Annem alışverişlerimi almasın diye ayrı bir buzdolabı koymak zorunda kaldım.

Bir buzdolabını ayırmam gerekti, diye anlatıyor Necla. Durum tuhaf, ama başka çıkış yok gibi. Daireyi satıp parayı bölüşmekte bir sıkıntım yok. Ama annem buna kesinlikle karşı.

Necla henüz 24 yaşında. Üniversite diplomasını aldı, bir işe girdi fakat henüz evlenmedi. Kendi evinde yaşamak ona kolay gelmiyor. Dairenin yarısı ona ait. Eskiden bu ev babasına aitti. Babası öldüğünde, Necla ve annesi mirası eşit payla aldılar; Necla o zamanlar 14 yaşındaydı.

On yıl önce, ailelerin yolunu pek parlak olmayan bir döneme saptı. Ailenin tek geçim kaynağı yok olup gitti. Annesi, Fatma, Neclanın çocukluğunda işini bırakmıştı. Doğum iznine ayrılmamıştı, çünkü o yıllarda eşi iyi kazanıyordu; masrafları karşılamaya yetiyordu. Fatma ev işleriyle ilgileniyordu. Babaları vefat edince, Fatma gözyaşıyla: Ben kırkımda nerede iş bulacağım şimdi? Temizlikçi mi olacağım? diye dertlenmişti.

Necla anlatmaya devam ediyor: Yetim maaşı alıyordum, ama annem yine de kuaföre gitmeden ve yeni şeyler almadan duramazdı, zorla geçiniyorduk. Başlarda dayısı yardım etti, ama bir süre sonra o bundan yoruldu.

Dayısı Fatmaya, Bir iş bulmazsan, iki çocuğa bakamazsın, herkesin yükünü taşıyamazsın dedi. Yaklaşık bir yıl sonra Fatma eve bir adam getirdi. Adamın adı İrfandı. Fatma, İrfanla evlenmişti. Parayla ilgili sıkıntıyı bu şekilde çözmeyi düşünmüştü. Gerçekten de İrfan iyi kazanıyordu, ama Necla ile pek anlaşamadı.

İrfanın sözleri rüya gibi yankılanıyordu: Sen sadece yiyorsun. Keşke çamaşır ve temizlikle ilgilensen. Neden ders çalışıyorsun ki? Üniversiteye gitmek mi istiyorsun? Ne eğitimi, çalışman lazım, yoksa seni hep ben mi besleyeceğim?

Necla ise sessizdi. Evet, maaşı vardı, ama parayı annesi alıyordu. Fatma, kızını üvey babasından korumak istemedi. Ailesinin geçimini kaybetmemekten korkuyordu. Onunla yaşamak zorundayız, dedi Neclaya. Fazla tartışma ve ne derse yap. O evin geçimini sağlayan.

Necla, üniversiteye gitmeyi başardı ve çalışmaya başladı. Bütün bu zaman süresince kendini fazlalık, yük gibi hissetti. Üvey babası her zaman harcamalarını tek tek hesaplar, kızıyla ilgili her masrafı sayardı.

İşe başladıktan altı ay sonra buzdolabı alabildim, diye anlatıyor Necla. Odaya koydum, çünkü üvey babam mutfaktaki buzdolabını kilitliyordu.

İşin var mı? O zaman kendi kendine bak, diyordu İrfan. Fatma yine susuyordu; elektrik, su faturalarını bile kızının önüne koyup yıllarca harcadığı parayı geri isterken hiçbir şey demiyordu. Kısa bir süre sonra, İrfan işsiz kaldı. O ve Fatma, Neclanın buzdolabını satmaya kalkıştılar. Her suç Neclanın sırtına yıkılıyordu. En başta masrafları hep Necla karşıladı. Ama üvey babası uzun bir süre işsiz kaldı. Necla bu duruma dayanamadı, buzdolabına kilit taktı. Elbette Fatma karşı çıktı, İrfanın bunca yıl onları beslediğini iddia etti.

Necla dedi ki: Yardım etmek istiyorsan, buyur. Burada her şeyi paylaşan ilk ben değilim. Çalışmaya başla.

İrfan daireden yakın zamanda taşındı. Fatma artık eve para getirmeyen adamdan bıkmıştı. Ancak kızı, buzdolabının kilidini açmıyor. Necla, Fatmanın kendine iş bulması gerektiğini düşünüyor. Sizce haklı mı?

Rate article
Lifequest
Annem alışverişlerimi almasın diye ayrı bir buzdolabı koymak zorunda kaldım.