Ayıp Vallahi, herkes bahçesini çoktan topladı, bizimki ise hala göze batıyor. Aslında kendimiz de yapardık, ama beni artrit tuttu, annemin de belini ağrı sardı.

Bir gariplik var, herkesin bahçesi çoktan temizlenmiş, bizimki ise sanki gözümüzün pası gibi duruyor. Biz de isterdik yapmak; ama benim artritim tutturdu, annemin de beli ağrıyor.

Ahmet, neden geldim biliyor musun? babam elinde şapkasını çevirerek söze başladı Belki bana ve annene patatesleri çıkarmak için yardım edersiniz? Herkes çoktan bahçesini temizledi, bizimki ise sanki köyün dilinde. Yapsak yapardık ama halimize bak; benim ellerim tutmuyor, annen de doğrulamıyor.

Ahmet, botlarını ayağına geçirirken homurdandı:

Anne, baba, bu kadar patatesi niye ekiyorsunuz? Aç mı kaldık sanki. Bugün olmaz, babacığım, ilçeye gitmem lazım.

Babam daha sert bir laf edecek gibiydi ama vazgeçip çıkıp gitti.
Avluda dirseklenen çatalı kaptı, aksayarak bahçeye yöneldi.

Hatice, sırtına kalın yün şalını dolamış, hızla peşinden yetişti:

Ne diyorsun Mehmet, çocuklar gelir mi dersin?

Mehmet gürledi:

Bekleme işte! Al kovayı, topla patatesi. Beş evlat büyüttün, birine annesine babasına yardım etmek nasip olmadı! Hadi, çabuk ol yaşlı kadın. Akşama kadar bari bi kısmını halledelim.

O ara Ahmetin eşi Elif evde ona sitem etti:

Sizde de hiç hayır yok. Herkes kendi derdinde, anne babaya kimse koşmaz. Ne ayıp. Benimkiler hayatta olsaydı, uçarak giderdim yanlarına

Ahmet eşini sarıldı:

Haklısın, vallahi ayıp ettik. Aynı şehirde yaşıyoruz, buluştuğumuz yok. Şöyle yapalım mı; ben işten bir gün izin alayım. Sen de diğer kardeşleri arayıp haber ver.

Elif rehberi açtı, telefonun başına geçti:

Nasıl yani? Mazeret? Hepimizin işi var, izin alınsın. Ayıp değil mi, yaşlılar bahçede didinirken herkes keyfinde. Çocuğu bırakacak yer yoksa hep birlikte gelin. Doğada olmak, tablette oturmaktan iyidir. Bekliyoruz!

Kimi ikna ile kimi az tepeden, Elif herkesi kandırdı.

Bu sırada Mehmet dede biraz dinlenmek için yere çöktü.

Hatice, galiba patatesi kara düşene kadar çıkarmaya çalışacağız. Bunca patatesi niye ektik? Hep sen ya çocuklara yetmezse dedin. Nerede o çocuklar? Hiçbirinin eli iş tutmuyor. Eskiden nasıldı? Hepimiz toplandık mı, öğlene kadar biterdi iş. Ah o günler!

Hatice kulağını dikti:

Duydun mu Mehmet, sanki birileri geldi. Git bak hele.

Mehmet, kapıya doğru aksayarak ilerledi. Ardından kahkaha, sesler yükseldi. Hatice hemen yaslandığı belini unutarak sesin olduğu yere gitti.

Ya Rabbim! Ne kadar kalabalık olmuşuz. Çocuklar da geldi, torunlar da. Ne mutluluk!

Hadi baba, göster bakalım, kürekler, çatallar, kovalar nerede? Ahmet komut verdi şakacı bir sesle.

Babam, gözleri dolmuş halde hafif sinirli bağırdı:

Oldukları yerde, unuttun mu sen?

Ve başladı hamur gibi şekil alan kalabalık. Biri patatesi çıkarıyor, biri topluyor, biri gölgeliğe taşıyor. Hatice’yi eve gönderdiler dinlensin diye.

Gelinler kollan sıvayıp mutfağa koştu; sonra herkesi güzelce doyuracaklar. Ama Hatice yerinde duramıyor, birine şunu gösterir, birine şunu söyler; evin gözetmeni olmadan hiç olur mu?

Bahçede kahkahalar, şakalaşmalar yükseliyor.

Ahmet, hatırlıyor musun çocukken bir defasında patatesle alnıma vurmuştun? Al sana misillemesi! deyip gülüyor Serkan.

Dede gülerek kızıyor:

Oy anam, çocuk değil misiniz, yaşları başlarına erdi ama hâlâ çocukluk

Nihayet, bahçe kazıldı, yapraklar yığıldı, patatesler kaldırıma taşındı. Sıra atıştırmada!

Avluda büyük bir sofra kuruldu. Herkes mutlu, çocukluk anıları anlatıldı.

Hatice arada gizlice gözyaşı siler. İyi çocuklarım var diye gurur duyar. Mahalledeki komşular geçerken selam verir, takdir ederler. Kimisi kendi evlatlarını özlemle anımsar, uzun zamandır gelmediler der.

Elif sessizce Ahmete sordu:

İş yerinde ne dedin?

Omzuna sarıldı Ahmet:

Dedim ki annem babamın yardıma ihtiyacı var. Patron hemen izin verdi, dedi ki Anne babaya yardım etmek kutsal bir görevdir.

Günlük telaşın içinde anne babalarınızı unutmayın. Onlar çoğu zaman yardım istemeye çekinirler, ama çocuklarının sesini duymaya, beraber zaman geçirmeye her daim muhtaçlar. Bunu asla kendime unutturmamam gerektiğini bugün bir kere daha anladım.

Rate article
Lifequest
Ayıp Vallahi, herkes bahçesini çoktan topladı, bizimki ise hala göze batıyor. Aslında kendimiz de yapardık, ama beni artrit tuttu, annemin de belini ağrı sardı.