Milyarder CEO, Eski Sevgilisini Üç Çocuğuyla Birlikte Uber Beklerken Görüyor—Üçü de Ona Tıpatıp Benziyor

Milyarder iş insanı Alper Demiral bir kez daha Leventteki sonsuz bir toplantıdan çıkmıştıherkes dünyayı kurtarıyormuş gibi konuşuyor, o ise bir an önce kurtulmak istiyordu. Zırhlı aracıyla çıkış yaptı, şoförüne her zamanki talimatı verdi, ardından akşamüstü trafiğinde telefonuna gömüldü.

Camdan boş boş dışarı bakarken bir an donup kaldı.

İşte oradaydı.

Sevda.

Bir eczanenin önünde ayakta, bitkin görünüyordu, elinde yırtık bir poşet vardı. Saçları dağınık bir topuzla toplanmıştı, kıyafetleri oldukça sade ve eskiydiyanında ise üç çocuk vardı.

Üç erkek çocuk.

Her biri birbirinin aynısıydı.

Aynı göz, aynı ağız, aynı ifadeyle caddede bir şeyler arıyorlardı.

Ve o gözler
Onlar onun gözleriydi.

Olamazdı. Olamaz.

Daha iyi görebilmek için öne eğildi, o sırada başka bir araba önlerine geçip manzarayı kapattı.

Dur! dedi istemsizce.
Şoför ani fren yaptı.

Alper kapıyı hızla açtı, arkasındaki kornaları ve kalabalığın şaşkın bakışlarını umursamadan kaldırıma atladı. Koştururken insanlar arasında Sevdanın adını fısıldayan sesleri bile duymadı. Kalbi göğüs kafesini parçalayacak gibi çarpıyordu.

Altı yıl aradan sonra O olamazdı.
Ama oydu.

Az ileride, Sevda üç çocuğu gri bir taksiye bindirip gitti.

Alper olduğu yerde donakaldı. İçinde bir boşluk açılmış gibiydi.

Aracına döndü, şoförü endişeli gözlerle ona baktı fakat Alper sessizdi. Akılında sadece üç küçük yüz vardıaynı kendisi gibi.

Altı yıldır Sevdayı görmemişti; son görüşmelerinde ansızın, tek kelime etmeden gitmişti. Ne bir mesaj, ne bir veda. Büyük hayallerim var, diyerek hep bir fırsatın peşinde koşmuş, Sevdanın anlayış göstereceğini sanmıştı. Her şeyi sonra düzeltebileceğini düşündü.

O sonra hiç gelmedi.

Zincirlikuyudaki lüks evinde ceketini koltuğa fırlatıp kendine sert bir kahve yaptıhenüz saat beşe gelmemişti. Salonun içinde bir o yana, bir bu yana yürüdü. Eski anılar film şeridi gibi aklından geçtiSevdanın kahkahası, hayallerini dinlerken bakışları, yanına sokulup sarıldığı geceler

Ve o çocuklar
Nasıl da kendisine benziyorlardı.

Bilgisayarını açtı, şifreli bir klasörden eski fotoğraflara baktı: Plajda Sevda, pijamalarıyla gülüşü, ona sarıldığı bir anda çekilmiş kareler Bir hamilelik testipozitif. İçinde buz gibi bir his doğdu.

Sevda hamileydi.
O, Sevdayı bırakıp gitmişti.
Ve her şeyi arkasında bırakmıştı.

Telefonu titredi.
Asistanı Mertten mesaj:

Bir şey buldum. Az sonra adresi yolluyorum.

Alper ekrana bakakaldı.
Bundan sonrasının hayatını değiştireceğini biliyordu.

Ertesi gün verilen adrese kendi sürdü: Anadolu yakasında, mütevazı bir apartman. Yaşadığı yerlerden çok uzakta.

Saat dörtte Sevda ve üç oğlan, sırtlarında çantaları ve ellerinde Sevdanın eliyle caddede yürüyorlardı, otobüs durağına doğru.

Alper karşıdan geçti.

Sevda, dedi.

Sevda bir an afalladıgözlerinde şaşkınlık, öfke, eski bir acı bir an için parladı. Sonra hemen toparladı kendini.

Çocuklar, bakkalda bekleyin, dedi.

Çocuklar uzaklaşınca Alperle yüzleşti.

Burada ne işin var? dedi Sevda.

Geçen gün seni çocuklarla gördüm.

Eee?

Bilmem gerekiyor

Çocukların senden olup olmadığını mı? Söyle bakalım, öğrenince ne olacak? Mucizevi bir şekilde her şey düzelecek mi?

Alper yutkundu. Evet.

Ve ben evet dersem, her şey sihirli değnekle düzelecek mi?

Hayır Ama gerçeği bilmem lazım.

Sevda ona uzun uzun baktıyorgunluk, kızgınlık, incinmişlik hepsi bir aradaydı.

Bir gün bile aramadın, ne halde olduğumuzu sormadın. Ben tek başıma büyüttüm onları.

Biliyorum, diye fısıldadı Alper.

Bilmiyorsun. Altı yıl sonra gelip hesap soramazsın.

Sadece bir şans Bir konuşma.

Sevda kısa bir tereddüt yaşadı, ardından telefondan bir adres yazıp Alpere gösterdi.

Yarın sabah altıda. Bir dakika geç kalırsan gidiyorum.

Alper geç kalmadı.

Sessiz bir pastanede karşılıklı oturdularSevda ona on beş dakikalık bir şans verdi, fazlası değil.

