Zengin İş İnsanı, Bir Annenin Çocuklarıyla Hamburgeri Paylaşıp Tokmuş Gibi Davrandığını Gördü — 10 Yıl Sonra Hayatları Sonsuza Dek Değişti

Bir gün, zengin bir Türk işadamı unutulmaz bir sahneye tanık oldu.

İstanbulun kenar mahallelerinden birinde, mütevazı bir fast food dükkânının köşesinde bir kadın oturuyordu. İsmi Gülseren Alkandı; yanında ise oğlu Baran ve küçük kızı Nehir vardı.

Gülseren kırklı yaşlarının başındaydı ama yorgunluk yıllarla birlikte yüzüne sinmişti. Üzerindeki elbiseler tertemizdi fakat defalarca yıkanmışlıktan rengi kaçmış ve artık eski ihtişamından uzaktı. Sabah erkenden çıkıp, cam şişe ve eski gazete toplayarak günü geçirmişlerdi. Attıkları her adım hesaplı, harcadıkları her kuruş ise adeta hazine değerindeydi.

Nehir usulca annesine doğru eğildi:

Anne Karnım çok aç.

Baranın gözleri kasanın üzerindeki rengârenk menü tabelasında geziniyor, sanki bakarak daha fazlasını sipariş edebileceklermiş gibi sessizce umut ediyordu.

Gülseren avucunu açtı. Birkaç madeni para ile buruşturulmuş bir elli liralık Toplamda 62 lira, bütün varlıklarıydı.

Gülseren başını salladı.

Bir sade hamburger ve üç bardak su sipariş ettiler.

Tepsi masalarına gelince, Gülseren çocuklarının oturmasını bekledi; ardından hamburgeri özenle, çok dikkatlice ortadan ikiye böldü. Sanki hamburger değil de bir servet paylaşıyor gibiydi. Yarısını Barana, diğer yarısını Nehirin önüne koydu.

Baran kaşlarını çattı:

Anne Ya sen?

Gülseren gülümsedi; alışılmış, temkinli bir tebessümle.

Ben daha yeni yedim. Hiç aç değilim, siz yiyin.

Bir bardak su aldı ve yudumladı. Yudumladıkça yudumladı; sanki su, açlığını bastırmaya yetecekmiş gibi.

Çocuklar iştahla yerken, Gülseren ellerini dizlerinin üzerinde kenetledi. Gözleri bir yerlere takılıp kalıyor, açlığına rağmen çocuklarına mutluluk dışında hiçbir şey göstermemeye çalışıyordu.

O sırada, bir başka masada pahalı ceketiyle bir adam oturuyordu. Dik duruşu ve sakin bakışlarıyla, sorumlu biri olduğu belliydi. Adı Emir Ergündü; büyük bir holdingin genel müdürü olarak iş için Ankaradan gelmişti.

Başta aileye dikkat etmedi. Sonra kadıncağızın hamburgeri bölüş şekline, bardak suyunu defalarca yudumlamasına ve çocuklarına baktığında yüzünde beliren yapay gülümsemeye kaydı gözü.

İçinde bir şeyler kıpırdadı.

Emir kalktı, kasaya yöneldi. Hiç gösteriş yapmadan, yetkiliyle kısa bir konuşma yaptı.

Birkaç dakika sonra, görevli Gülserenin masasına koca bir tepsiyle geldi: Sıcak yemekler, patates kızartmaları, hamburgerler ve tatlılar.

Gülseren panik içinde ayağa kalktı.

Affedersiniz, biz bunu sipariş etmedik, ödeyemeyiz, dedi aceleyle.

Emir sakin bir şekilde yaklaştı:

Sizin ödemeniz gerekmiyor, hepsi halledildi, dedi.

Yanına oturdu.

Çocuklarınız için yaptıklarınızı gördüm, dedi. Sizi tanımlayan bir hareketti.

Gülseren elini ağzına kapadı. Gün boyu taşıdığı dayanıklılık bir anda eridi.

Onların mahrum kalmasını istemedim, diye fısıldadı. Bazen bir annenin yapabileceği tek şey bu

Çocuklar yerken, Emir dinledi. Gülseren, eskiden mühendislik okuduğunu ve kamu projelerinde çalıştığını anlattı. Eşinin ağır hastalığı tüm birikimlerini eritmişti. Sonra eşini kaybetmiş, hayatı bir anda altüst olmuştu. Yaşı, eski kıyafetleri, birkaç yıllık işsizlik Kimse ona şans vermiyordu.

Umudumu kaybetmedim, dedi. Sadece zamanım bitti.

Emir bir kartvizit ile bir zarf uzattı.

Bu zarf şu anlık, kartvizit ise geleceğiniz için. Yardım değil, bir şans bu; kabul ederseniz sevinirim.

Yıllar geçti.

Geniş bir toplantı salonunda, bir kadın büyükşehir projesini tanıtıyordu. Sesinde cesaret, bilgisi ve öz güveni vardı. Arkasındaki ekranda adı okunuyordu: Genel Müdür Yardımcısı Gülseren Alkan.

Salonun arkasında iki genç oturuyordu: Baran ve Nehir. Annelerine gururla bakıyorlardı.

Toplantıdan sonra Gülseren pencere önündeki adama yaklaştı.

O gün için teşekkür ederim, dedi kısık sesle.

Emir gülümsedi.

Yardım değildi, inançtı, dedi.

Bazen kaderi para değiştirmez.

Bir annenin fedakârlığını görebilmek ve elindekisiyle mutluluk yaratmaya çabalayan birine inanmak Asıl mucize orada başlar.

Rate article
Lifequest
Zengin İş İnsanı, Bir Annenin Çocuklarıyla Hamburgeri Paylaşıp Tokmuş Gibi Davrandığını Gördü — 10 Yıl Sonra Hayatları Sonsuza Dek Değişti