Polis, sıradan bir ihbara gittiğinde çöp taşıyan yalınayak beş yaşındaki bir kızı görünce şaşkına döndü

Polis arabasının Ankaranın sıradan bir sokağında durduğu sabah, Komiser Aydın Yıldız sıradan bir ihbar için gelmişti; yolun kenarında çıplak ayaklı minicik bir kız çocuğunu görünce ise, rutin bozuldu. Küçük kız beş yaşında ancak var, yerde sürüklediği çöp torbasının içi teneke kutularla dolu. Üzerindeki ince, eski hırka tam iki beden büyük, yanakları sırnaşmış kedi gibi kirli, yüzü ise eski gözyaşı izleriyle kaplıydı.

Çocuk, göğsüne doladığı yırtık bir faniladan doğaçlama yaptığı bir askının içinde, titreyen bir bebek taşıyordu. Yüzü bembeyaz, nefes alışverişi zor duyulacak kadar zayıf. Aydın, yutkunarak adım attı. Fakirlik görmüştü, ama kendi anneliğini üstlenmek zorunda kalan bir çocuğu ilk kez karşısına alıyordu.

Küçük kız, alışkanlıktan olsa gerek, çok dikkatli hareketlerle çöp toplarken bir yandan göğsündeki bebeği rüzgardan korumaya çalışıyordu. Polis üniformasını fark edince büyük bir korku kapladı gözlerini; belli ki yabancıdan ziyade, devletin kendisinden korkuyordu.

Aydın, çömeldi ve kibarca konuştu:
Selam. Merak etme, seni kızdırmaya gelmedim. Adını öğrenebilir miyim?

Kız, kısa bir tereddüt sonrası incecik sesiyle fısıldadı:
Elif.

Minik elini yukarı kaldırıp beş parmağını gösterdi.
Peki ya o kim? diye sordu Aydın, askıdaki bebeği göstererek.

O Emir, dedi Elif. Kardeşim.

Meğer anneleri üç gece önce yemek bulmaya gidiyorum diye çıkmış, bir daha da dönmemişti. Elif çamaşırhanenin arkasında kartonların arasında yatıyor, makinelerden yayılan sıcak hava ile ısınıyor, Emire göz kulak oluyordu.

Aydın, Emirin hemen yemeğe, sıcaklığa ve bir hekime ihtiyacı olduğunu, Elifin de şefkatli bir kucak aradığını anladı. Bir yanlış hamleyle çocuklar Ankaranın gölgelerine karışabilirdi kolayca.

Cebinden bir gofret çıkardı; Elif ürkek bir utangaçlıkla aldı, minik parçalara bölerek Emire vermeye başladı.

Gece ağlıyor, dedi Elif. Sessiz olmaya çalışıyorum, kimse kızmasın diye Hiç uyuyamıyorum.

Aydın usulca yardım çağırdı. Sağlıkçılar geldi, Emire şefkatle yaklaştılar. Bebek donmuştu, ama Allahtan yaşıyordu.

Hastanede Elif kardeşinin başından ayrılmadı. Aydın da yanlarında kaldı.

Bir süre sonra sosyal hizmetler annelerini buldu; kadın gözleri dolu bir teslimiyetle, çocuklara bakamayacağını kabul etti.

Elif ve Emir acilen bir koruyucu aileye yerleştirildi.

Bir iki hafta geçti, anneleri devlet desteğiyle tedavi programına başladı ama mahkeme, çocukların düzenli ve güvenli bir hayata ihtiyacı olduğuna karar verdi.

Aydın ile eşi Zeynep yıllardır koruyucu aile olmayı gönüllerinde tartıyordu zaten tereddütsüz evet dediler.

Elifin gerçek bir yatağa ilk uzandığı o gece, başını yastığa koyar koymaz sordu:

Yine sabaha kadar ona göz kulak olmam gerekir mi?

Hayır, dedi Aydın gülümseyerek. Artık uyuyabilirsin, biz yanındayız.

Elif başını salladı; saniyeler içinde derin bir uykuya daldı.

Yıllar sonra Elif o soğuk sokağı, çöp torbalarını ve üşüyen ellerini belki de hayal meyal hatırlayacaktı. Emir ise hiç bilmeyecekti bile.

Ama Aydın hep hatırlayacaktı Bazen umudu getirmek için sadece biri gerekir; görüp, durup, geçmeyen biri. Bir insanın kararı, üç hayatı değiştirebilir.

Rate article
Lifequest
Polis, sıradan bir ihbara gittiğinde çöp taşıyan yalınayak beş yaşındaki bir kızı görünce şaşkına döndü