Eşimle yıllardır hayal ettiğimiz bir anı yaşıyorduk: oğlumuzun evleneceğini öğrenince sevincimiz göğe yükseldi, binaların üstünden uçtu. Nikahtan önce, ona kimseye söylemeden bir daire hediye etmeyi planladık. Oğlumuz Egemen bu sürprizi duyunca sanki gökten düşmüş gibi sevindi. O gün bütün arkadaşları haberin kokusunu hemen aldılar, gerçek hayatta olamayacak hızda.
Düğün hazırlıkları sürerken, ansızın tuhaf bir fırtına girdi hayatımıza. Kızımız İnci, işten çıkıp direkt hastaneye kaldırıldı. Bir anda rahatsızlanmıştı. Eşimle göz göze bakıp, koşar adım hastaneye vardık. Testler, İnci’nin vücudunda bir tümör olduğunu gösterdi. Hemen ameliyat edilmesi gerekiyordu, zaman saat gibi sıkışmıştı. Tabii ki yüklü miktarda para gerekiyordu, her şey bir anda akıp gitmiş gibiydi. Allahtan onu vaktinde bulmuş olmamız içimizi biraz rahatlattı.
Bu durumda oğlumuza daire almak artık bir hayalden öteye gidemedi. Gerekli parayı toplamak için piyango bileti gibi umutlar aradık. Bize ailemiz ve yakın çevremiz, gün doğumunda martıların gelişi gibi yardıma koştu. Herkes taşın altına elini koydu, öyle ki kimisi cebindeki son Türk lirasını verip, Önemli değil, yeter ki çocuk iyi olsun, dedi. Birlik olmak, ameliyat için gereken parayı toplamamıza vesile oldu.
Ama Egemenin sözleriyle her şey yerle bir oldu.
Peki ya benim dairem ne oldu? Söz verdiniz! Hayatımı mahvettiniz!
Egemen bunları söylediğinde rüya gibi bir dalga gelip beni bayılttı. Bu nasıl bir söz, nasıl bir bencillik? Kendi kardeşi, beraber büyüdüğü İnci Nasıl olur da bir düğünle bir ameliyatı aynı kefeye koyar? O an ne söyleyeceğimizi şaşırdık, kelimeler ağzımızdan taş gibi döküldü. Egemenin öfkesi bir sel gibi devam etti.
Neden İnci her şeyi alıyor, ben ise hiç bir şey almıyorum?
Artık kalbimdeki ateş patladı; bağırmaya başladım ona. Bir daha seni görmek istemiyorum! dedim. Egemen bavulunu hayalet gibi toparladı ve nişanlısının yanına gitti. İki hafta boyunca birbirimize bir kelime bile etmedik.
Bu arada İnci ameliyata girdi, şansımız yaver gitti; her şey yolunda geçti. Birkaç hafta sonra taburcu oldu; ona Egemenin davranışlarından hiç söz etmedik. Utanç duvarı aramızda sessizce yükseldi. İncinin moralini bozmak istemedik. Egemen ise arayıp sormadı, bir kere bile kardeşinin nasıl olduğunu öğrenmedi. Oğlumuz için evi, ailere olan sevgisinden daha değerli gibi geldi bana, yürek ağrısı gibi ağır bir his bıraktı içimde.




