Elena bütün gün mutfakta yemek yaptı. Kapı çaldı. Tolga’nın akrabaları geldi ve sofraya yerleştiler.

Elif bütün günü mutfakta harcadı. Derken kapı zili çaldı. Tolganın akrabaları gelmiş, hemen sofraya yerleşmişlerdi. Ee, et nerede? diye sordu teyzesi. Bakın, işte fırında dolma hindi, diye nazikçe karşılık verdi Elif. Teyze, gayet gösterişli bir şekilde kalktı masadan: Bu yenmez ki! Biz eve gidiyoruz. Tolga da onun arkasından kalkarken, Sen de Tek başına yaşa bakalım, madem yemek yapmayı bilmiyorsun! deyip hızla çantasını toplamaya başladı.

Merhaba, Gülcan? Ben Elif. Ne? ELİF diyorum, çekmiyor telefon galiba! Niye mi aradım? Gülcan, bu sene sizlere gelemeyeceğim, diyorum, bayramda gelmeyeceğim. Niye mi? Ne gerek var? Sen, kocan Ekremle olacaksın, kızın da kocası ve çocuklarıyla. Ben? Ne olacak, ton balıklı salata yerim, sonra ikiye katlanmış taksiciye para bayılırım. Ya, ben başkasının evinde uyuyamıyorum, biliyorsun. Eee, ne yapacağım? Yatarım herhalde, dedi Elif, karışık cızırtılar eşliğinde büyüdüğü mahalleden arkadaşı Gülcanı aramıştı. Son beş yıldır bayramları, yılbaşını onunla kutlamaya alışmıştı.

Ne? Sen de beni arayacaktın? Siz nereye? Bursaya, Ekremin teyzesine mi? Gidene hayırlı yolculuk! Sorun ne? Kim geliyor? Sude mi? Hangi Sude? Ha, yeğeninmiş Yani bir misafir mi gelecek bana? Sen de biliyorsun, yabancı sevmem evde. Tamam hadi, kıramam seni, gelsin bakalım. Of ya, yine kesildi hat, deyip biraz sinirli telefonu kapadı.

Biraz oturdu, düşündü: Belki de yalnız olmamak iyidir yılbaşında. Sonra aklı başına geldi; hiç değilse bir salata yapmalı misafire. Kendisi iki tostla doyardı ama misafire ikram lazım. Hemen patatesi, havucu haşlamaya koydu, yeşilliği yıkadı.

Eskiden, Tolgayla evliyken, bu kadar boş durmazdı. Daha ay bitmeden Tolganın köy tayfası eve yığılırdı. Sonrası tam bir mutfak kaosu: buhar, sıcak, açık pencere bile fayda etmezdi. Kelle paçadan tut, börekler, köfteler Her taraf yağ içinde. Elif sadece koşturmaktan kafasını çıkaramazdı. Ya balkon soğutmaya kazan taşır, ya da salata için sebze soyardı. Zaten onu mutfağa almazlardı, bir sefer avokadolu salata yaptığı için.

Böyle iğrenç bir şey yemedim, demişti Tolganın teyzesi. Herkes de başını sallamış.

O kendi ailesinde öyle demiyor, diye Elif içerlenirdi, onlarda her şey mayonezden taşardı, kaşıktan süzüle süzüle dökülürdü. Kayınlar hemen oturur, memlekettin ev yapımı rakısını denerlerdi. Ayın son günü zar zor gece yarısına kadar dayanırdılar.

