Çocuksuz da Mutlu Olmak Mümkün mü? Kendi Yolunu Seçen Bir Kadının Hikayesi

Çocuksuz da mutlu olunabilir mi? Kendi yolundan giden bir kadının hikâyesi
Hayatımı değiştiren beklenmedik bir karşılaşma
Lütfen bana acımayın aksine, içtenlikle mutlu hissediyorum. Bir gün, her zamanki gibi, dermatoloğa muayene olmaya gittim. Tabii ki bizim hastane koridorunda sıra beklemek apayrı bir macera. Tam da orada yaşadığım bir karşılaşma, mutluluk kavramımı altüst etti.

Birkaç koltuk ötede, oldukça sakin ve kendinden emin bir hanımefendi oturuyordu. Duruşunda bir huzur, yüzünde hafif bir tebessüm vardı öyle bir dengelilik ki, gören bir daha bakar. Tahminimce 65 yaşlarındaydı. Sohbete dalınca, meğer 70i de devirmiş; nasıl bir enerji, hayret!

Çabucak kaynaştık; bakışları dikkatli, konuşması ise ağırbaşlı ve ince düşünceliydi. Anlattıkları ise oldukça ilginçti.

İki evlilikten bahsetti. Birincisi, gençliğinde yaşadığı aşk dolu fakat ilginç bir uzlaşmazlık içeren bir evlilikti çocuk sahibi olmak ona göre değildi. Baştan bunu net şekilde söylemişti. O zamanki eşi de başta aynı görüşteydi.

Yıllar geçip kadın otuzuna yaklaşınca eski beyefendi bir anda fikir değiştirdi, çocuk mevzusunu tekrar tekrar gündeme getirdi, belki içten içe bir annelik kıvılcımı umut etti. Ama onda bu tutkuya dair zerre bir belirti yoktu. Onca konuşma, tartışma ve gözyaşından sonra yollarını ayırdılar.

İkinci evliliğinde, eşi önceki evliliğinden bir kıza sahipti, yeni bir aile kurmak gibi bir derdi de yoktu. Rahat, beklentisiz, huzurlu bir ilişkiydi onlarınki birbirlerinin her şeyi olmuşlardı adeta. Ama ne yazık ki, adam erken yaşta vefat edince kadın evin tek sâkini kaldı.

Aradan geçen senelerde, büyük evinde kitaplar, çiçekler ve paha biçilmez anılarla çevrili; hayatını sükûnetle sürdürüyor. Geçmişe saplanıp kalmadan, şimdinin tadını çıkartıyor.

Birçok insan çocukları yaşlılık sigortası sanıyor, diye gülümsedi, Ama çocuklar büyür gider, kendi yolunu çizer, evden uçar olması gerektiği gibi!

Hiçbir zaman çocuk sahibi olmayı istememiş, bu karardan da zerre pişmanlık duymuyormuş.

Günlük hayatında kendini anlamlı ve dolu hissedeceği şeylerle meşgul oluyor.

Sohbetin sonunda hafifçe gülümsedi ve ekledi: Bir bardak suyu ben istersem, şu an hâlâ birine rica edebiliyorum. Kısacası, dert ettiğim bir şey yok!

Bir an sessiz kaldım. Sözlerinden her kelimesine katıldığım için değil; hakkında hayranlık duyduğum şey, kendi kararından böylesine emin, huzurlu ve net olmasıydı.

Asıl mesele şu: İnsan illa da toplumun beklediği klasik senaryoya sığdırmadan, çocuk sahibi olmadan da huzur ve zenginlik duygusuna ulaşabilir mi? Onun örneğinde gördüğüm kadarıyla, kesinlikle evet mutluluk başkasının ajandasından gelmiyor.

Sonuç olarak, herkes kendi hayata anlam ve mutluluğu ne şekilde bulacaksa öyle seçiyor. Onun hikâyesi, kendine gerçekten kulak verenlerin; ne istediklerinin ve sonuçlarının arkasında durabilenlerin, iç huzuruna ve hayattan keyif almaya erişebileceğini gösteriyor.

Rate article
Lifequest
Çocuksuz da Mutlu Olmak Mümkün mü? Kendi Yolunu Seçen Bir Kadının Hikayesi