30 Aralık, akşam
Bugün kendimi gerçekten ilk kez cesur hissettim, belki de yıllardır içimde birikenleri dışarıya döktüğüm için… Yine marketten döndükten sonra mutfakta alışveriş poşetlerini yerleştiriyordum. Okan, salonun köşesindeki koltukta telefonuna gömülmüş, başını bile kaldırmıyor. İçimde fırtına koparken onun bu vurdumduymazlığına artık sabrım tükendi.
Farkında değil misin, Okan? dedim sonunda usulca, göz ucuyla ona bakarak.
Neyin farkında değilim? dedi alışageldiği o ilgisiz ses tonuyla.
Tam yedi yıldır, her yılbaşı gecesi ocak başındayım. Senin annen ve Sevda ablan masada oturup benim yaşlandığımı konuşurken ben mutfakta eve kölelik yapıyorum. Artık yoruldum, Okan. Bu yıl orada olmayacağım.
Okan nihayet elinden telefonu bırakıp bana döndü.
Ne anlatıyorsun Allah aşkına? Ailecek buluşmamız bizim geleneğimiz! Annem gelecek, Sevda ablalar çocuklarla Hepsi bekliyor.
Onlar senin ailen! Ben ise sadece hizmetçiyim aranızda. Bu yıl Kaanı alıp babamlara gidiyorum. Babam bahçeye buz pateni alanı yaptırmış, oğlum günlerdir ondan bahsediyor. İster gel, ister burada kal seçimini yap.
Donup kalmıştı Okan, cevapsız kaldı.
Ciddi misin, Zeynep? Olmaz böyle şey! Herkes hazırlık yaptı, annem yüklü alışveriş yaptı, Sevda da hediyeleri getirecek. Sen şimdi her şeyi mahvediyorsun!
Elimdeki soğan poşetini masaya fırlattım sinirle.
Herkes mi? Hiç umurumda değil. Otuz sekiz yaşındayım ben, başkaları mutlu olacak diye yaşamaktan bıktım.
Bunlar senin eş olarak sorumlulukların! Kim yemek yapacak peki?
Bilmiyorum. Annen yapsın, Sevda ablan yapsın, belki de kendin yaparsın, ne dersin?
Omuz silkti, gülümsedi küçümseyerek.
Gitmezsin ki, dedi. Bir gün sonra pişman olup vazgeçersin.
Hiç cevap vermedim. Sırtımı döndüm. Okan koltuğa geri dönerken emin adımlarla kararımı uygulamaya başladım.
Sabah 30 Aralık
Erken kalkıp Kaana fısıldadım:
Hazırlan, oğlum. Dedene gidiyoruz.
Gerçek mi? Patene binecek miyim? Peki babam gelmiyor mu?
Hayır, baban bu yıl evde.
Kaan biraz üzüldü ama gene hevesle arkadaşını davet etti, Deryayı
Valizimizi hazırlarken Okan şaşkınca köşeden bakıyor:
Delilik bu! Kafanı topla, Zeynep!
Gözlerine baktım; içimde bir huzur vardı. Yedi yıl sonra ilk kez kendim için karar verirken buldum kendimi.
Kaanı çağırıp çıkarak evi terk ettik.
Yılbaşı Akşamı
Okan, saat beşte mutfakta bir tavuğu tutmuş çaresizce dolanıyor. En ufak bir hazırlık yapılmamış. Annemden yardım istedi, cevap donuk ve sertti:
Zeynep gitmişse ben yemek yapmam, bu damadın değil gelinin görevidir! Masayı sen hazırla, ben sekizde gelirim.
Bir süre sonra Sevda aradı, öfkeliydi.
Sen bizimle oyun mu oynuyorsun, Zeynep gitmiş, biz ne yiyeceğiz? Ben başkasının mutfağında hizmetçi miyim?
Telefonu suratına kapattılar. Okan, soğuk mutfakta, sofra başında yalnız kaldı.
Aynı akşam
Okan, babamların evinin önünde durdu. Arabanın koltuğuna bir kutu çikolata ve şampanya koymuş. Bahçede renkli ışıklar altında Kaan, dedesiyle ve çocuklarla buz pateni yapıyor. Kapıyı babam, Mustafa Emre Bey, açtı.
İçeri gel, oğlum. Dışarıda dondun, dedi.
Evin içi yeni yıl kokuyor; kanepe üstünde annemle birlikte salata doğruyorum. Dayım Hakan ve komşu Hasan Bey mutfaktalar, gülüyorlar, muhabbet ediyorlar. Okan içeri çekingen, sessiz oturdu. Babam yanına oturdu:
Ne bakıyorsun öyle? Gel de yardım et, ya da boşuna oturma.
Ben yemek yapmam ki
Babam gülümsedi.
Herkes mutfakta usta olarak doğmadı. Patatesleri soymakla başla.
Okan, eline bıçağı ilk kez aldı. Hakan da teşvik etti:
Ben karıma mutfakta ilk kez 35 yaşımda yardım ettim, artık çoğu işi ben üstleniyorum.
Köşeden izledim; Okan ilk kez elleriyle bir iş yapıyordu. Nihayet akşam yemeğinde herkes birlikteydi. Kaan dedesiyle oyunlar oynadı, ben kırmızı elbisemle masada oturdum. Sevdiğim insanların yanında, kendim olabildiğim bir kadın gibi hissettim. Hiç kimseye yemek taşımadım, sesimi yükseltmedim, sadece gülümsedim. Okan’ın bakışı hayatımda hiç görmediğim kadar farklıydı.
