Margarita Hanım’ın Görkemli Sahneye Çıkışı

Margarita Hanımın Görkemli Sahnesi

Meryem! Bu yaptığına çorba mı denir? Karışık bir salata bu! Bak, canım, sen muhteşem bir avukatsın, sen en iyisi işine bak! Mutfak, aklını bu kadar işe yoranlara göre değil.

Ne diyorsun Ayla? Ben kadın değil miyim yani! Meryem neredeyse ağlayacaktı.

Neden en basit yemekler bile ona zor gelirdi, bir türlü anlamadı gitti. Zaten ailede her şey çoktan paylaşılmış, rolleri belliydi.

Vildan evin hanımı, Meryem akıllı, Ayşegül ise tam bir yaramaz, her türlü çarkı oraya döndürebilen biri. O yüzden, genelde aile toplantıları için yemekleri Vildan yapar, Meryem ve Ayşegül ise geri kalan işleri çözerdi. Evin temizliği, alışveriş, çocukların eğlencesi Tabii en çok da Ayşegüle kalırdı. Sokol ailesinin evi, ev sahipliği yapan Vildanın evi, genelde aile toplandığında harp meydanına dönerdi. Fakat Ayşegül her seferinde çocukları öyle bir idare ederdi ki, ev yine de toparlanmadan, tamirat gerektirmeden kurtarırdı. Sokol ailesinde çocukları çok sever, şımartır ama disiplinli de olmalarını isterlerdi; tabii bu uğraş pek de sonuç vermezdi.

Margarita Hanımın ki torunlarını dünyalar kadar severdi yedi torunu da karakter olarak en küçük teyzeleri Ayşegüle benzerdi. Oysa o da artık iki çocuk annesiydi, ama bu onun çocuk gibi kalmasına engel değildi. Basamaklarda oturmuş, Margarita Hanımın komposto yapmak için topladığı erikleri ayıklarken, içeri dalıp bu eğlenceye katılmak istiyordu. Sadece Vildanın ciddiyet dolu bakışları onu durduruyordu. Vildan, harıl harıl salata için domates doğrar, bir yandan da söylenirdi:

Kadınım diye geçinirsin ama hala çocuk gibisin! Ayşegül, ne zaman uslanacaksın acaba? Hem Meryeme bak hele, gayet ağırbaşlı kadın oldu. Ben de öyle az çok. Sen de öyle tavşan gibi zıplamaktasın! Motosiklete biner, millete hayat güzeldir dersin durursun! Ayşegül, çocuklar büyüyor! Annenin haline yakışıyor mu? Daha şimdilik altı yaşındalar ama iki seneye, utançlarından yüzlerine bakamayacaklar mı?

Vildan, abartma! Meryem, içine sinmeyen çorbayı bir daha kontrol ettikten sonra kapağını iyice kapattı. Yani, senin yapamayacağın işleri Ayşegül yapıyor. Hadi ona bak, hangi anneleri motosiklet bozup toplayabiliyor? Sen yapabilir misin? Ben mesela, şu basit çorbayı bile beceremedim! Benimle niye gurur duyulmasın?

Tabii ki duyulmalı. Sen çorba yapamazsın, ama mahkemede her şeyi yaparsın!

Görüyorsun işte! Herkes kendi işini bilmeli.

Güzel söyledin! Margarita Hanım, nasıl olduysa lafın bir kısmını kaçırmış, verandaya görkemli şekilde çıkınca bütün kadınlar bir ağızdan vah çekti, çocuklar da sanki zaman durdu, tartışmaları duymaz olup, gözlerini ona dikip sustular.

Yani, babaanneye bak! Ayşegülün ikizleri hayran kaldılar, öyle uyumlu şak ettiler ki, duyunca Margarita Hanım bile az kalsın irkiliyordu.

Tam istediğim bu!

Ailesine döne döne, yeni elbisesini ve ince topuklu ayakkabılarını gösterdi, ki onları hep çok önemli günlerde giyerdi. Bugün de öyle bir gündü.

Kızlar, nasıl olmuşum? Yani, benim yaşımda, tam balzak kadını diyelim, kırk senedir görmediğim biriyle buluşmaya böyle gitmek uygun mu?

Ayla, harikasın! Karşısında dilsiz kalacak adam!

O kadar da değil! Dedi Margarita Hanım, bir iki kere ileri geri yürüdü verandada, elini beline koydu, başını dikti. Sonra cansız adamla ne yapacağım? Şimdi bu adam bunca yıl sonra bana niye ihtiyaç duymuş, bunu öğrenmek istiyorum. Ne görecek bende?

Belki de senden bir kadın olarak faydalanmak istiyordur, babaanne? Vildanın büyük kızı, on beş yaşındaki Asiye, basamağa oturdu ve ağzına bir erik attı. Şaka mı yapıyorum, ne?!

İnanılmaz kahkahalar patladı, veranda demirlerinde yayılan kediler korkudan sıçradı, geçen yıl eve alınan oyuncak köpek, minik tüy yumağı, paniğe kapılıp bir köşeye sindi.

