O, Milyoner Olarak Geri Döndü… ve Olmaması Gereken Çocukla Birlikte Yerde Yatan Ailesini Gördü

Kapının eşiğinde donup kalıyorum; üzerimdeki pahalı takım elbise bu soğuk ve kuru havada fazlasıyla yabancı duruyor.

Yerde, yıpranmış bir battaniyenin altında annemle babam, ve aralarında minik bir kız, birbirlerine sokulmuş yatıyorlar.

Çantam elimden kayıp yere düşüyor. Kız çocuğu irkiliyor ve babama sıkıca sarılıyor. Babam inleyerek gözlerini aralıyor, gözlerinde ani bir şaşkınlık beliriğiyle bana bakıyor.

Emir diye kısık bir sesle mırıldanıyor. Annem doğruluyor, öksürerek: Aman Allahım bu gerçekten sen misin diye fısıldıyor.

Yavaşça içeri adım atıyorum; her hareketimde üstüme çökmüş bir ağırlık hissediyorum.

On beş yıl boyunca uzak kaldım; onlar için yaptığım her şey şimdi bomboş geliyor bana.

Burada ne oldu? diye soruyorum. Annem önce sesini duyuruyor:

Bunları sana göstermeyelim istedik.

Küçük kız dikkatlice beni izliyor, küçük yaşına rağmen gözlerinde direnç var, babasına daha da sokuluyor.

Kim bu? diyorum.

Senin kızın, diye fısıldıyor babam.

Dünya başımda dönüyor. On beş yıllık ayrılıktan sonra tek bir cümleyle ikiye bölünüyorum.

Hayır böyle bir şey olamaz diyorum mırıldanarak. Kız babasının elini daha da sıkı tutuyor.

Annem dedi ki, babam çok uzaklara gitti, diyor sesi titreyerek. O, Emirmiş.

İçimde büyüyen suçluluğun, odada elle tutulur bir ağırlık oluşturduğunu hissediyorum.

Annesi nerede? diyorum.

Adı Nilgündü. Geçen yıl hayatını kaybetti, diyor annem.

Babam ekliyor: Nilgün iki yıl önce geri döndü, seni aradı ama sen çoktan gitmiştin. Biz de söylemedik. Sandık ki artık başka bir hayatın var.

Takımımı umursamadan kızla aynı hizaya çömeliyorum.

Adın ne senin? diye yumuşak bir sesle soruyorum.

Kısık bir sesle: Yaren, diyor.

Boğazımdaki düğümü güçlükle yutuyorum: Merhaba Yaren, diyorum. Sesim titriyor. Hemen yaklaşmıyor, güven bir anda kazanılabilecek bir şey değil.

Babam itiraf ediyor; mahsuller kötü gitti, vergiler birikti, ardından bir kaza oldu ve evi kaybettiklerini söylüyor. Annem de anlatıyor; belediyede bir görevli kağıtlar imzalattı, toprak gitti.

Anlıyorum ki; elimizden evi alan şey silah değil, o kağıtlardaki imzalar olmuş.

Senin üzerine yük olmak istemedik diye fısıldıyor babam. Acı bir tebessümle gülümsüyorum: Ben hayat kurmaya çalışırken onlar acı çekmiş.

Öfkem kabarıyor; ama artık geriye hiçbir şey çevrilemez.

Kararlılıkla: Önce sizi bu durumdan çıkaracağım diyorum. Hemen telefonlar; otel, doktor, araç, mülkün kontrolünü ayarlıyorum.

Yaren, babasına sımsıkı tutunuyor. Yavaşça yanına diz çöküyorum: Haydi, bizimle geliyorsunuz. Sıcak ve güvenli bir yere… diyorum.

Danışman Cihan geliyor, gülümseyerek çeşitli tekliflerde bulunuyor. Gerçek yüzünü, ailemin toprağını alan biri olduğunu anlıyorum.

Avukata dönüp, Biz sadece kişiye değil, sisteme de karşı savaşıyoruz diyorum.

Kanıtlar toplanıyor: sahte imzalar, kaza raporları, gasp edilen mal varlıkları. Evimizin harabe halini kayda alıyorum.

Artık korku karşı tarafın hanesine geçti kasaba izliyor. Gazeteciler, müfettişler geliyor. Cihan yakalanıyor.

Evi toparlıyor, Yarenin ve ailemin itibarını yeniden kuruyorum. Yaren önce desteği kabullenemese de zamanla bana ısınıyor.

Bir akşam yanaşıp soruyor: Neden gittin?

Sakinlikle cevaplıyorum: Küçük kalmaktan korktum Büyük bir hayalin peşinden gidip arkama bakmayı unuttum.

Yanında olacağıma söz veriyorum, Bundan sonra buradayım. Artık hep nerede olduğumu bileceksin.

Aylar geçiyor. Sağlık yerini buluyor, kahkahalar geri dönüyor. Bir gün Yaren, arka planda güneşle çizdiği aile tablosunda, kırmızı gömlekli beni gösteriyor.

Sessizce elini tutuyorum. Artık evdeyim, diyorum.

Yaren ilk defa, güvenerek gülümsüyor.

Rate article
Lifequest
O, Milyoner Olarak Geri Döndü… ve Olmaması Gereken Çocukla Birlikte Yerde Yatan Ailesini Gördü