Ali, İstanbulun kenar mahallelerinden birinde, dedesiyle büyüdü. Annesi hakkında çok az şey biliyordu; babası ise onu küçük yaşında terk etmişti, hayallerinin peşinden giderek yurtdışında başarısız bir müzik kariyerine saplanmıştı. Ali çoğu zaman kreş arkadaşlarını kıskanırdı; onların anneleri, babaları çocuklarını renk renk kıyafetlere, çeşit çeşit atıştırmalıklara boğarken, onun payına eski püskü giysiler ve üç beş oyuncağın ötesi düşmezdi.
Dedesi, belediyede temizlik işçisi olarak sabahın köründe işe gider, akşam bir lokantanın arka mutfağında bulaşık yıkayarak eve ancak birkaç kuruş getirebilirdi. Kalabalık sofralar, pahalı hediyeler Alinin dünyasında yoktu; o ise sabırla dedesini üzmemeye çalışarak elindekilerle yetinirdi. Yalnızca doğum gününde içten içe güzel bir itfaiye arabası veya yeni bir oyun konsolu hayal ederdi.
Bir mucize umuduyla, çok önceden gizlice bir mektup yazıp ünlü bir sihirbaza yollamıştı. Fakat o özel sabah geldiğinde, Ali yastığının altında yalnızca dedesinin eski bir çorabını buldu; içinde ise bir tek küçük çikolata vardı. Kalbi kırılmış, gözyaşlarına boğulmuştu. Dedesi, gözlerindeki buğuyu görünce eğildi, onu teselli etmeye çalıştı: Ağlama yavrum, bak ne kadar şanslısın! Bu çorap sıradan değil, bu sihirli bir çorap. Her sabah içine bir tane çikolata düşer; sihirbaz sana harika bir hediye yaptı. Bendeki çorabı aldı, büyüledi. Artık her gün küçük bir sihir seni bekliyor!
Ali gözyaşlarını sildi, dedesinin hikâyesine inanmak istedi; çorabı kucağında hayranlıkla seyretmeye başladı. Gerçekten de, her sabah, çorabın içinde bir çikolata buluyordu. Kreşteki çocuklara gururla anlatıyor, onlar da merak ve kıskançlıkla dinliyordu. Yıllar geçti; Ali gerçeği öğrendiğinde ise dedesine asla kızmadı. Tam aksine, dedesinin sevgisi ve tek başına gösterdiği çaba ona dokundu, kalbini sıcacık yaptı.
Üniversiteyi bitirip İstanbulda güzel bir iş bulduğunda bile, dedesini hiç unutmadı; ailesiyle birlikte onun yanında yaşadı. Son doğum gününde ise Ali, dedesine üzerinde yeşil bir elma deseni olan yepyeni bir çorap hediye etti. Dedesinin yüzü neşeyle aydınlandı: Bak şimdi de her gün bu çoraptan sihirli bir elma çıkacak! dedi gülerek. Sihirli bağları eskisinden daha güçlüydü. Aralarındaki sevgi ve minnettarlık, birbirlerinin verdiği küçük ama anlamlı hediyelerle daha da sağlamlaştı; Ali ve dedesi, hayatın tüm fırtınalarına birlikte göğüs germeye devam ettiler.




