Bir motosikletçi, 31 yıl sonra kaybolan kızını buldu; fakat kelepçeleri ona takan da, onu gözaltına alan da kızıydı… Adam ismine yazılı plakaya bakarken, babanın ağzından dökülen o sözler yürekleri burktu…

D-400 karayolu, günün son demlerinde, adeta nefesini tutmuş gibiydi. Akşam güneşi ufukta ağır ağır alçalırken gökyüzü bakır rengiyle parıldıyor, ince uzun asfalt yolu göz alabildiğine uzanıyordu. Yıllardır motosikletinin titreşimli sesi Arda Gürkanı hayatta tutmuş, geçmişin ona yetişmesini hep biraz geciktirmişti.

Birdenbire dikiz aynasında ışıklar çaktı.

Kırmızı. Mavi. Kararlı, sert ve göz ardı edilemeyecek kadar keskin.

Arda, hiç telaşlanmadan yolun kenarına çekip motorunu susturdu. Derin bir nefes aldı. Sebebi belliydi: Arka farı yine arızalanmıştı. Sabah tamir etmeye niyet etmiş, ama zaman dediğin hep olduğu gibi ellerinden kayıp gitmişti. Yalnızlık bazı alışkanlıkları kazandırırken, bazılarını da söküp atıyordu insanın içinden.

Yola alışmıştı; ama insanın kalbini altına üstüne getiren rastlantılara asla alışamazdı.

Kaskını çıkarmadan ellerini gidonda tuttu. Çakılların üzerinde emin, sakin adımlar duyuldu.

İyi akşamlar, beyefendi.

Sesi yumuşak ama kararlı, genç ve biraz mesafeliydi; bir kadına aitti.

Neden sizi durdurduğumu biliyor musunuz? dedi memur.

Arda başını hafifçe salladı.

Sanırım far yüzünden, dedi sesi yıllarca yollarda ve rüzgârda yıpranmış birinden çıkan kısıklıkla.

Doğru. Lütfen ruhsat ve kimliğinizi verir misiniz?

Ceketinin iç cebine uzandı. Parmakları hafif titriyordu cüzdanı çıkarırken. Belgeleri uzattı, ardından başını kaldırdı.

O an içindeki zaman sanki durdu.

Memur, birkaç adım ötesinde, dimdik duruyordu. Üniforması düzgün, duruşu profesyoneldi. Göğsündeki rozet alacakaranlıkta parlarken, isimlik göze çarpıyordu: Memur Ceyda Alp.

Ceyda.

O ismin ağırlığı, polis ışıklarından daha güçlüydü.

İçini bir sıkışma kapladı, nefesi kesildi. Kendi kendine, bu bir tesadüf, hafıza oyunu demeye çalıştı; yine de gözleri kaçamadı.

Bakışlarında büyükannesinin izleri vardı karanlık, derin ve nadiren yumuşayan o gözleri. Sol kulağının hemen altında, ince bir hilal şeklinde ben, göz ucuyla görülecek kadar küçüktü.

Aynı dikkatli bakışlar, tanıdık, neredeyse ailevi hareketler.

Ve o iz Yıllarca aradığı işaret.

Bacakları güçsüzleşti. Dünya, motor, polis aracı uzaklaştı, yalnızca geçmiş kaldı.

Otuz bir yıl

Otuz bir yıl boyunca tam da bu işareti aramıştı.

Ceyda tekrar belgelerine baktı:

Arda Gürkan Hâlen Kadıköyde mi oturuyorsunuz?

Evet, memur hanım, dedi, alışkanlıkla.

Kimse adını soyadını bu şekilde anmazdı artık. Yıllar süren yolculuklar ve rastgele tanışıklıklardan sonra ona Gölge lakabı takılmıştı: Bir var, bir yok, hiçbir yere kök salamadan sürüp giden bir hayalet.

Onun yüzünde değişen bir ifade yoktu. Elbette, bir çocukken kimliği değiştirildiyse, başka bir soyadıyla büyütüldüyse, neden memur genç bir kadında bir şeyler değişsin bu isimle?

Yine de Arda küçük ayrıntıları kaçırmadı; ağırlığını hafifçe arka bacağına vermesi, sinirle bir tutam saçı kulağının arkasına sıkıştırması, kağıtlara dalgın dalgın bakması O hareketleri bir zamanlar kızına ait çocuk ellerde görmüş, bir damla boyayla yerde otururken izlemişti.

Beyefendi, Ceydanın sesiyle gerçekliğe döndü, Lütfen motorunuzdan inin.