Asiye, öldüreceksin beni! Vildan, gözyaşlarını silip içeri temizlik bezi almaya gitti, Meryem ise tepinen köpeği oyalıyordu.

Ayla abla, peki, aranızda ne vardı? Çocukları susturdu, konu ciddiye bindi.

O-ho, Meryemciğim! Bizim aramızda resmen aşk vardı!

Margarita Hanım aşk derken içine öyle bir duygu yükledi ki, Asiye tam kalkmak üzereyken basamağa geri düştü, Ayşegül kahkahadan iki büklüm oldu.

Asiye, sana daha çok var!

Ee, ne zaman büyüyünce olur? Asiye bezi annesinden kaptı, su birikintisini sildi, tekrar içini çekti. Sende mi hiç özel hayat olmamıştı? Ayla abla, ne zaman aşık oldun?

On altıydım! Ayla kollarını iki yana açtı, Vildanla göz göze geldi. Ne bakıyorsun öyle? Evet, hem gençtim, hem de açıksözlü ve cahildim! Asiye öyle olmayacak, annesine çekmiş – hem akıllı, hem güzel! Ama, erkeklerin karakteri ve erken yaşta ilişkilerin kalbe etkisini de bilmeli, doğru değil mi?

Yahu Ayla anlat o zaman! Ayşegül gülmekten gözleri yaşardı. Zaten çıkmaz şimdi, anlattığın ona yeter.

Asiye minnettarlıkla dayısına baktı, basamakta yerleşti, büyük gözlerini babaanneye dikti. O parlak yeşil gözler tıpkı Margarita Hanımın gözleri gibi parlıyordu. Sokol ailesi uzun zamandır bilir ki, Aylanın kızları kan bağıyla ilişkili olmasa da, ona annelik eden kimse gerçekten onlardı. Vildan, Meryem ve Ayşegül de kanından değildi Aylanın. Gerçek anneleri vefat ettikten sonra onların babası, şaşkın ve perişan halde yaşam sürerken Ayla hayatlarına girdi. Vildanın sekiz, Meryemin beş, Ayşegülün iki yaşında olduğu o dönemde bütün yük Vildanın sırtına bindi. Baba sorduğu her şeye annelerini sormalarını isterdi

Bir gün, iyice yalnızlık ve sorumlulukla başa çıkamazken eve yardım için gelen babaanneleri iki ay sonra havlu attı.

Kusura bakma evladım, yaşlandım, hastayım Çocukların çok hareketli. Ben evime döneyim. İstersen Vildanı alıp götüreyim. Küçükleri sen büyütürsün artık.

Vildan korkudan donakaldı. Ayşegül bile tesviyeden çıkardığı tornavidayı prizde denemeye çalışırken ablasının gözlerine bakıp ağlamaya başladığında, Vildan küçük kardeşini sarmaladı ve öyle kalakaldı.

Ağlama! Ben gitmeyeceğim. Saklanırım, bulamazlar! Neresi olduğunu biliyorum!

Babaannenin bu sözleri sonrası da gitmedi, onların babası sessizce başını salladı, kadın evine döndü.

Bir süre sonra hayatlarına Margarita Hanım girdi.

Ayşegülün ateşli hastalığı ikinci günüydü; Vildan artık son umuduyla babasının kapısını çaldı: Baba, acil, Ayşegül ölüyor! Nedense o cümle babasında alarm etkisi yaptı, odadan çıktı, doktor çağrıldı. Ayla Hanım yani Margarita Hanım nöbetleşe dolaşırken mahallenin çamurunu yara yara eve ulaştı. Kimin kim olduğunu, ne olduğunu mahallenin kadınlarına tek bir soruda çözen Ayla Hanım, hemen bilgi aldı.

Kısa süre içinde durumu kavradı, ambulansı çağırdı, babayı fena halde azarladı.

Adam ol da baba ol! Yoksa çocukların hem anasız, hem babasız mı kalsın? Vicdanın nerede?

Ayla Hanımın bu tonda bağırmasına karşı baba tamamen dağıldı, Vildan da ilk kez sadece bir çocuk olmayı denedi. Az sonra sevindi de, o kadar fırtınadan sonra ikinci bir anne elde edeceğine.

Ayla Hanımın aileye girişi başta Meryemin direnişi ile karşılandı. Çünkü annesiyle bağı en güçlü olan oydu. Ama zamanla, onlar için arkadaştan da öte bir hayat arkadaşı oldu.

Kısa süre sonra babaları da beklenmedik şekilde bir araba kazasında vefat etti. Ayla Hanım haberi alır almaz, palto giymeden okula koştu, haber vermek için önce kendi konuşmak istedi. Kızları eve getirip yemek yedirdi, sonra hepsine sarıldı:

Kızlar, babanız Yok, öyle demiyelim. Yalnız değilsiniz! Ben buradayım, size sahip çıkacağım, bırakmayacağım!

