı.
Neyse, torun hanım üç yaşına girdi, bir baktık, evde yine hareket var. Gelin ikinci çocuğuna hamile! Yine bir mahşeri kalabalık ve koşturmacalar Oğlan çocuk doğunca, aile arasındaki eski babaanneden kalma eve el atmaya başladılar. Eee, ona da sevindik. Daha bir iki yıl geçmeden, gelinim üçüncüye hamile olduğunu açıkladı. Dedim Bu ev nereye kadar? İki yıl sonra, dördüncü geldi çattı.
Vallahi, itinayla yetiştirdiğim oğlum aslan gibi, elinden her iş gelir. İnşaatından tamiratına kendi yapar, usta çağırmaz. Ama kendi halinde şoför işte, öyle gelsin beş bin, gitsin on bin TL, yok! Eve zor uğruyor, ya iştedir ya ek iştedir.
Bir de yılbaşına birkaç gün kala gelin bana bir liste getirdi ki sormayın! Sanırsınız tatil hediye listesi Yokmuş öyle çikolata, oyuncak falan, yok! Tamamı bebek bezi, masaj yağı, çorap, külotlu çorap, çeşit çeşit ihtiyaç Televizyon reklamlarında göremeyeceğiniz her şey!
Oğluma Dördüncü çocuk nereye, bunları nasıl bakacaksınız? dedim, konuyu geçiştirdi tabii. Adam harbi çalışkan, ne olsa hallediyor ama bir yerde böyle listeyle hayat yürümez!
Gelin neredeyse 35 yaşında, iş hayatı mı? Bir gün dahi çalışmamış, sigorta girişini unutturmuş bize. Yani, kırkına gelsin beşinci çocuk olabilir ki hiç şaşırmam. Ama ben de sonsuza kadar yaşayamam ya Ya yaşlanınca ne yapacağız? Artık gelinin annesi de rahmetli oldu, bir el tutacak başka kimse yok. Bir evi baştan aşağı yenilediler, eyvallah; ama dört çocukla hâlâ o ev, cıvıl cıvıl ve başlarını sokacak küçücük bir ev işte.
Bir gün usulca dedim ki, Kızım, devletin yardımı da bir gün biter; elin ekmek tutmamış, kırkında ne iş bulacaksın? Cevap geldi, Bir yolunu buluruz Allah göstermesin, oğlumun başına bir şey gelse ne olur? O kadar çocuğa nasıl bakarım, ben ne yaparım?
Bir de küçük oğlum var, arada surat yapıyor; Anne, benim çocuğumla hiç vakit geçirmiyorsun! Haklı; çünkü haftada bir gün kendime vakit ayıramadan, ilk oğlumun çocuklarına koşturuyorum. Ne diyeyim, bu işler kolay olmuyor!