Ayın ikisinde ise hepsi gider, evde ne varsa silip süpürüp, içip içip ayrılırlardı. Dağınık ortalığı toplamak Elife kalırdı. Bir hafta mutfağı, salonu temizlerdi. Tolga ise köyde kutlamayı sürdürür; eve suratı asık, kirli sakalıyla bir gelir ki görme. Her yıl akrabası ona, Ne biçim kadın, yemek yapmayı beceremiyor, diye bir şeyler söylerdi, Tolga da kavga açardı. Bir de sürekli eski sevgilisi Meleki diline dolardı, sanki Elif onu ayartmış gibi. Elif ise söylenişe katlanır, basiretsizliğine inanırdı; çünkü Tolganın alışık olduğu yemekleri yapamıyordu, etli, ağır, bol yağlı şeyler…

Tek dertleşeceği, büyüdüğü mahallenin fırlama kızı Gülcandı. O da bir süre sonra Elifin sürekli şikayetinden sıkılmış, bir çözüm üretmişti. Tüm akrabaları aramış, Bakın, hep ben hazırlayacağım sofrayı, siz de yılbaşından bir gün önce gelin, diye şart koşmuştu. Gülcanla tüm gün mutfakta kalıp, hafif, ama doyurucu mezeler hazırlamışlardı. Akrabalar gelmiş, oturmuştu:

Nerede et? diye sordu teyzesi burnunu kıvırarak.

Şurada dolma hindi var işte, dedi Elif tatlı tatlı.

Ee, püre nerede? Teyze işi bırakmadı.

Gösterişli bir biçimde ayağa kalktı: Ot mu topladın, kızım? Hadi Fehmi, beni eve götür! dedi.

Herkes kalkıp üstünü başını giydi, çat diye kapıyı çarpıp çıktılar.

Tolga, Sen de iyisin ha… diye bir iç çekti.

Bekle, sizle geleyim bari diyerek ardından fırladı.

Elini çabuk tut, çantayı unutma! deyip Elif bir sırt çantası daha tutuşturdu eline.

Sen evde kal, dırdırcı! Bak ben yalnız kalmam ama sana bol şans! dedi Tolga, toparlayıp gitti.

Tam tenceredeki sular ocaktan taşarken Elif kendine geldi. Kapağı açınca kapı zili yeniden çaldı. Herhalde Sude geldi, diye düşünerek açtı kapıyı. Sonra şaşkınlıkla, Sude nerede? diye sordu.

Kırklı yaşlarında bir adam gülümsedi: Benim. Kendimi tanıtayım; ben de Ekremin yeğeniyim, adım Ali İhsan. Bayram için sürpriz! Ama onlar Bursada. Siz Elifsiniz sanırım?

Elif kafasını salladı, Ama Gülcan bana kız yeğen gelecek demişti diye kekelemeden edemedi.

Ali İhsan güldü: Herhalde yanlış anladınız ya da hatlardan kaynaklıdır.

Elif hatlardaki cızırtıyı hatırlayıp başıyla onayladı: Olabilir. Buyurun, madem geldiniz.

Üzülmeyin, bir gecelik misafirim. 1 Ocak akşamı biletim var; erken bulamadım. Çok rahatsız etmem sizi.

Elif mutfağa gitti, sebzeleri süzüp kenara aldı.

Ali İhsan şakacı bir ifadeyle, Yoksa sadece bir tabak salatayla mı yılbaşı kutlayacaksınız? diye sordu.

Elif hiç beklemeden tersledi: Siz tam donanımlı sofra mı istiyorsunuz? Hindi, köfte, dev tabaklar mı?

O ise yanıtladı: Yok canım, ben öyle şeyler sevmem! Ben balıkçıyım, balık severim.

Elif, Bende balık yok, doğru düzgün pişirmeyi de bilmiyorum ki zaten! dedi.

Adam ayakkabısını çekerken, Hiç takılmayın, şimdi o işi halledip geleceğim! deyip, Elif itiraz edemeden kapıyı çekti gitti.

Elif gülmekten kendini alamadı. Kocaman kadın beklerken, dinç bir adam çıkagelmişti.

Ali İhsan bir buçuk saat gelmedi. Elif, Dışardan, yabancı, kayboldu mu acaba? diye endişelendi. Tam o sırada kapı tekrar çaldı.

