Sabah saat altıda kocam beni yataktan aşağı itti. İlk başta bunun tatsız bir tesadüf olduğunu düşündüm ama ertesi gün de aynı şey yaşandı. Bu garip hareketleri, annesinin köyüne yaptığımız ziyaretten sonra başladı.
Daha evli bile sayılmazdık, toplamda altı ay oldu evleneli. Fakat bu yaşananlardan sonra kesin olarak boşanma kararı aldım. Kocamın bana böyle davranma sebebini öğrenmem ise epey ağzımı açık bıraktı! Buyurun, anlatıyorum…
Ben İstanbulda büyüdüm, hayatım boyunca sabahın köründe uyanmak gibi bir zorunluluğum olmadı. Şimdi de uluslararası bir firmayla çalışıyorum, iştim genelde akşamlara, gecelere denk geliyor. Onların gündüzü, bizim gecemiz; haliyle geç saatlere kadar bilgisayar başındayım.
Ama kocam, Mert, tamamen köy kökenli. Sabahları aşırı erken kalkmaya alışmış. Şehre yerleşsek de huyunu bırakmadı: Sabah altıda ayakta, yedide sofrada omlet ve Türk kahvesi istiyor.
Tanışırken gülerek, Benim kahvaltım yedide hazır olur, dedi. Ben de içimden, Gel de gör! dedim, çünkü gececi olmama rağmen öğlene kadar uyumak gibi bir alışkanlığım yok, fakat iş yoğunluğumdan dolayı bazen gündüz şekerlemesi yapıyorum.
İlk altı ayda fena gitmedi, arada onun tuhaf sabah ritüellerine ayak uyduruyordum. O unutursa ben de unutuyordum. Zannediyordum ki ilişkimiz şahane gidiyor.
Sonra bir gün annesi Hatice Teyze’yi ziyaret ettik. Kadıköy’de oturuyoruz, o ise Balıkesirin hemen dışında, küçük, eski ama sevimli bir köyde yalnız başına yaşıyor. Evin görünüşü tam bir klasik: bembeyaz duvarlar, peynir kokusu, akşamdan kalma börek… Burnuma gelen first class huzur kokusu sandım ki huzurun bizzat kendisiyle tanıştım. İki saat bile geçmemişti ki, çok yanılmış olduğumu anladım.
Hatice Teyze, bana sürekli laf sokmak için kendini parçaladı resmen! Her şeyime karıştı, Kızım börek şöyle yapılmaz, çay böyle demlenmez. Ve asıl facia sabah oldu.
Gece zar zor uyumuşum, sabah saat altı. O sırada annesi kahvaltı sofrasında Merte, Bunu erken kaldıracaksın, bizde âdettir böyle şeyler, diye akıl vermiş. Meğer Mert bunu ciddiye alıp bana köy usulü sabah terbiyesi vermeye karar vermiş. Beni yatağımdan zorla çekip çıkardı. Bir an için kabus gördüm sandım!
Ne yapıyorsun sen?! diye hırladım, şaşkınlıktan gözlerim iki kat açıldı.
Duyan kim, alarmı duymuyorsun. Annem dedi ki, böyle daha hızlı uyanırsın, dedi.
Mert, gece çalışıyorum ben! Uykuya ihtiyacım var, yoksa zombiye dönerim!
Bizim ailede adet böyledir, diye müthiş ciddi bir ifadeyle açıkladı.
Ertesi gün aynısı. Annem-inspo Mert ve Hatice Teyze sabah 6da beni indirme timine döndü. Sanki bir nevi askeri tatbikat yapıyoruz. Benimle dalga geçiyorlar sandım, ama şakaları yokmuş.
Eve dönünce, Mert full annesi modunda konuşmaya başladı: Annem daha iyi bilir, annem haklı diye. Bu inatçılık damarlarıma işledi resmen.
Şimdi boşanma işlemleri için evrak topluyorum. O kadar sabrım artık kalmadı. Vallahi, siz olsanız ne yapardınız? Ben mi aşırı hızlı davrandım acaba? Acaba Hatice Teyzeyle sabaha kadar yap-boz mu oynamalıydım?
Bakın, vallahi bu köy adetleriyle benim uyku düzenim arasında bir barış ilân etmek imkânsız. Hele de sabah altı operasyonları başladığında!