Çocuklar benden mi? dedi Alper.

Sevda uzun bir bakıştan sonra başını salladı.

Evet. Üçü de.

Alperin nefesi içinde kaldı.

Ne ağlayacağını ne de özür dileyeceğini bilemedi.

Sen gittikten altı ay sonra doğdular, dedi alçak sesle Sevda. Seni aramayı düşündüm. Ama seçimini yaptın. Ben de kendi seçimimi yaptım.

Alper savunma yapmadı. Yapamazdı.

Sevda bir belge çıkardıdoğum belgesi. Baba kısmı boştu.

Niye adımı koymadın? dedi Alper.

Çünkü burada değildin.

Alper kağıdı sımsıkı tuttu.

Onlarla tanışmak istiyorum.

Şimdi, bugün değil. Bir daha kaybolmayacağına inanana kadar.

Kaybolmayacağım.

Sevda şüpheliydi. Ama hemen de gitmedi.

Alper, günlerce meraktan içi içini yedi. En sonunda, yapmaması gereken bir şey yaptıbir çocuğun DNA örneğini gizlice aldı.

Sevda öğrendiğinde çok sinirlendihaklıydı.

Sonuçlar pozitif çıkınca Alperin içi büsbütün değişti.
Sırt çantaları, oyuncaklar, kıyafetler aldı; Sevdadan çocuklara yaklaşmak için fırsat istedi.

Yavaş yavaş, Sevda da Alpere kapı araladı.

Zamanla çocuklarla birlikte parka, sinemaya, dondurmaya gittiler. Onlar da alışmaya başladı. Sevda ilk başlarda uzaktan izledi, sonra katılmaya başladı.

Bir gün en büyükleriEmirona döndü:

Sen bizim babamız mısın?

Alper, yutkundu.

Evet, babanızım.

Çocuk büyük bir doğal­lıkla başını salladı:
Bilecektim zaten! diye kardeşlerine seslendi.

Sevda gördü,
ve bir şeyi daha fark etti:
Alper bu kez kaçmayacaktı.

Ama Alperin hayatında başka bir kadın da vardıDerya, nişanlısı. Hırslı, güçlü, kural tanımaz biri.

Derya, Alperin telefonunu kurcaladı,
Sevdayı ve çocukları buldu.

Alpere seçim sundu:
Ya benhayatın, kariyerin, bu kurduğun her şey. Ya da o kadın ve çocuklar.

Cevap alamayınca Derya ikinci hamleyi yaptı.

Sevdanın itibarını yerle bir etti. Hakkında yalan haberler yaydı, eski dosyaları açtırdı, sosyal medyada iftiralar döndü. Sevda işinden oldu.

Alper mücadele etti. Eski patronları mahkemede Sevdanın suçsuzluğunu kanıtladı.
Fakat Deryanın açtığı yara kolay kolay kapanmadı.

Alper, şirketini ve Deryanın dünyasını bıraktı.

Kazandıklarının çok büyük kısmını kaybetti.

Ama Sevdanın küçük evine; dördüncü katta, çocuk gürültüsüne
ve üç afacan oğlana kavuşunca yıllardır hissetmediği huzuru hissetti.

Evim burası, dedi.

Sevda ona inandı.
Nihayet.

Tam her şey yoluna girerken bir gün kapıya bir mektup geldi.

İçinde bir fotoğrafparkta bir banka oturmuş yaklaşık altı yaşında bir çocuk. Aynı gözler, aynı ağız, kaşının üstünde doğum lekesi.

Bir not:

Bu çocuk da senin.

Alperin eli ayağı buz kesti.

Fotoğraftaki kadını tanıyorduyıllar önce kısa süreli bir ilişki yaşadığı biri.

Kadının izini bulup kapısına gitti.

Sara kapıyı ikinci vuruşta açtı.

Geleceğini biliyordum, dedi.

ÇocukDenizkapının arkasından oyuncak arabasını tutuyordu.

Alper diz çöktü.

Merhaba. Ben Alper.

Benimle oynar mısın? dedi çocuk.

Alper oynadı.

Sonra arabada sessizce ağladı.

Her şeyi Sevdaya anlattı.

Sevda bağırmadı.
Gitmedi de

Sadece, Bu çocuğun da yanında olacaksan, biz de yanında oluruz. Ama doğru yap, dedi.

Bir ay sonra dört çocuk ilk kez buluştu.

Olay çıkmadı,
kıskançlık olmadı.

Sadece Emir sordu:
Bizimle oynamak ister misin?

Deniz başıyla onayladı.

Ve işte,
kırılan bir şey usulca onarılmaya başladı.

Geçmiş öyle kolay kapanmıyor.
Bazen karmaşık, dağınık ve sancılı dönüyor.

Ama ilk kez Alper kaçmıyordu.

Burasıydı yeri;

Küçücük bir evde, oyuncakların ve çocuk gülüşlerinin arasında,
Sevda mutfakta bulaşık yıkarken ve dört kardeş şakalaşırken

Alper hayatın gerçek değerinin, başarı ya da şöhret değil;
sorumluluk ve sevgiyle kurulmuş bir ailede huzur bulmak olduğunu en nihayetinde öğrendi.

Gerçek yaşam yeni başlıyordu.

Rate article
Lifequest
Milyarder CEO, Eski Sevgilisini Üç Çocuğuyla Birlikte Uber Beklerken Görüyor—Üçü de Ona Tıpatıp Benziyor