Davidle olan evliliğim bundan on sekiz yıl önce, oldukça zor şartlarda başladı. Eski eşi, Nazlı, onu ve çocuklarını başka bir adam için terk etti. Nazlı ve Davidin birlikte iki güzel çocuğu vardı; biri oğlan, diğeri kız. Çocuklar henüz üç ve dört yaşındayken, David işsiz kaldı ve bu aile için meşakkatli bir dönem başladı. Nazlı çalışma ve çocuklarını geçindirme telaşıyla uğraşırken, David sıkıntılarına içkide teselli arıyor ve derdini yakın dostlarına anlatıyordu. Bu zor süreçte, Nazlının yeni eşi onu takip etmeye başlamış; Nazlı ise hem maddi baskıdan hem duygusal çalkantıdan yorularak, sonunda kocasını ve çocuklarını terk edip yeni bir hayata yöneldi.
Çocuklar ortada kaldı, bakımsız ve yalnız. Şansımıza, çevremizdeki komşular yardımseverdi; yiyecek ve destek verdiler. David ise kendi meseleleriyle o kadar meşguldü ki, eşinin ayrıldığını fark edemedi bile. Gerçeğin farkına vardığında ise çok geçti; çocuklar devletin korumasına, bir yetiştirme yurduna yerleştirildiler.
Davidin hayatına, ortak bir dostumuzun düğününde dahil oldum. Hikayesi içime dokundu, ona hemen yakınlık hissettim. Onun hayata bakışını değiştirmek, duygularını anlamasını sağlamak istedim. Düğünden sonra, çocukları yurttan almayı teklif ettim. Kendi çocuğum olamayacağı için onlara derin bir sevgi besledim ve en başından beri onları kendi çocuklarım gibi büyüttüm. Onlar da bana anneleri gibi bağlandılar.
On sekiz yıl boyunca çocuklar, biyolojik anneleri olmadığımı hiç öğrenmediler. Ama bir gün Nazlı ansızın ortaya çıktı, çocuklarıyla yeniden buluşmak ve onlara kim olduğunu anlatmak istedi. Oğlan bu haberi sakinlikle karşıladı; benim onun için tek annesi olduğumu ve bunda hiçbir tereddütü olmadığını söyledi. Kız ise annesine karşı daha açık davrandı ve ona affettiğini belirtti. Başta Nazlının geri dönmesine izin verme konusunda tereddüt ettim; sonuçta geçmişteki davranışları çocuklar için çok acı vericiydi. Fakat Nazlının pişmanlık duyduğunu ve gerçekten çocuklarıyla barışmak için çaba gösterdiğini görünce fikrimi değiştirdim.
Günün sonunda, bir çocuğun sevgi ve ilgiden mahrum kalmaması gerektiğini, iki şefkatli anneyle büyümesinin büyük bir nimet olduğunu anladım. Nazlının çocuklarla yeniden bağ kurmasını desteklemeye karar verdim. Bir insanın anne olması sadece dünyaya çocuk getirmek değil, onları sevgiyle ve özenle büyütmekmiş. Bu hikaye bana, gerçek anneliğin kalpten geldiğini ve hayatın bazen insanı beklenmedik derslerle sınadığını gösterdi.