Kapıyı açar açmaz çıkıştı: Nerede kaldınız, ödüm koptu vallahi! Fakat karşısındaki önce bir saksıda pırıl pırıl bir çam ağacı, ardından poşet dolusu yiyecek taşıyordu.

Elinizdeki de ne? deyince, Ali İhsan, Yılbaşı çamı olmazsa yılbaşı mı kutlanır? Ayrıca mandalina ve köpüklü içecek de var; hadi bakalım, mutfağa! Başlayalım hazırlığa, dedi, yüzünde kocaman bir gülümseme.

Sonra ikisi, kah gülerek kah şakalaşarak süsledi çamı, birlikte mutfağa geçtiler; Elif, Ali İhsanın yönetiminde karidesleri, balığı soydu, adam ise fırında mis gibi yayın balığı yaptı.

Geceyarısı her şey hazırdı. Köpüklü meyve içeceği şişesini açtırdılar, bardaklarda kabarcıklar kıpraştı. Tam 00.00da kadeh kaldırdılar: Yeni yılda, yeni mutluluklara! dediler ve içtiler. Sonra sohbet başladı:

Ben evlenirken başka biriydi sanki, dedi Elif buruk bir gülümsemeyle. Belki de ben yanılmışımdır. Sonra kaba, anlayışsız biri oldu; beni hep eleştirirdi. Neyse, tamam, benden bu kadar. Siz evli misiniz?

Ali İhsan derin bir nefes aldı: Artık değil. Klasik hikâye Uzun yol şoförüyüm; bir döndüm başkasıyla. Ben döner dönmez boşanma davası açacağım. Ama konuştukça hüzün bastı, hadi siz-bizden çıkıp biraz komik anılara dönelim.

Elimdekiyle bahse girip kestane ağacına tırmandığımı, sonra korkudan ağlayıp kalan akşamı amcamın getirmesine kadar ağacın üstünde geçirdiğimi unutamadım, dedi Elif gülerek.

Ali İhsan kahkahayla ekledi: Ben de okulda müdürün sandalyesini yere yapıştırdım; babam kemerle iyice bir dövmüştü!

Sabaha kadar güle oynaya hayatlarının en saçma sapan, eğlenceli anılarını konuştular. Sonunda Elif esnemeye başladı, Ali İhsan da gülümseyerek, Hadi, yat artık! Masayı ben toplarım! dedi.

Elif kalkıp odasına gitti, gözünü kapadığı an uyuyakaldı.

Sabah, Ali İhsan nazikçe uyandırdı.

Elif, benim gitmem gerek. Kapıyı üzerimden kilitlersin.

Elif fırladı: Eyvah, akşam mı oldu? Niye önceden uyandırmadınız?

O, Elifin alnından bir tutam saçını düzeltti ve gülümsedi: Çok tatlı uyuyordun kızım, uyandırmaya kıyamadım. Ama gidip otobüse yetişmem gerek şimdi.

Elif, onu kapıya kadar geçirdi: Güle güle Hakikaten, bu bayram bana çok iyi geldiniz, teşekkürler, dedi hafif buruk.

Ali İhsan bir an durdu, sonra kararlı şekilde: Tekrar gelebilir miyim? Yani işlerim yoluna girince

Elifin yüzünde güller açtı: Tabii ki, gel mutlaka, seni bekle

O tam kapıdan çıkarken Elifi öptü, O halde, yeniden görüşmek üzere, dedi sessizce.

Ve Elif kapıda uzun süre kaldı; aşkı, yeni başlangıcı düşünerek gülümsedi. Hayat bazen öyle garip; yıllarca tanıdığını sanırsın biri meğer sana göre değilmiş. Bir gün tanırsın birini, kalbin baştan yazılır. Ne derlerse desinler, yılbaşında mucizeler olur; tesadüfler, yeni bir aşk ve yeni bir hayatın kapısını aralar.

Rate article
Lifequest
Elena bütün gün mutfakta yemek yaptı. Kapı çaldı. Tolga’nın akrabaları geldi ve sofraya yerleştiler.