Bu kez kocasının getirdiğini gören kadın öyle güldü ki, seslere koşan üç yavru kedi korkudan onun ayaklarının dibine saklandı.

Bir zamanlar, epey yıllar önce, İstanbulun kenarında bir evde yaşardık. O günleri hatırladıkça hâlâ gülümserim. Evimizde üç küçük kedi vardı ve bir gün, eşim eve hangi hayvanı getirdiğini görünce öyle bir gülmeye başladı ki, kediler havayı kapıp korkudan onun ayaklarının arkasına saklandılar. Anne kedi, yavrularını görünce hızla kollarından kurtuldu ve hemen onları yalamaya başladı

O sıralar, eşim her sabah eski bir kamyonetine atlar, şehrin dört bir yanına küçük siparişleri taşırdı. Fabrika dışında, benzer araçların bulunduğu bir depo vardı. Orada çalışanlar içeri girip çıkarken kartlarını okutur, arada bir iki lokma yiyip dinlenirdi.

Eşim kontak anahtarını çevirince kamyonetin motoru her zamanki gibi homurdanır, sallanır, ses çıkarırdı. Öğle arasında, motoru durdurdu ve masaya yöneldi derken, kaputtan garip bir ses yükseldi.

Bir kayış mı ciyakladı, bir pervane mi sürttü halbuki araç durmuştu. Diğer şoförler yemeğe oturmuşken, bunu kimse umursamazdı ama benimki merak etti. Kaputu açtı ve gözlerine inanamadı: Soğutma ızgarasının yanında, fanın üstünde yağ içinde minicik bir kara kedi yavrusu, çaresizce miyavlıyordu.

O an eşim dizlerinin bağı çözüldü sanki. Bir an, yavrunun çalışan motora düşmüş olabileceğini düşündü ve ürperdi. Kendini toparlayıp o ufacık yavruyu dikkatlice aldı, kaputu kapattı, tekrar kabine geçti.

Akşam eve gelince ben söylenmeye başladım:

Sen ne biçim adam oldun! Arabanı çıkmadan önce hiç kontrol etmiyor musun? Ya ezip geçseydin, ne olacaktı! Eğer bir daha böyle bir şey olursa, eve gelmesen iyi olur, anladın mı?

O ise mahcup ellerini açıp kendini savunurken, kedi yavrusu benim kucağımda keyifle mırlamaya başlamıştı. Sonra tabii hemen onu banyoya götürdüm. Arkadan gelen tatlı sözlerim ve öpücük seslerim evde yankılandı.

Eşim derin bir iç çekişle düşündü: son zamanlarda kendisine böyle şefkatli sözler duymamıştı. Hafızası onu yarı yolda bırakınca usulca çıkıp işe döndü.

Ertesi sabah, dünkü deneyimin etkisiyle kaputu açıp kontrol etti tertemizdi. Sonra altına eğildi Orada, portakal beyaz tüylü bir yavru kedi! Adam eğilince, minik miyavlayıp üstüne atladı. İkinci yavruyu alıp, aklı karışık şekilde nereden geldiğini düşünerek eve döndü. Benim sert sözlerimi hatırlayınca tereddüt etti fakat bu sefer azar işitmedi. Tam aksine, ona hürmetle bakıp şöyle dedim:

Aferin sana! Bunca yıldır, ilk defa mantıklı bir iş yaptın.

İkinci kediyi de banyoya götürdüm. Ardından dün akşamki yavru peşime düştü.

O gün eşimin yüzünden memnuniyet ve gurur eksik olmadı. Akşam, sofraya dört kişi oturduk iki yavru, benim yanımda kucağıma tırmanmak için yarışıyor, tırmalıyor ve oynuyordu. Ben öyle gülüyordum ki, sanki yıllar önceki halime dönmüş gibi. Sanırım eşim o gülüş için aşık olmuştu bana.

Ertesi günün sabahı, yine temkinli bir şekilde kamyonetin altına baktı.

Allah Allah! diye mırıldandı.

Orada, gri beyaz bir yavru kedi daha! Üçüncüyü de aldı.

Akşam, beni eski bir büyücüye götürdü. Kadın bana baktı ve iki aşk büyüsü, üç nazar, bir kara büyü var dedi. Bir ay sürecek, beş yüz lira tutacakmış.

Sonraki sabah, eşim araca yaklaşmaktan çekindi; sigarasını bitirip cesaretini topladı ve nihayet yine altına baktı. Bu sefer, üç yavrunun annesi olduğunu belli eden, memeleri sarkık, yetişkin bir gri kediyle karşılaştı.

