Eşim yanımda uyuyordu… Birden telefonumdan tuhaf bir bildirim geldi, rüyamda Facebooktan bir kadın arkadaş eklememi istedi. Ben de ekledim, hem de hiç düşünmeden.
Arkadaşlık isteğini kabul edip, hemen bir mesaj yazdım: Tanışıyor muyuz?
O ise şöyle cevap verdi: Duydum ki evlenmişsin, ama yine de seni seviyorum.
Geçmişten bir arkadaştı, fotoğrafta hayalet gibi güzeldi, yüzü hafif bir sisin içindeydi.
Sohbet penceresini kapattım ve yanımda dalgınca uyuyan eşime baktım. Gün boyunca işte yorulmuş, peşindeki yorgunluğu bırakıp, yeni evimizin sıcaklığında huzur bulmuştu.
Onu izlerken, rüyamda evimizin İstanbulun eski sokaklarında olduğunu düşündüm, Haliçin üzerinde süzülen martılar pencereden içeri girmişti sanki. Kendi annesinin ve babasının evinden uzaktı, o eski evde, gece gündüz ailesinin yanında vakit geçirirdi. Canı sıkkın olduğunda annesinin dizine başını koyar, gözyaşlarını orda bırakırdı. Kardeşi ona şaka yapar, gülümsetirdi. Babası eve döner, canı ne isterse bulup getirirdi. Ve şimdi, o bana böylesine güvenmişti.
Aklımda uçuşan onca duygu arasında, telefonun ekranında parmağım ENGELLE tuşuna dokundu.
Eşime doğru döndüm, gözlerimi kapattım, rüyanın içinde ona sarılıp uyudum.
Ben bir adamım, çocuk değilim. Ona sadakat ettim, sadık kalacağım. Hep bir adam olarak kalacağım, eşimi aldatan veya yuvasını bozan birisi olmayacağım Rüyanın İstanbul gecelerinde, martıların kanadında, ona hep bağlı kalacağım.




