Çoğumuz sokakta yaşayan insanlara göz ucuyla dahi bakmamaya çalışarak yanlarından hızla geçeriz. Vicdanımızı susturmak için avuçlarına birkaç kuruş bırakır, ardından onları hemen unuturuz. Peki ya o görünmez sandığınız kişi, aslında yaklaşan tehlikeyi görüp sizi uyaracak tek insansa?
Bu hikâye sıradan bir ofis çalışanı olan Deryanın bir akşamla değişen hayatının öyküsü.
1. Sahne: Alışılageldik Bir İyilik
Gün yine koşturmacayla geçmişti. Derya, her zamanki gibi telaşla yolda yürüyordu. Yolunun üstündeki bankta yine o yaşlı, iri beyaz sakallı Hüseyin Amca oturuyordu; her gün gördüğü, tıpkı bankın kendisi gibi sokaktan ayrılmayan bir adam. Derya bir anlık içgüdüyle alışverişinden aldığı taptaze simidi, yanına da birkaç lira bırakıp Hüseyin Amcanın kucağına koydu. Hüseyin Amca sadece başını hafifçe eğerek ona bilge ama üzgün bir bakış attı.
2. Sahne: Korkutucu Karşılaşma
Aynı akşam, sokaklar alacakaranlığa bürünürken Derya cep telefonuna gömülmüş halde eve yürüyordu, sosyal medya akışında kaybolmuştu. O bankın önüne geldiğinde, Hüseyin Amca aniden ayağa fırladı. Yüzünde gerçek bir panik: gözleri fal taşı gibi açılmış, elleri titriyor, yolu kapatmıştı.
3. Sahne: Yanlış Anlama
Derya korkudan geri çekilip çantasını sıkıca kendine çekti. Sanmıştı ki, zavallı amcanın gözü hâlâ parası ya da simidindeydi.
**DERYA:** Kusura bakmayın, bugün üzerimde nakit yok. dedi telaşla.
4. Sahne: Hayati Uyarı
Hüseyin Amca başını hararetle salladı. Deryanın kabanının kolundan yakalayıp, fısıltıya yakın bir sesle konuştu:
**HÜSEYİN AMCA:** Para değil mesele. Yukarıya çıkma!
5. Sahne: Korku Dorukta
Derya kurtulmaya çalıştı; yüreği ağzında. Tonton ihtiyarın artık aklını yitirdiğini sandı.
**DERYA:** Bırakır mısınız kolumu, korkutuyorsunuz beni!
6. Sahne: Acı Gerçek
Hüseyin Amca bırakmadı. Titreyen parmağıyla karşı apartmandaki, Deryanın penceresini gösterdi.
**HÜSEYİN AMCA:** Her sabah seni takip eden adam var ya… Onu az önce senin yedek anahtarınla kapını açarken gördüm, bak tam beş dakika önce!
7. Sahne: Buz Gibi Bir Şok
Deryanın içi çekildi; kemiklerine kadar soğuk ter döktü. Yavaşça bakışlarını üçüncü kattaki camına kaldırdı. Sabah evden çıkarken açık bıraktığı ışık bir anda söndü. O anda, odada bir gölge hareket etti. Deryanın ağzı kapanmadı; korkudan nefesini tuttu.
Final
Derya yerinden kıpırdayamazken, Hüseyin Amca hemen devreye girdi.
**HÜSEYİN AMCA:** Sakin ol. Şimdi buradan uzaklaş. Hemen polisi ara! dedi ve Deryayı binanın köşesinden hızla uzaklaştırdı; neredeyse apartmanın görüş alanından çıkardı.
Titreyen parmaklarıyla Derya 155i aradı. Durumu aktarmaya çalışırken Hüseyin Amca adeta canlı bir kalkan gibi apartman girişini dikkatle gözlüyordu.
Yedi dakika sonra Deryaya ömür gibi gelen bir zaman dilimi siren sesleriyle iki polis arabası sokağa girdi. Ekipler binaya koştu. On dakika sonra, elleri kelepçeli bir adam aşağıya indirildi. Derya neredeyse bayılıyordu; o, son aylarda yemek siparişi getiren genç kuryesiydi! Ceplerinden onun anahtarının izini taşıyan bir kalıp ve bir çakı çıktı.
Ortalık sakinleşince Derya dönüp Hüseyin Amcaya sarılmak istedi, teşekkür etmek için. Fakat Hüseyin Amca çoktan yine görünmez olmuş, bankında sessizce oturuyordu.
**DERYA:** Nasıl anladınız? diye sordu, gözleri dolmuş halde.
**HÜSEYİN AMCA:** Koca gün oturacak yerin tek avantajı, her ayrıntıya dikkat etmek. Üç haftadır seni izliyordu. Ama bu akşam bu akşam gözlerinde karanlık bir şey vardı.
Derya teşekkürle yetinmedi, Hüseyin Amcanın sosyal hizmetlerden barınak bulmasına yardımcı oldu, tedavisinin masraflarını üstlendi. Bu yaşananlar Deryaya hayatının dersini verdi: Kimsenin dış görünüşüne göre yargılama; bazen başını sokacak bir çatısı olmayan birisi, senin tek gerçek koruyucun olabilir.