Sesi nazikti ama işin gereği mesafeli: bu bir görevdi, kişisel değildi.

Kafası karışıktı. Ağır ağır indi, vücudu eskiyip sızlasa da önemsemedi; hatıralar fırtına gibi birbirine çarpıyordu.

Bir zamanlar minik bir el parmağını tutmuş, fısıltıyla Seni bulacağım. Daima diye söz vermişti.

Bebekken kucağına alışını, geceleri usulca kendine verdiği pes etmeme sözünü hatırladı. Sonra bir gün eve döndüğünde sadece o soğuk boşlukla karşılaşmıştı. Ne bir not, ne bir iz Yalnızca yılları esir alan bir sessizlik.

Aramıştı kızını; belgelerden, telefonlardan, rastgele ipuçlarından, yabancı hikâyelerinden Sonra izler kaybolmuştu. Hayat devam etti başka şansı yoktu. Ama içindeki arayış hiçbir zaman tükenmemişti.

Lütfen ellerinizi arkaya alın, dedi Memur Ceyda.

Söyledikleri anca idrak etti. Sonra serin metal kelepçeyi bileklerinde hissetti.

Dondu kaldı.

Ceyda kelepçeyi usulca, profesyonelce taktı en ufak bir sertlik yoktu.

Ödenmemiş bir trafik cezanız görünüyor ve işlemler için merkeze götürmem gerekiyor, dedi, soğukkanlılıkla.

Bir kağıt hatası, belki farkında bile olmadığı önemsiz bir ceza Anlamını yitirmişti o an.

Önemli olan tek şey, yıllardır kayıp olan kızı karşısında duruyordu ve o sırada onun kim olduğunu bilmeden görevini yapıyordu.

Ceyda bir adım geriye çekildi, gözlerine dikkatlice baktı. Yüzünde bir anlığına farklı bir şey belirip kayboldu belirsiz bir sezgi, hafif bir kuşku, tanıdıklığa dair bir kırıntı.

Arda, yıllardır peşinde koştuğu geçmişi onun yüzünde görüyordu.
Ceyda ise karşısında bir yabancı vardı, ama nedensiz bir şey gözlerini kaçırmasına engel oluyordu.

Memur Hanım, diye fısıldadı Arda.

Ceyda temkinli, fakat açık sözlüydü:

Buyurun?

Bir şey sorabilir miyim?

Cevap gelmeden önce aralarında ağır bir sessizlik oldu.

Hızlıca, dedi.

Kaşınızın üzerinde küçük bir iz var, hiç merak ettiniz mi nereden geldiğini?

Ceyda kelepçenin zincirini biraz daha sıkı kavradı.

Anlayamadım?

Üç yaşındaydınız, yumuşakça anlattı Arda. Evdeki kırmızı üç tekerlekli bisikletten düşüp yaralanmıştınız. Beş dakika ağlamış, sonra dondurma istemiştiniz, sanki hiçbir şey olmamış gibi.

Hava ağırlaştı, kelimeler arasında bir sessizlik yayıldı.

Ceydanın gözleri biraz daha açıldı küçücük ama yeterli; Arda biliyordu, cümle tam yerini bulmuştu.

Bunu nereden biliyorsunuz? dedi sesi titrekleşerek.

Uzaktan arabalar geçti, ama sesleri başka bir âlemden geliyordu. Güneş ufka daha da yaklaşırken gölgeler asfalta döküldü.

Arda yutkundu.

Çünkü o gün yanındaydım, dedi. Seni yerden kaldırıp eve taşıyan bendim.

Ceyda, onun yüzünü okurcasına dikkatlice baktı, duyduklarıyla gördüklerini birleştirmeye çalışıyordu. İçinde eğitimin öğretemediği bir sezgiyle şüphe ve tanıdıklık savaşıyordu.

Ve o an, paralel akan iki hayatın yolları ilk kez kesişti.

Bu karşılaşma ikisi için de yeni bir başlangıcın işaretiydi.

Son: Sıradan bir trafik çevirmesi, tahmin edilemez bir buluşmaya dönüştü. Arda, yıllardır hasret kaldığı cevaplara elini uzatırken, Ceyda ise geçmişindeki eksik parçanın ilk izini buldu. Bundan sonra hayatlarının rotasını sirenler ve evraklar değil, içlerindeki hakikat belirleyecekti.

Rate article
Lifequest
Bir motosikletçi, 31 yıl sonra kaybolan kızını buldu; fakat kelepçeleri ona takan da, onu gözaltına alan da kızıydı… Adam ismine yazılı plakaya bakarken, babanın ağzından dökülen o sözler yürekleri burktu…