Şimdi ne yaptım ben yine? dedi çaresizce.

O an kapıyı açtı, anne kedi içeri sıçradı.

Eve büyük gri anneyi getirdiğinde ben öyle uzun ve içten güldüm ki, üç yavru korkudan yine bacaklarıma sığındı. Anne kedi onları görünce hemen ayırılıp tırnaklarını taşıdı, hepsini yalamaya başladı.

Eşim olanları şaşkınlıkla izledi, adeta ilk kez böyle bir şey yaşıyor gibi.

Bu ne yapıyor şimdi? diye sordu.

Ah, saf adam! dedim gülerek. Hâlâ anlamadın mı? Yavrularını emniyete aldı ve kendisi de güzelce yerleşti.

Anne kediye şefkatle dokundum, başını okşadım.

Hayatım boyu böyle bir yol görmedim, dedim bunun için özel bir kedi zekası gerekir.

Hafta sonu yaklaşınca, ben ona balığa gideceğini söyledim. Eşim şaşkınlıktan ağzı açık kaldı, gözleri kocaman oldu.

Git git, dedim. Arkadaşları çağıracağım, sen bizim işimize karışma. Anlaştık değil mi?

Evet dedi, tam olarak sevinmeli mi üzülmeli mi bilemeden. Ama ne olursa olsun, bu sefer kimse onun fikrini sormuyordu.

Evden çıkmadan önce yanıma geldim, ona sarılıp öptüm.

Her zaman biliyordum, dedim, harika bir adamsın.

O gün kapıda durup etrafına bakındı.

Allah’ım, buralar ne güzelmiş! diye fısıldadı. Neden daha önce bunu fark etmemişim?

O sırada kuşlar ötüyordu. Sadece dalda değil, içimin kuş cıvıltıları da eksik değildi.

Arkadaşlarım bir bir geldi; herkes yanında bir şişe ve mezeler getirmişti. Hepimiz oturduktan sonra, masanın ortasında büyük gri anne kedi yerini aldı. Kadınlar şampanyalarını doldurup kadeh kaldırdı:

Hem çocuklarını hem hayatını bu kadar güzel kotaran kadının şerefine!

Sonrasında hangi tebrik için kadeh kaldırdığımızı kimse hatırlamadı. Anne kedi masa örtüsünde uzandı, gözlerini huzurla sıktı. O biliyordu: burada sevilirdi, burası artık onun yuvasıydı.

Koltukta üç yavrusu birbirine sarılıp usulca uyukluyordu.

Yani diyeceğim o ki, gönülden bir kadeh kaldırıyorum:

Hem akıllı kadınlara, hem de onların yanında şanslı yaşayan adamlarına sağlık ve huzur dilerim.

Ve aynı dileği size de yolluyorumO gecenin sonunda, herkes evine döndüğünde ben bir süre daha ışıkları kapatmadım. Anne kedi, yavrularını sarıp köşedeki eski koltukta rahatça uyurken, eşim yorgun ama huzurlu bir ifadeyle bana gülümsedi. Yılların telaşından, yaşamın sürprizlerinden örülmüş bu evde, bir an durup her şeyin aslında nasıl da yerli yerinde olduğunu düşündüm. Kedi ailesinin sessiz mırlaması, kapıdan süzülen serin yaz rüzgârı, mutlu bir adam ve içten bir dost topluluğu her biri, hayatın küçük mucizeleri gibi bir araya gelmişti.

O an, içimdeki her sitem susmuştu. Konuşmasam da biliyordum: insan bazen aradığını hiç ummadığı yerde bulur, bazen de en sıradan günlerden sonsuz bir huzur doğar. Ve o akşam, İstanbulun kenarındaki evimizde, bir kedi ailesinin sakinliğiyle gökyüzüne bakarken, hayatın bana sunduğu tüm şanslara, rastlantılara ve güzel adamlara teşekkür ettim.

Sabah uyandığımızda, minik patilerin sevinçle koşuşturmaları yine evin koridorlarını dolduruyordu; ben ise kendi gülüşümün hiç eksilmediğini hissettim. Çünkü bazen, mutluluk bir kamyonetin kaputunda gizlidir, bazen de beklenmedik bir anda, yüreğine mırıldayan bir sevgiyle gelir.

İşte o gün, her şeyi yeniden ve daha güzel sevdim.

Rate article
Lifequest
Bu kez kocasının getirdiğini gören kadın öyle güldü ki, seslere koşan üç yavru kedi korkudan onun ayaklarının dibine saklandı.