Üç ay süren yurt dışı projesinden erken dönen zengin bir baba olarak, evime beklenmedik bir şekilde dönmenin ne kadar tuhaf bir his olduğunu dün bir kez daha yaşadım. O güne dair hislerimi kalbimden silmem mümkün değil.
Salı günüydü, saat 15:07 civarı. İstanbulun sakin bir mahallesindeki evimizin arka kapısını sessizce açtım. Neden ön kapıyı değil de arkayı kullandığımı düşündüğümde, cevabı basitti: Sürpriz yapmak! Çünkü sekiz yaşındaki kızım Deryanın en sevdiği şey buydu; babasının ansızın eve gelip ona sarılması, yeniden güvenli kucağına kavuşması
Son aylarımı Dohada, büyük bir otel projesi yürütürken geçirmiştim. Sözleşmeme göre orada üç ay daha kalmam gerekiyordu ama proje aniden durdurulmuştu. Kimseye haber vermeden iki hafta erken dönmeye karar verdim. Asıl istediğim, Deryanın gözlerindeki o şaşkın ve mutlu ifadeyi görüp hasret gidermekti.
Ancak evde beni neşeyle koşarak karşılayan bir çocuk olmadı. Tam tersine, titrek ve mahcup bir ses duydum arka bahçeden:
Baba Sen erken geldin Beni böyle görmeni istemezdim. Lütfen Ne olur Sevgi Abla’ya kızma
Donup kaldım. Bu sözler yüreğimde bir yumruk gibi patladı. Elimdeki çanta düşecek gibi oldu, kalbim göğsümde hızla atmaya başladı.
Evimizin arka bahçesinde, kavurucu Haziran güneşi altında, Derya iki devasa çöp torbasını çimlerin üzerinde sürüklüyordu. Torbaların ağırlığı ona fazla geliyordu, kolları titriyor, sık sık durup nefes alarak yeniden zorlanıyordu.
Üstünde, Dohaya gitmeden önce aldığım açık mavi elbisesi vardı. Şimdi yırtılmış, lekelenmiş, üstü başı yemek kırıntıları ve çamur içindeydi. Ayakkabıları çamurdan tanınmaz hale gelmişti.
Saçları, dağılmış ve aylarca taranmamış gibiydi. Ama en çok yüz ifadesi içimi parçaladı.
O bir çocuk yorgunluğu değildi gördüğüm; çaresizlik vardı. Halinden utanan, yardım istemenin anlamsız olduğu öğretilmiş bir çocuğa dönüşmüştü koca kızım. Sıkıca dişlerimi sıktım.
O an, bugüne dek İstanbulda yaptığım dev inşaatlardan, başarılı yatırımlarımdan, imza attığım milyonlarca liralık işlerden hiçbiri önemli değildi artık.
Kafamı yukarı kaldırdığımda, balkonumuzda şezlonga uzanmış, elinde limonata bardağı sallayan Sevgi Ablamızı gördüm. Telefonda kahkahayla birileriyle konuşuyordu.
Ne bir kere başını eğdi, ne de Deryaya baktı.
Aslında çok basit, diyordu gülerek. Küçük kızı temizlikçi gibi çalıştırıyorum, babası ise paralarına o kadar dalmış ki hiçbir şeyin farkında değil. O kadar korkutmuşum ki, şikâyet bile edemez!
Bunları duyar duymaz gözüm karardı, ama henüz bir şey yapmadım. Her şeyi gözlerimle görmem, emin olmam gerekiyordu.
Derya, diye seslendi yukarıdan. Çoktan bitirmen lazımdı, hadi çabuk ol!
Affedersiniz, Sevgi Abla Çok ağır da, dedi Derya ellerini iyice zorlayarak.
Ne olmuş yani, ben senin yaşında daha fazlasını yapardım! Numara yapma, tembellik etme!
Ama Ben sekiz yaşındayım
Yeterince büyüksün, yardım etmek zorundasın.
Derya başını öne eğip tekrar çöp torbalarını sürüklemeye çalıştı. Ellerinde kocaman su toplamış kabarcıklar oluşmuştu. Bunlar çocuk elleri değil, zorla çalıştırılan birinin elleriydi. Yüreğim bir kez daha sıkıştı.
Bir an çöp poşetlerinden biri taşa takıldı, Derya zorlayınca poşet yırtıldı, çimenlere yemek artıkları ve pislikler yayıldı.
Aman Allahım Lütfen dedi Derya, diz çöktü, çıplak elleriyle pislikleri toplamaya başladı. Eğer toplamazsam çok kızar bana
Daha fazla dayanamadım, çitin arkasından çıkarak yanına gittim.
Derya.