O günden sonra kızlarla gerçek bir aile oldular. Evlatlık evrakları Ayla Hanım tarafından çoktan tamamlanmış olduğundan kimse mağdur olmadı, üç kardeş de onda hayat buldu. Ayla Hanım poliklinikten ayrılarak iki özel hastanede çalıştı; parası yetmeye başlayınca serçelerine hayatı öğretmeye başladı.

Her birinin planı, hayali ayrıydı, ama hepsini tek tek destekledi. Meryemin tiyatroda işi olsun diye, araya tanıdıklar koyup deneme randevusuna götürdü. Ayşegül kafasına koymuştu; annesi ona son model kask, iyi bir ikinci el motosiklet ayarladı, hatta bakıcıya kasiyerlik yaparak ek gelir buldu. Kaskadörlük isteyenler bile çıkınca kızlarına güvenlik eğitimi bile aldırdı.

En uslu Vildandı ama Ayla Hanım onu da çok sever, başına sarılırdı:

Rahat ol canım, ben yanındayım!

Ayla Hanım elinden geleni ardına koymadı. Her birini büyüttü, hepsi evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu Hayat böyle geçti gitti.

Ta ki, üç gün önce telefon çalana kadar. Unuttuğunu sandığı bir ses, adıyla hitap edince en sevdiği çayı elinden düşürdü, yanındaki Asiyeye hemen anana haber ver, bana manevi destek lazım! dedi.

Yarım saat içinde Vildan geldi, az sonra Ayşegül de motosikletle yetişti. Herkes bir araya toplandığında, Margarita Hanım, geçmişini anlatmaya başladı.

Ne anlatayım? İlk aşkımdı! Aman ne yakışıklıydı, boylu poslu! Saçları O sesi daha ben merhaba demeden eriyip giderdim.

Babaanne, aşk mıydı gerçekten?

Hem de ne aşk! Acısını hala içimde taşırım.

Niye mutsuzluk getirdi o zaman?

Çünkü, sevilmeyen bir aşktı; acısı bana kaldı. Kayboltum, kayboldum içinde! Güzel söyledim di mi?

Hadi anlat!

Hikaye şöyle devam etti; o bir komşu kızıydı, onlardan yaşça biraz büyük. O zamanlar yaş farkı çok sayılırdı. Herkes dikkat et, kızlarla sırlarını paylaşma dedi. Sonra aylar geçti, mektup mektuplaştılar; aşık olduğunu itiraf etti birinde. Ama ikinci mektupta bir daha yazmayı reddetti.

Niye?

Çünkü, ona verecek sevgimden başka bir şeyim yoktu. Bazen insan daha fazlasına muhtaçtır.

Neye mesela?

Çocuk Devamını arar insan. Bende öyle bir şey mümkün olmadığı için bu bencilce olurdu. Gerçek sevgide, karşındakinin iyiliğini düşünmek lazım. Ve işte bir ders daha: Senin mutluluğunu kendi mutluluğundan önde tutan biri buldun mu, elini bırakma, nikah masasına otur, hayatının insanıdır!

Asiye düşünceli bir şekilde erikleri ovuşturdu, bakışlarını babaannesine dikip:

Sonrasında?

Bunu sorunca Ayla Hanımın gözlerinden yaşlar aktı, Asiye hemen koşup onu öptü:

Ağlama babaannem, anlatma istersen! Sen çok ağlama, bak güzelliğin bozulur!

Haklısın! deyip toparlandı Margarita Hanım. Dinlenmem lazım, bu akşam önemli! Biliyorsun, kolay kolay böyle bir gün olmuyor!

Aile sus pus oldu. Ayşegül erik leğenini içeri taşıdı, Vildan mutfakta koşturmaya başladı, Meryem ise hamakta uyuyakaldı.

İki saat sonra bahçeye bir araba yanaştı, kısa boylu, sevimli yaşlı bir adam elinde bir adresle kapıdan seslendi:

İyi akşamlar! Margarita Hanımı görebilir miyim?

Vildan kapıyı açtı, adamı tanıdı, içeri davet etti. Meğer, Margarita Hanımın bahsettiği o eski büyük aşk kahramanıymış!

Ama eve asıl damgasını vuran, Margarita Hanımın çocukların yardımıyla yaptığı makyaj ve saç modeli oldu. Siyah eyelinerlarla çekilmiş devasa gözler, renkli tokalarla süslenmiş bir topuz Ortalık yıkıldı, herkes gülerken, misafir adam cebinden şapkasını çıkardı, kel kafasını gösterdi ve:

Evet, bir zamanlar kıvırcık saçlıydım inanmazsınız ama, şimdi bu kafayla huzurunuza geldim!

Margarita Hanım gözleriyle Asiyeyi buldu, ve anladı: Bugün yeni bir sayfa olacak bu aile için! Ve tüm aile verandada toplanıp geceyi kahkahalarla, hikâyelerle karşıladı, eskiye bir sayfa daha eklediler.

Vildan, bir bardak çayı annesinin eline bırakırken usulca omzunu sardı:

Hadi, korkma! Biz hep yanında olacağız! Yeni yolunda cesur ol, Ayla abla!

Rate article
Lifequest
Margarita Hanım’ın Görkemli Sahneye Çıkışı