Kocam boşanmak istediğini söyleyince ve on yaşındaki kızım mahkemede hâkime dönüp, Size annemin bilmediği bir şeyi gösterebilir miyim? deyince her şey bambaşka bir hal aldı, inan bana. Hâkim şaşkınca kabul etti ve kızım video oynatmaya başlayınca gerçekten odada zaman durdu gibi oldu.
Kocam, yani Serkan, bir anda haber vermeden boşanma davası açınca altımdan zemin kaymış gibi hissettim. On iki senelik evliliğimiz vardı on iki yıl boyunca ev kredisi, doğum günleri, rutinler… Hepsini birlikte yaşadık. Ama son zamanlarda Serkan iyiden iyiye uzaklaşmıştı; sürekli işte kaldığını söylüyor, Stres var, yetişmem gereken işler var, bilirsin, diyordu. İnanmak istedim, gerçekten istedim ama, işte bazı şeyler insanın gözüne baka baka belli ediliyor. Farketmek istemedim belki de.
On yaşındaki kızım Bade ise, sandığın gibi ağlayıp sızlamaz, soru da sormazdı. Sessizce izler, dinler, olan biteni içinden anlamaya çalışırdı. O korkusunu gözlerinin derinlerine saklamayı becerirdi.
Derken o mahkeme günü geldi çattı. Sabah Bade, benimle gelmekte ısrar etti. Gelmek zorunda değilsin kızım, dedim. Ama öyle bir ciddiyetle Anne, gelmem gerek, dedi ki… O ses tonu bambaşkaydı, tarif edemem.
Mahkeme salonunda Serkan avukatıyla karşıma oturdu, bir an olsun göz göze gelmemizden kaçındı. Hâkim başladı; mal paylaşımı, velayet meselesi, görüşme saatleri… Mideme taş oturmuş gibiydi, içim içimi yiyordu.
Sonra, hiç beklemezken, Bade ayağa kalktı.
Sayın hâkim, dedi. Sesi titrek ama kararlıydı. Size bir şey gösterebilir miyim? Annem bilmiyor.
Hâkim kısa bir duraksama yaşadı, şaşırmıştı. Önemliyse, gösterebilirsin, dedi.
Bade, elinde sımsıkı tuttuğu tabletiyle kürsüye yürüdü. Nefesim kesildi; Ne yapıyor bu çocuk, ne saklıyor bu zamandır? diye düşündüm.
Ekrana dokundu.
Video açıldı.
İlk önce salonumuzdan görüntüler: kahkahalar, ayak sesleri, fısıldamalar… Sonra görüntü netleşti Serkan, bizim salonda ama yanında başka bir kadın. O kadını daha önce hiç görmemiştim. Kadın, Serkanın göğsüne başını yaslamış, çok yakın duruyorlardı. Serkan defalarca öptü onu.
Mahkeme salonunda derin bir sessizlik oldu.
Serkanın avukatı ifadesi yarıda kaldı, herkes donup kaldı.
Bense olduğu yere mıhlanmış gibi oldum.
Hâkim öne eğildi, gözlerini kısarak videoya bakıyordu.
Beyefendi, dedi, Bunu açıklamanız gerekecek.
Ve işte, tam o an… Bütün evlilik, dava süreci ve geleceğimiz bir anda bambaşka bir yola girdi…
Videoyu hâkim durdurdu, mahkeme salonundaki klimanın sesi bile çekilmez, bir uğultuya dönüştü. Serkanın yüzü bembeyaz oldu; sudan çıkmış balık gibiydi resmen.
Avukatı ona eğilip bir şeyler fısıldadı ama Serkan başını salladı, gözlerini Badeden ayırmıyordu.
Hâkim tekrar sordu.
Küçük hanım, bu videoyu nereden buldun?
Bade tableti göğsüne bastı, zor nefes alır gibiydi.
Ben kaydettim, dedi. Aslında izinsiz çekmek istemedim ama…
O gün okuldan erken dönmüştüm. Babam evde olduğumu bilmiyordu. İçeriden ses geliyordu, annem zannettim, eve döndü sandım. Ama baktığımda annem değildi oradaki.
Yutkundu.
Ne yapacağımı bilemedim. Videoyu sakladım çünkü… babam her şey yolundaymış gibi davranıyordu ve birinin doğruları bilmesi gerekiyordu.