Dönüş Yolunda 9 Ocak
Özür dilerim, dedi, arabayı kullanırken.
Neyin özrü bu?
Senin yükünün farkına varmadım. Annemle Sevda’nın sana dayattıklarını ben de normal sandım, sustum…
Kısa bir süre sessiz kaldım.
Sadece ben geri döneyim diye mi, yoksa gerçekten anladın mı?
Anladım. Senin ailende herkes birbirine yardım ediyor, orada kimse başka birine kölelik etmiyor. Ben utandım.
Başımı salladım. O an gerçek içtenliğini hissettim.
Bir sene sonra
Yine 30 Aralık geldi. Akşam telefon çaldı; Okanın annesi arıyordu:
Yarın akşam bizdeyiz. Marullar, tavuklar alındı. Zeynep bolca hazırlasın, acıkacağız.
Okan pencereye bakarken valizimi topluyordum. Kaanın çantası, hazır kapının yanında.
Anne, bu yıl biz çıkıyoruz. Kendi geleneğimizi başlatıyoruz. Poyraz ailesiyle Zimpark Tatil Köyüne gidiyoruz. İsterseniz oraya da gelebilirsiniz.
Azarlanmış gibi bir sessizlik oldu.
Ne demek, kendi başımıza? Biz akraba değil miyiz? Sen ne biçim konuşuyorsun?
Biz artık başkalarının kurallarıyla yaşamıyoruz. Seni seviyorum, ama eşim başkalarını memnun etmekten yoruldu.
Zeynep seni değiştirdi! Eskiden böyle değildin!
Evet, eskiden körmüşüm.
Telefonu kapattı. Bana döndü, hafif gülümsedim:
Ciddi misin?
Evet.
Annesi ve Sevda aradı, Okan telefonu sessize aldı. Bir saat sonra yola çıktık; Kaan arka koltukta uyuyor, ben manzaraya bakıyorum. Okanın yüzünde ilk defa bir huzur
Tatil köyünde Poyrazlar karşıladı bizi; sarılmalar, şakalar, herkes mutlu. Büyük masada, herkes mutfağa yardım etmiş. Çocuklar dağda kayıyor. Ben rahat bir şekilde koltuğa oturdum, elime sıcak şarap aldım. Okan yanıma oturdu.
Annem affeder mi?
Bilmem, artık senin problemin değil. Sen seçimini yaptın.
Başta içi buruktu, ama Okan sonunda anladı: Sürekli beklentilere göre yaşamak ömür törpüsü.
Sabah Sevdadan mesaj geldi bana:
Sen ailemizi böldün. Annem iki gündür ağlıyor. Çocuklar neden dayılarında olmadığımızı soruyor. Umarım mutlusundur, bencil kadın.
Mesajı Okana gösterdim. Cevap verme, dedi. Ama cevabımı yolladım:
Sevda, yedi yıl boyunca tek başıma mutfağa girdim. Sen bir kere yardım ettin mi? Şimdi kızgın olman tuhaf. Kimin bencil olduğu ortada.
O sene martta Kaanın doğum günü için davet ettik herkesi. Annem ve Sevda istemeye istemeye geldiler. Doğumgünü pastası dışında başka bir şey hazırlamadım. Yardım isteyen var mı dedim, Sevda kollarını bağladı:
Ben misafirim, mutfağa girmem.
O zaman masa biraz geç kurulur, dedim gülümseyerek.
Okan ve Kaan peşimden mutfağa geçti. Bir süre sonra kayınvalidem ve ardından Sevda da geldi. Önlerine bıçakları koydum; Salatalık ince ince, dedim. Bir süre sonra kahkahalar mutfaktan eksik olmadı. Kimse mecburiyetten yapmadı yemekleri.
Yavaşça bir şeyler değişmeye başlamıştı. Yedi yıl sonra ilk kez, masa başına herkesin elinin değdiği bir yemek kondu.
Çıkarken kayınvalidem bana döndü:
Sen değişmişsin, Zeynep.
Hayır, sadece artık susmuyorum.
Başını salladı, ceketini aldı, gitti. Sevda da selamsız ayrıldı. Ama biliyorum, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık. Çünkü Okan değişti. Bir kişi değişince, her şey değişiyor
Gece mutfakta Okan karşıma geçti, çay demledi bize:
Sence annem anladı mı?
Önemli olan senin anlaman, dedim gülerek.
Elimi tuttu.
Çok geç fark ettim ama bundan sonra eskiye dönemem.
İlk defa yıllardır kendimi hafif, özgür hissettim. Hiç kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değildim. Sadece kendim için yaşıyordum.
Dışarıda kar lapa lapa yağıyor. Belki şehrin bir başka köşesinde kayınvalidem hâlâ neden Okanın değiştiğini düşünüyordur, Sevda da kocasına benden bahsedip yakınmıştır Ama onların anlamadığı şu: Ben değişmedim. Sadece artık uygun olmayacağım demeyi öğrendim. Bu hakkı, kavgayla değil, sessizlikle değil Cesaretle aldım.
Sadece hayır dedim. Dünya başıma yıkılmadı. Daha güzel oldu, çünkü artık ben de vardım bu dünyada.
Okana baktım; bu yıl ikimizi de ben kurtardım. Başkalarının hayatını yaşamak yavaşça ölmek demek. Biz, yaşamayı seçtik.




