– Buyur anneciğim, seni bekliyorduk, – dedi oğlu Veli, gelini ise kaynanasının montunu alıp terliklerini uzattı. Aniden gelinin yüzündeki gülümsemenin yerini bir endişe aldı.

Gel anne, seni bekliyorduk, dedi oğlu Murat, gelini ise annesinin montunu alarak yere bırakıp kayınvalidesine terlik uzattı. Bir anda, gelinin yüzündeki gülümsemenin yerini endişe aldı.

Fatma Hanım, misafirlerin bulunduğu odaya geçti. Sevil ise başıyla yere işaret etti, Murat da onun gördüğünü gördü: yerde ıslak ayak izleri vardı. Birbirlerine kısa bir bakış attılar, ama şimdilik bu konuya girmemeye karar verdiler.

Murat ve Sevilin mutlu bir haberi vardı; yakın zamanda ikiz bebekleri dünyaya gelmişti, bebekler biraz büyüdü ve bunu kutlamak için en yakınlarını bir araya toplamışlardı.

Fatma Hanım birkaç yıldır emekliydi, torunlarına kendi elleriyle ördüğü çok güzel kıyafetler getirmişti. Çünkü mağazadan bir şeyler almak için parası yoktu. Bu yüzden de aslında bu ziyarete gelmek istememiş, Başka zaman gelirim demişti. Fakat oğlu ve gelini, bugün özel bir gün olduğunu, mutlaka gelmesi gerektiğini söyleyerek ısrar etmişti.

İkizlere verilen isimler Baran ve Sarptı. Fatma Hanım, torunlarına seçilen bu isimlerden çok memnundu; çünkü eşi Sarptı, babasının adı ise Barandı. Oğlu böylece ailedeki erkek isimlerini geleneksel olarak yaşatmaya devam etmişti, bu da Fatmayı çok gururlandırıyordu.

Ne kadar da güzeller, Baran tıpkı sana benziyor Sevila, Sarp ise Murata. Yok yok, galiba iyice karıştırdım. İkisi de birbirinin tıpatıp aynısı, deyip Fatma Hanım beşiklerin etrafında dönerken, hangisinin kim olduğunu bir türlü çıkartamadı.

Murat ve Sevil ise içten içe güldüler, babaannenin sevinci ve aynı zamanda telaşı ikisinin de yüzünde tebessüm yarattı.

Misafirler dağılırken, Fatma Hanım da hazırlanıyordu. Sevil eşine baktı, Murat annesine birlikte kalmasını önerdi:

Anne, burada kalsan? Artık çok geç, otobüs de bulamayabilirsin. Hem Sevile de bebeklerle yardım edersin, onları bugün yıkayıp uyutmak gerekiyor.

Olur yavrum, nasıl isterseniz, dedi Fatma.

Geline sofrayı toplamada yardım etti, bulaşıkları yıkadı, her şeyi yerleştirdi. Sonra hep birlikte bebekleri yıkamaya gittiler. Fatma Hanımın gözlerinde okunan sevinç tarifsizdi. Sevil, bir bebeği ona uzattı ama Fatma biraz korktu, Çok minik, elimden kayar diye endişeleniyorum, dedi.

Anne, Muratı da büyüttün, hiç düşürmemişsin, diye güldü Sevil.

O zamanlar başkaydı, şimdi neredeyse kucağımda çocuk tutmayı unutmuşum, diye dert yandı Fatma.

Sevil, Baranı kayınvalidesinin kucağına verdi. Baran hemen uykuya daldı, sanki orada kendini güvende hissetmişti. Sevil ise Sarpı kucağında sallayarak uyuttu.

Fatma Hanım için ayrı bir oda hazırlandı, rahatça uyuyabilsin diye. Fakat o, gözünü kırpmadan, bebeklerden biri mırıldanacak mı diye bütün gece kulak kabarttı. Bu dikkat yüzünden sabaha karşı derin bir uykuya daldı.

Sabah uyandığında, Sevil kahvaltıyı hazırlamış, bebekler de hâlâ uykudaydı.

Murat nerede? diye şaşkınlıkla sordu Fatma, mutfakta yalnızca Sevili görünce.

Anneciğim, sen otur kahvaltını yap, Murat şimdi gelir, diyerek kayınvalidesini sakinleştirdi Sevil.

Birkaç dakika sonra Murat elinde büyük bir kutuyla geldi.

Anne, bu senin için. Aç hadi, diye gülümsedi.

Fatma Hanım kutuyu açınca içinden yepyeni bir çift bot çıktı. Şaşkınlıkla kelimeler boğazında düğümlendi.

Evlatlarım, bunlar çok pahalı, sizden kabul edemem, dedi ve gözleri doldu.

Senin kadar değerli değil ki anne, dedi Murat, gülümseyerek. Hadi giy, güle güle kullan.

Fatma Hanım botları denedi ve şaşkınlığını gizleyemedi. Çocuklar ihtiyaçlarını nasıl anlamıştı? Eski botları artık kullanılacak gibi değildi, tamir de olmuyordu, yenisini almaya da parası yoktu.

Birden bebeklerden biri ağlamaya başladı, Fatma yeni botlarıyla koştu yanlarına.

Ne kadar düşüncelisin, teşekkür ederim, diye fısıldadı Murat eşine. Sen olmasan aklıma gelmezdi.

Ne var bunda? Annen dün geldi, ayakları sırılsıklamdı, yerdeki ıslak izlere ve eski botlarına baktım, her şey ortadaydı. Bizim için üç bin lira çok ama yine kazanırız. Senin annen için ise bu parayı bulmak zor. Güle güle giysin, dedi Sevil ve eşini kucakladı.

Fatmanın içi ise tarifsiz bir sıcaklıkla doldu; buna yeni botları mı, yoksa evlatlarının sevgisi mi sebep oldu, o da bilmiyordu. Ama kendini çok değerli ve gerekli hissetti o an.

Rate article
Lifequest
– Buyur anneciğim, seni bekliyorduk, – dedi oğlu Veli, gelini ise kaynanasının montunu alıp terliklerini uzattı. Aniden gelinin yüzündeki gülümsemenin yerini bir endişe aldı.