Aman Allah’ım, hiç iyi değil bu işler! Sonuçta kadının annesi o, bir zahmet kendi evine götürsün! Böyle laflar hep eşimin yakınlarından çıkıyor. Benim arkadaşlarım da muhtemelen aynı fikirde ama kimse yüzüme söyleyemiyor. Bunun sebebi de kayınvalidemle olan şu meşhur durumumuz.
Şahika Hanım, nam-ı diğer kayınvalidem, seksen üç yaşında, yüz kiloyu çoktan aşmış ve sağlık desen orada yok. Niye Şahika Hanımı alıp yanına yaşamıyorsun? diye sormuştu kuzenim birkaç yıl önce Gün aşırı yardım ediyorsun, iyi hoş ama, ya gece bir şey olursa? Kadıncağız yalnız, Danielin annesinin başka desteği yok.
Tabii, konunun özü şu: Şahika Teyze tek oğlunun, onun tek eşinin ve yine torununun bakımına muhtaç. Son beş yıl, hanımefendi apartmanını terk etmedi. Ayakları ağrıyor, kiloları yüzünden adım atamıyor. Başlangıç otuz yıl öncesine dayandı. O zamanlar kayınvalidem genç, çakı gibiydi, hatta evi yönetiyordu.
Kimi getirdin bana? diye hayretle sormuştu, Danielin annesi. Senin uğruna bütün ömrümü harcadım, bu muydu karşılığı?
Bu cümleden sonra otobüse kadar tıkılıp kalmıştım. O yıllarda kayınvalidem İstanbul’un en elit ilçesinde, şahane bir villada yaşıyordu. Eşi önemli bir makamdaydı, Şahika Hanımın refahı yerindeydi, hatta kocası öldükten sonra bile. O gün Daniel yetişip benimle geldi. Şansım varmış; nedense annesinin dediğine körü körüne bağlı değildi. Ama büyüklerini her zaman sayardı. Beni teskin etti, dedi ki: annesinin karakteri öyledir.
Evlenince Danielle harıl harıl kendi dairemiz için para biriktirmeye başladık. Adam işe gitti, altı ay dönmedi. Sonra birkaç yıl içinde ev aldık, üstüne tadilat yaptık, ne varsa toparladık. Şahika Hanıma pek sık uğramıyorduk. O bu arada hakkımda Daniele ve çevresindekilere yalandan dolandan laflar yetiştiriyordu. Sözüm ona gelinine izin vermiyor, anasına yardım etmiyor. Nasıl izin vermez ki? falan filan…
Şahika Hanım şehre taşınmaya karar verdi ama villadan kazandığı paralar yeni dile geldiği gibi yetmedi. Bizden katkı istedi ve söz verdi: apartman, oğlumuzun yani torununun olacak. Ancak, notere gidince bir anda dedi ki: Apartman benim olacak, çünkü bir arkadaşımdan öğrendim, büyükanneler hep evsiz kalıyor! Sonra ekledi: Evime kim bakarsa ona devredeceğim. Yani hanım olmak istiyordu! Bizi kandırıp ortada bırakacak diye tutturdu.
Aradan tam yirmi yıl geçmiş. O gün noterdeki herkes onu dinledi, biz kendimizi fena halde mahcup hissediyorduk. Pes ettik. Yine de taşındı, hiçbir tadilat yapmamıza izin vermedi. Bir ay bile geçmeden arıza başladı: her yer eski, dökülüyor, bozuluyor. Suçlu elbette bendim. Yanlış eve bakmışım, kandıracakmışım!
Şahika Hanım kuzeninin çocuklarını pamuklara sarar, kendi torununu ise görmezden gelirdi. Hatta doğum gününü bile hatırlamaz gibi yaptı! Birkaç yıl önce kayınvalidem hastalandı. O kadar kilo aldı ki evde adım atamıyor. Doktorun yazdığı diyete uygun olarak ona sağlıklı yemek götürdüm. Lakin, Şahika Hanım yemeği azarladı, Kuzenim beni doyuruyor, sen aç bırakıyorsun! diye her seferinde söylenip durdu.
Geçen yıl eşim ısrarla Annemin aklı başına geldi, artık doktoru dinleyecek diye beni ikna etmeye çalıştı, eve almamı istedi.
Peki dedim. Ama şunları şart koştum: Mutfak bana ait, yemekleri ben yaparım, ne pişeceğine ben karar veririm ve akraba kuzenlerini eve davet etmeyeceğim.
Tabii Şahika Hanım isyan etti, Eve gelirsem siz değil ben idare ederim diye tutturdu. Ama bizde hanım bellidir ve o da benim! Ben yine de gidip temizliğini yaptım, yemek pişirdim, bazen gece bile kaldım. Kuzeni arayıp yazık, kadına yardım edilmiyor demekle yetindi.
Kayınvalidem telefonda şikayet etti durmadan: Bana şekerleme, sucuk vermiyor! Pastalar için bana yalvarıyor ama yoğunum deyip o hep erteledi. Oysa benim evime göre üç kat daha yakın oturuyor. Ayda bir zararlı abur cubur getiriyor, ben ise her gün uğraşıyorum!
Bir gün Şahika Hanım, kuzenini arayıp kolyemle haçım kayboldu diye dert yandı. İkimiz de aynı gün yanında bulunmuştuk, ama kesinlikle ben çalmışım!
Hiçbir şey demedim, yemeğini koydum, ardından zincirle haçı şifonyerden aldım. Eve gelince durumu eşime anlattım, Artık gitmiyorum dedim. Huzurevine gönderelim diye teklif ettim. Daniel da onayladı.




