6 yaşındaki küçük bir kız, bir yıl boyunca neredeyse her hafta bir mezarın üzerine ekmek bıraktı: Annesi ise sadece kuşları beslediğine inanıyordu…

Altı yaşında bir kız çocuğu, neredeyse bir yıl boyunca hemen her hafta, bir mezarın üzerine ekmek bıraktı: Annesi, kızının sadece kuşları beslediğini sanıyordu ama gerçeği öğrendiğinde derinden sarsıldı

Bir yıl önce, Ayşe eşini toprağa verdiğinde, hayatın onun için durduğunu hissetmişti. Ev, iki kişiye fazla büyük ve ürkütücü bir sessizliğe bürünmüştü. Beş yaşındaki kızı Elif, sıkça babasının ne zaman döneceğini soruyor, Ayşe ise her defasında cevap bulmakta zorlanıyordu. Zaman geçti, fakat artık her pazar sabahı mezarlığa gitmek gibi ağır bir rutinleri oluşmuştu.

Sabah erken çıkar, Ayşe basit bir demet çiçek alır, Elif annesinin elini sımsıkı tutarak yanında yürürdü. Yol yirmi dakika sürerdi: Önce sessiz bir sokaktan geçer, ardından kavak ağaçlarıyla çevrili bir ara yoldan ilerler, en sonunda eski demir mezarlık kapısına ulaşırlar. Elif çoğu zaman sessiz olur, ayaklarına bakar, annesinin elini bırakmazdı.

Birkaç ay sonra Ayşe tuhaf bir şey fark etti. Her çıkmadan önce, Elif mutlaka masadan birkaç dilim ekmek alıyordu. Ekmek yoksa, annesinden fırına uğramasını istiyordu. Başta Ayşe, kızının kuşlara ekmek atmak istediğini sanıp önemsemedi.

Fakat mezarlıkta ne güvercin ne de serçe vardı. Elif, yalnızca babasının mezarına değil, hemen yanında duran eski ve taşları kararmış bir mezara da özenle yaklaşıyor; ekmek dilimlerini mezar taşının üzerine, sanki masa kurar gibi dikkatlice diziyordu. Sonra hiç konuşmadan uzaklaşıyordu.

Bu durum neredeyse bir yıl devam etti.

Bir gün Ayşe dayanamadı. Elif, yine o eski mezarın üstüne ekmek bırakırken yanına gidip yumuşak bir sesle sordu:

Kızım, bu ekmekleri kuşlar için mi bırakıyorsun?
Hayır, dedi Elif sakince.
Peki kim için?

Küçük kızın cevabı Ayşeyi şoke etti Devamı ilk yorumda

Elif, yanındaki mezarın üzerindeki solmuş fotoğrafa baktı ve sanki sıradan bir şey anlatıyormuş gibi:

Nine için. O gün çok acıkmıştı, dedi.

Ayşe donup kaldı.

Elif, babasının cenazesi günü çok yaşlı bir kadın gördüğünü anlattı. Kadın bankta oturmuş, solgun yüzüyle gelip geçenlerden sessizce bir parça ekmek istiyordu. Bugün hiç ağzıma lokma koymadım, diyordu.

Herkes kendi derdindeydi; onu kimse fark etmiyordu. Elifin elinde o an, annesinin verdiği bir parça ekmek vardı. Küçük kız gidip ekmeği yaşlı kadına uzattı. Kadın gülümsedi ve teşekkür etti.

Sonra onu bir daha hiç görmedim, diye devam etti Elif. Sonra burada fotoğrafını gördüm. Dedim ki, belki yine acıkmıştır. O yüzden her hafta ona ekmek getiriyorum. Belki orada da yemek yoktur.

Ayşenin yüreği sıkıştı. Cenaze günü hatırlıyordu, kalabalığı, gözyaşlarını… Ama hiç böyle bir yaşlı kadını gördüğünü anımsamıyordu. Bankta oturup ekmek isteyen kimseden haberi olmamıştı.

Solmuş fotoğrafta yaşlı bir kadın vardı. Ölüm tarihi, Ayşenin eşinin vefatıyla aynıydı.

Ayşe, kızına bakakaldı. Asıl korkutan, hikayenin kendisinden çok, kızının bu kadar sakin ve doğal anlatmasıydı. Elif için öylece, en olağan şey buydu sanki.

O günden sonra Ayşe, kızını bir daha sorgulamadı. Her pazar sabahı aynı yolu yürüdüler. Elif, o eski mezar taşının üstüne her defasında ekmeği sessizce ve özenle bırakmaya devam etti.

Rate article
Lifequest
6 yaşındaki küçük bir kız, bir yıl boyunca neredeyse her hafta bir mezarın üzerine ekmek bıraktı: Annesi ise sadece kuşları beslediğine inanıyordu…