Eğer bir kez daha saçını koltukta görürsem, senden boşanırım!

Hiç aklıma gelmezdi böyle bir şey başıma gelecek diye… Dün eşim öyle bir öfke patlaması yaşadı ki, anlatamam.

Kendisi genelde sakin, oturaklı bir insandır. O yüzden bu öfke krizi beni çok şaşırttı. Hayatımda hiç yüzüme karşı küfür ettiğini görmemiştim ama bu sefer

Hep kendimi şanslı sanırdım, çünkü huzurlu, sakin biriyle evliyim diye düşünürdüm. Evliliğimiz sadece iki aylık, öncesinde üç yıl boyunca sevgiliydik. Hiçbir sıkıntımız yoktu, nazikti bana, asla kırıcı olmadı, bağırmazdı. Neredeyse hiç kavga etmezdik.

Ta ki düne kadar.

Saçlarımın uzunluğunu hep severdi, çok hoşuma gidiyor derdi. Ama dün, kanepede birkaç tel uzun saçımı görünce kıyamet koptu. Çok şaşırdım.

Bana bağırmaya başladı, Sen nasıl böyle pis kalıyorsun, kendi ardını toplayamıyorsun! Kadın dediğin zaten dökülen saçları toplar! dedi. O kadar kötü hissettim ki

Sonra da bana gün boyunca hiçbir iş yapmadığımı, kendi ardımı bile toplayamadığımı, kendisinin ise sabahtan akşama kadar çalıştığını ima etti.

Böyle bir şey bir daha olursa, direk boşanmaya gider bu iş! dedi öfkeyle.

Donup kaldım. Sabahları onunla çocuk sahibi olmayı hayal ederken, yaşlanınca birlikte torunlarımızla oturmayı düşünüp gülümserken O bana bir tutam saç yüzünden boşanırım dedi. Ağlamaya başladım, hayatımda ilk kez onun yüzünden gözyaşı döktüm. Evliliğimizin daha ikinci ayı… Şimdi ne olacak? Gidecek hiçbir yerim yok

Şu anda benimle konuşmak bile istemiyor. Yanına gitsem, konuşmayı denesem, bir şey de söylesem bana vuracak diye ödüm kopuyor! Kendi eşimden, hayat arkadaşım olan insandan korkmak normal mi?

Artık saçımı kurutmaya korkuyorum Eve dönmek bile bana yük oldu, kapının önünde bir valiz hazırlamış ve topla eşyalarını git diyecek gibi geliyor.

Ne yapacağım, hiç bilmiyorumAma işte, o kapının önüne gitmeye de, eşyalarımı toplamaya da hiç hazır hissetmiyorum. Kafamda milyon düşünce dönüp dururken, tam içeri girmek üzereydim ki cebimde bir nota dokundum: üç yıl önce bana hediye ettiği defterin arasına sakladığım minik bir mektuptu. Ben en kötü gününde yanında olacağım, yazıyordu orada. Kelimeler, yazıldığı ilk günkü gibi sıcak ve sevgi doluydu.

Bir anda içimde bir cesaret kıvılcımı yandı. O adama, ona aşık olduğum adamın hâlâ orada, o öfkenin arkasında bir yerde saklı olduğuna inanmak istedim. Kapı eşiğinde derin bir nefes aldım. Adımı söyleyerek içeri girdim. Sessizce karşıma geçti. Ağlamaklı gözlerimi ona gösterdim, tedirginliğimi, korkumu, hayal kırıklığımı anlattım.

Bir an sustu, bakışı yumuşadı. Korkmanı hiç istemezdim. Kendimi kaybettim, özür dilerim, dedi kısık bir sesle. Sonra bana sarıldı; hani o güvenli ve sıcak kucak ki, işte yeniden bana ev gibi hissettirdi.

O an ikimiz de anladık: Evlilik, bazen bir tutam saçın bile kıyamet koparmasına sebep olabileceği karmaşık bir yolculuk. Ama birlikte, dürüstçe konuşarak, her fırtınadan sonra içimizde kalan sevgiyi hatırlayarak yeniden başlayabiliyoruz.

Belki yarın, belki başka bir gün yine kavga ederiz Ama o mektubu hep yanımda taşıyacağım. Çünkü hatırlamak lazım: Kimi zaman en büyük kırılmalar, en samimi yeniden inşalara kapı açar. Kapının eşiğinde, kalbimde bir umutla başımı kaldırdımve eve, kendime, yeniden döndüm.

Rate article
Lifequest
Eğer bir kez daha saçını koltukta görürsem, senden boşanırım!