Baharın gelişiyle birlikte, anne ve babam arsayı satmayı düşünmeye başladılar. Yaşlanmışlardı ve sağlıkları artık arsaya bakmaya uygun değildi. Kızları çocuklarına bakıyor, çalışıyor ve onlara yardımcı olabilecek zamanı yoktu. Anne ve baba uzun süre düşündüler, sonunda kararlarını verdiler.
Büyük kızları Elif rahatladı; bir daha kırılmayacaklardı. Bahçede çalışmak için vakit bulmak zordu, hem de yol oldukça uzaktı. Birkaç kez Elif, anne ve babasına arsayı satmalarını söylemişti. Bunun yerine evlerine yakın bir arsa alsalardı daha iyi olurdu diye düşünüyordu. Tüm vaktini ot yolmakla geçirmek istemiyordu. Aradıkları şey dinlenebilecekleri, kitap okuyup piknik yapabilecekleri bir yerdi. Benim içinse, arsa konservelik ürün demekti.
Elif ve eşi için haftasonları hemen gelip geçiyordu. Eve iş yığılınca arsa işi için vakit kalmıyordu. Eşinin işi gereği bazen haftasonu da çalışması gerekebiliyordu. Elif biliyordu ki, arsa onlara vakit kazandırmaktan çok sıkıntı çıkarıyordu. Orada geçirilen hafta sonundan sonra birkaç gün dinlenmek iyi olurdu.
Sonunda Elif karardan memnun kaldı. Arsa satıldı. Birkaç yıl huzur içinde yaşadılar. Ancak sonra Elif sıkılmaya başladı. Hep dinlenebileceği bir arsa hayali kuruyordu. Eşi de, arsayı tekrar almayı teklif etti.
İş programı artık daha düzenliydi. Hafta sonları köyde dinlenmek mümkün oluyordu. Bu, çocuklar için de faydalıydı. Bahçede bolca ağaç ve meyve çalıları olmasına karar verdiler; çocuklara vitamin olsun diye. Anne ve babalarına arsayı sadece dinlenmek için kullanacaklarını söylediler; bahçe işleri, ot yolma olmayacaktı. Herkes fikri beğendi. Tek sorun hangi arsayı seçecekleriydi.
Birçok teklif değerlendirildi. Sonunda uygun bir yer buldular: düzgün bir evle, ihtiyaçları olan bitkileriyle. Satıcı yaşlı Ali Dedeydi. Eşi vefat etmiş, bahçeyle ilgilenemiyordu. Bu yüzden satmaya karar vermişti.
Her şey güzelce halledildi. Elif çok mutluydu, hayali gerçek olmuştu. Ev güzeldi, oturulabilir durumda ve henüz tadilat gerektirmiyordu. Yazın evde yenilikler yapmaya karar verdiler. Ve öyle de yaptılar.
İlk haftalarını huzur içinde geçirdiler. Derken Ali Dede, sattığı bahçeye uğramaya başladı. Eşyalarını alacağını söylüyordu, kimse karşı çıkmadı. Fakat şikâyet etmeye başladı: Önce, kuruyan çalının çıkarılmasıyla ilgili. Sonra, gereksiz diye sökülen kallalar için.
Ali Dede, ortada anlaşma olmadığını söylemeye başladı. Oysa, eşiyle birlikte çok önce dikmişlerdi o çalıları, ve kızılcık hep gerekliydi. Sonra, çileklerin yerine artık dekoratif taşlar olduğunu gördü.
Dede bahçeyi dolaştı; her yerde bir şikâyet buluyordu. Sonunda Elifin eşi dayanamayarak konuştu: “Bu arsayı parasını verip aldık. Evrakta yazdığı gibi artık bize ait. Neyin nerede olacağına biz karar veririz.”
Satış sözleşmesinde eski sahibin kullanmaya devam edeceği yazmıyordu. Olmuş olsaydı, bu anlaşma yapılmazdı. Ali Dede gitti, ama ertesi gün geri döndü. Elinde bir çalı vardı; güllerin yerine dikmeyi planlıyordu.
Elifin eşi ne olduğunu sordu. Sonunda, Ali Dede arsada kalmak için geri ödeme teklif etti. Kabul etmediler; ancak dede çalıyı dikti. Bir komşu geldi; eski sahibin bahçede olmasına şaşırdı. Dede yeni sahipleri şikâyet etti. Komşu ise, Elif ve eşinin arsada istedikleri gibi tasarruf hakkı olduğunu söyledi. Fakat bu bilgiyi Ali Dedeye anlatmak mümkün olmuyordu.
Bir süre sonra komşu anlattı; Ali Dede sokaktaki herkesle kavgalıydı. Eşi vefat ettikten sonra davranışları değişmişti. Huzurlu bir hayat beklememek gerekiyordu; bahçeye gelmeye devam ediyordu. Komşu onları uyarmak istedi. Yönetime gidip, durumu açıklamayı teklif etti.
Konuşma sırasında dede bir çalı daha dikip çıkmıştı. Sonra gelip bir şeyler alıyor, bir şeyler dikiyor, tekrar gidiyordu.
Sabah, Elifin eşi işe gitti. İnşaat şirketinde çalışıyordu. Yaşadıklarını anlattı. İş arkadaşları arsayı bir çeşit miras olarak aldıklarını söyledi. Yine de yardıma hayır demediler, hemen bahçeye çit çekmeye başladılar. Dede birkaç gün ortalarda görünmedi. Döndüğünde arsaya artık serbestçe giremiyordu.
Kızdı, çitten geçmeye çalıştı, ardından yönetime gitti. Orada zaten dedenin yeni sahipleri huzurlu yaşatmadığı biliniyordu. Ne söylediler bilmiyorum fakat sonrasında Ali Dede topu topu bir kez daha geldi; kalan eşyalarını almak için.




