Bir zamanlar, bir çarşamba günü sessizliğinde Ahmet trenle yolculuk ediyordu; vagon kalabalık değildi. Yaşlı bir kadın içeri girip Ahmetin yanına oturdu. Belli ki kendi köyündeki sebze bahçesine gidiyordu tıpkı Ahmet ve vagondaki birçok kişi gibi. Ahmetin zihnini merhume eşiyle ilgili hatıralar birdenbire doldurdu. Eskiden ikisi birlikte bahçelerine giderlerdi, ancak eşinin hastalığından sonra, Ahmet uzun bir müddet oraya gitmekten kaçınmıştı. Yalnızlık ve hüzün Ahmete adeta gölge gibi eşlik ediyordu.
Tren istasyonda durunca, yaşlı kadın Ahmete dönüp birden şöyle dedi: Bugün güneşli ve güzel bir gün olacak. Bol bol vaktimiz var; bir şeyler yapmak için fırsatımız var. Bu, Ahmetin vefat eden eşinin kullandığı kelimelerle neredeyse birebir aynıydı. Şaşıran Ahmet başını hafifçe salladı, ve o yaşlı kadınla sohbet etmeye başladı. O yılın zayıf mahsulünden, gelen sert kıştan ve gelecek yıl için umutlarından konuştular.
Otobüs durağına vardıklarında, Ahmet hayatında daha önce hiç karşılaşmadığı bu kadının kendisine eşlik ettiğinin farkına vardı. Beraber bir süre yürüdüler ve sonra yolları ayrıldı. Ahmet sonunda bahçesine vardığında, bahçenin uzun süreki yokluğu yüzünden otlarla kaplandığını gördü. Ne var ki, tren yolculuğunda yaptığı sohbet Ahmetin moralini yükseltmişti; içi umut dolmuş, bahçesini keşfetmek için canlanmıştı.
Yenilenmiş bir enerjiyle, Ahmet toprağı kazmaya ve yabani otları temizlemeye girişti. Toprağın bereketli görünmesi ona öyle bir mutluluk verdi ki, arsayı satmaktan vazgeçti. Kendine küçük bir mola verip, bir bankta oturarak yanında getirdiği sandviçleri ve çayını keyifle yudumladı. Sevdiği çiçeklerin rüzgârda salınışı, yeni diktiği elma ağacının altında oluşmuş elmalar ona tatlı hatıraları yeniden yaşattı.
Ahmetin ruh hali gözle görülür derecede değişmişti; bahçesine daha sık gelmeye karar verdi. Ormandan mantar toplarken, sanki ruhundaki ağırlık bir nebze hafiflemişti. Çalışmak artık ona neşe ve anlam kazandırıyordu, hayatının doğal bir parçası haline gelmişti.
Dönüş yolunda, aynı yaşlı kadınla tekrar karşılaştı. Elmalarını paylaşıp bahçedeki işleri konuşurken neşeli anlar yaşadılar. Kadın ona, Daha önünde çok güzel günler var, hayatın henüz bitmedi, deyip, işinin ona mutluluk ve amaç getireceğini anlattı. Ahmet durakta indiğinde, batmakta olan güneşe gülümsedi ve içinde huzur buldu; keder artık yavaş yavaş yerini memnuniyete bırakmıştı.