O an göğsümde taş gibi bir şey büyüdü. Benim küçük, sessiz, hassas kızım bu sırrı hep kendi başına taşımış, hiç anlatmamış bana, kimseye… Ateş gibi elinde tutmuş doğruları, tek başına.
Serkan sonunda ayağa kalktı.
Sayın hâkim, açıklayabilirim…
Ama hâkim elini kaldırıp sözü kesti.
Oturun lütfen. Böyle bir şeyin izahı, hele ki kızınızın önünde, olmaz.
Serkan yığıldı koltuğuna.
Hâkim bu sefer bana döndü.
Hanımefendi, siz bunları biliyor muydunuz?
Başımı salladım.
Hayır, sayın hâkim. Hiçbir şeyden haberim yoktu. Sadece birbirimizden uzaklaştığımızı sanıyordum.
Hâkim başını salladı, ifadesi sertleşti.
Bu video; dürüstlük, sorumluluk, ebeveynlik ile ilgili ciddi sorulara yol açıyor. Özellikle kızınızın iyiliği için…
Bade yanıma gelip sarıldı, yıllardır yapmadığı gibi içime sokuldu adeta. Sarıldım, minik vücudu titriyordu.
Serkan ağlamaklı bir sesle,
Badeciğim… Çok üzgünüm, dedi.
Ama Bade ona bakmadı bile.
Hâkim bir şeyler not edip kürsüden konuştu:
Bu delil ışığında, velayet şartlarını tekrar değerlendireceğim.
Şimdilik tam velayet anneye verilecek. Baba, gözetimli olarak kızını görebilecek; ileride tekrar inceleme yapılacak.
Salonda şokla karışık bir sessizlik vardı. Yani, ben zafer falan hissetmedim. Karman çorman bir şeydi: hüzün, rahatlama, öfke ve derin bir keder birbirine karıştı.
Ama en çok hissettiğim şey: açıklık, netlikti.
Aylar sonra ilk defa, karanlığa saklanabilecek hiçbir şey kalmamıştı.
Duruşma bitip de salondan dışarı çıktığımızda ortalık kıyametten sonra gelen sessizliğe benziyordu. Bade elimi öyle sıkı tuttu ki, bırakırsam kaybolacak sandı. Eğilip göz hizasına geldim.
Böyle bir şey yüklenmek zorunda değildin kızım, dedim. Kimse bu kadar ağır bir şeyi tek başına taşımamalıydı.
Gözleri doldu.
Anne, kimseye zarar vermek istemedim. Sadece… babamın daha fazla yalan söylemesine dayanamadım. Korkuyordum.
Gözlerinin içindeki o dürüstlük beni paramparça etti.
Çok cesurdun, dedim. Bundan sonra ne olursa olsun, ne korkutursa seni, bana geleceksin. Bir daha hiç tek başına taşımayacaksın böyle şeyleri.
Başını salladı ve boynuma sarıldı.
O sırada Serkan yavaşça yaklaştı; aramızda mesafe bıraktı ama mahcup, bitkin görünüyordu sanki onca yanlış yıllar bir gecede üstüne yığılmış gibi.
Özür dilerim, diye fısıldadı. Asla onun göreceği bir şey olacağını düşünmemiştim. Düzeltirim sanmıştım, her şey patlamadan toparlarım sandım.
Ama patladı işte, dedim. En çok da Bade etkilendi.
Başını önüne eğdi, gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Haklısın. Mahkemenin dediği her şeyi yapacağım. Kızım için ne gerekirse…
Cevap vermedim. Bu tür yaraların öyle kolay konuşulacak yanı olmuyor zaten.
Sonraki hafta; hayat yavaş yavaş şekil aldı. Avukatlar aradı, belgeler imzalandı. Badeyle ben, yeni alışkanlıklar edindik küçük şeyler, huzur veren şeyler; ev tekrar güvenli, sevgi dolu hissettirdi.
Bade daha çok gülümsemeye başladı. Uykuları düzeldi. Ben bile, dürüstlüğün sonunda gün yüzüne çıkmasından içten içe huzur buldum, nefes aldım.
Serkan, mahkemedeki kurallara göre gelip Badeyi görebildi. Bazen konuştu Bade, bazen konuşmak istemedi. Yaraların sarılması zaman alacak, biliyorum. Güven hemen geri gelmez.
Ama yeniden kuruyoruz hayatı. Yavaş, dürüst, birlikte.
Buraya kadar dinlediysen, düşüncelerini paylaşmanı isterim. Vallahi içimi döktüm sana…