Küçük bedeni hemen durdu. Döndü, gözleri kocaman açıldı.
Baba Gerçekten sen misin?
Diz çöküp elbisemin kirlenmesine aldırmadan onu kucakladım.
Evet, kızım. Buradayım.
Derya endişeyle tekrar balkona baktı.
Baba, önce üstümü değiştireyim mi? Böyle görmeni istemiyorum. Ve lütfen Sevgi Ablaya bir şey söyleme.
O an en çok bu sözler içimi yaktı.
Neden? dedim fısıldayarak.
Derya yere baktı.
O dedi ki, şikayet edersem şımarık olduğumu söylersin, sana anlatırsam beni yatılı okula gönderecekmişsin Bir de, yurt dışına gitmenim sebebi ben olduğumu söyledi
Kalbim parçalanıyordu.
Başını nazikçe kaldırdım.
Bak, Derya. Ben işe gitmek zorunda kaldım. Ama bu seninle hiçbir alakası yok. Sen benim hayatımdaki en kıymetli varlıksın. Asla, asla seni yanımdan ayırmam.
Derya başını salladı ama korkusu gözlerinde hâlâ duruyordu. Tam o anda Sevgi Ablanın sesi yeniden balkondan duyuldu:
Derya! Yukarı gel bakayım hemen!
Kızım bir adım geriledi.
Baba Gitmeliyim. Görüşürken yakalanırsam fena kızar
İçimdeki sabır taşı o an çatladı.
Hayır, dedim sakinlikle. Sen kal. Ben konuşacağım onunla.
O zaman da bana suç bulur, her şeyi zorlaştırdığımı söyler
Hayır, dedim kararlı şekilde. Asıl bu hale gelmeni sağlayan o.
Merdivenlerden yavaşça balkona çıktım. Sevgi Abla hâlâ telefondaydı.
Elif, biliyor musun, o kadar basit ki dediği anda beni gördü ve dili tutuldu.
Murat?! dedi yüzünde önce şaşkınlık, hemen ardından panik, sonra da yapmacık bir tebessüm belirdi. Aaa! Geldin mi? Keşke haber verseydin, hazırlık yapardım.
Hazırlıktan kasıt Deryaya her işi yaptırmak olmasın? dedim soğukkanlılıkla.
Gergin bir gülümsemeyle,
O sadece yardım ediyordu. Çocuklara disiplin lazım.
Telefonumdaki Deryanın ellerinin resmini gösterdim.
Bu mu disiplin? Bu eziyet!
Gözleri büyüdü.
Yanlış anlamışsın
Hayır, yanlış anlamadım! Konuşmanı duydum. Kızımı hizmetçi, beni ise saftenin teki saydın!
Laflarımı çarpıttın, dedi.
Peki, neden yardımcımızı ve bakıcıyı kovdun?
Çok pahalıya mal oluyorlardı, dedi.
Halbuki onlar, kızımı korurdu!
Sesi sertleşti:
Sen onu hep şımarttın. O yüzden böylesin Çok abartıyor her şeyini! dedi.
Üzgünüm, ona ilk defa o an yabancı biri gibi baktım.
Peki bu aralar niye zayıfladı? Kaç defa aç bıraktın?
Gözlerini kaçırdı.
Bazen
Daha fazla susamadım.
Eşyalarını topla, dedim sessizce. Bu gece buradan gideceksin.
Şaşkınlık ve öfke iç içeydi.
Bunu yapamazsın. Evliyiz biz!
Göreceğiz, dedim.
O akşam Deryayı hastaneye götürdüm. Hem fiziksel hem duygusal olarak çok yorgun ve ihmal edilmişti. Yetkililere haber verildi. Sevgi Ablanın kurduğu hayali düzen hızla çökerken, bendeki hırsların hepsi bir kenara itilmişti. Akşamı Deryanın baş ucunda, en sevdiği peluş tavşanına sarılmış şekilde geçirdik.
Yine gidecek misin? diye sordu Derya, kısık bir sesle.
Başımı salladım.
Bazen iş için ayrılmam gerekebilir ama bir daha her zaman emin olacaksın ki güvendesin.
Derya, ilk defa o gün kısacık ama gerçek bir gülümsemeyle karşılık verdi.
O anda fark ettim: Hayatta hiçbir başarı, hiçbir para, kendi çocuğunun sessizliğinden daha değerli değilmiş.
O günden beri her zaman en önemli tercihi yapıyorum: Deryanın babası olmayı, onun yanında olmayı Kazançlar sonradan gelir, ama çocuk kalbi bir kez kırıldı mı, bir daha eskisi gibi olmuyor. Bu benim en büyük dersim oldu.



