Çocukluğumdan beri en yakın arkadaşım olan Şebnem ile adeta ayrılmaz bir ikiliydik. Anaokuluna, ilkokula, hatta aynı liseye ve üniversiteye birlikte gittik. Üniversitede çok yakışıklı ve hoş biriyle tanıştım. Ona karşı kalbimde derin bir aşk vardı, ancak kader farklı bir yol çizdi. Bir gün o, tesadüfen Şebnemi fark etti. Hem güzelliğiyle hem de sempatik tavırlarıyla Şebnem dikkatini çekti ve ona aşık oldu.
Bir akşam Şebnem yanıma geldi ve bana bu gençle flört etmek isteyip istemediğini sordu çünkü onun da kalbinde bir kıpırtı vardı. O an için duraksadım, ona rahatsız olmadığımı söyledim ama aslında onu çok sevdiğimi de ekledim. Gerçekte ise, kalbimi verdiklerimi en yakın arkadaşıma vermiş oldum. Zaman geçtikçe, Şebnemle hayatlarımız devam etti, evlendik ve çocuklarımız oldu. Yıllar içinde ona olan duygularım kayboldu ve tüm sevgimi kendi aileme yönelttim.
Bir gün Şebnem arayıp benden kendisini idare etmemi istedi; gizli bir buluşması olduğunu söyledi. Merak ettim: Neden eşinden bu buluşmayı saklaması gerekiyordu ki? Sonunda itiraf etti: başka bir adama aşık olmuş ve onsuz yaşayamıyormuş. Buna rağmen eşinden boşanmayı düşünmüyordu, çünkü eşi hem iyi bir baba hem çalışkan biri, hem de ona oldukça iyi davranıyordu.
Şebnemin yaptıklarına bir türlü anlam veremedim. Eşi, çocuklarına sevgisiyle bağlı, başarılı ve vefalıydı. Neden ona ihanet ettiğini bilmiyordum. Eğer eşi ilgisiz biri olsaydı veya ona değer vermeseydi, Şebnemin davranışlarının sebebini belki anlardım. Fakat gördüğü sevgiyi ve desteği bırakıp, belirsiz yeni heyecanlar peşine düşmesini anlamakta zorlandım. Hayat bana gösterdi ki, gerçek mutluluğun peşinden koşarken eldeki değerleri gözetmek, bazen yeni heyecanlardan daha kıymetlidir. Sevgi ve sadakat, hayatı güzelleştiren en büyük hazinedir.




