Onun fakirliğiyle alay etti, gerçeği öğrenene kadar!
Çoğu zaman insanları giydikleri kıyafete, ellerindeki telefonun markasına ya da alışveriş yaptıkları markete göre yargılarız. Oysa dış görünüş bazen sadece bir maske olur; kimi zenginler gerçek yüzümüzü görmek için bu maskeyi takar. Bu hikâye, parayı insanlıktan üstün tutanlara hayat dersi niteliğinde.
**Birinci Sahne: Otelin Önünde Karşılaşma**
Lüks bir beş yıldızlı otelin girişinde, Esra ünlü bir Türk modacının elbisesiyle parlayan bir şekilde ayakta duruyordu. Birden önünde Gökhan belirdi. Üzerinde sıradan bir gri sweatshirt, yıpranmış bir kot pantolon ve elinde köşe başındaki marketten alınmış bir poşetle pek de dikkat çekici olmayan bir haldeydi.
Esra, küçümseyici bir bakış atarak alaycı bir şekilde güldü:
**Hâlâ ucuz marketlerden mi alışveriş yapıyorsun Gökhan? Bazı şeyler hiç değişmiyor demek!**
**İkinci Sahne: Kibir ve Pırlantalar**
Gökhan ise oldukça sakindi, gözlerinde bir kırgınlık ya da öfke yoktu. Bu tavır Esrayı daha da öfkelendirdi. Eliyle büyük bir pırlanta yüzüğü göstererek hava attı:
**Eşim bana bunu yeni aldı,** dedi. **Gerçek adam dediğin böyle olur. Sen ise hâlâ hayatın en dibindesin.**
**Üçüncü Sahne: Sürpriz Değişim**
Tam o sırada, sessizce yanaşan şık bir makam arabası otelin önünde durdu. Arabadan takım elbiseli, son derece düzgün biri, Ali çıktı. Esra, bunun kocasının tanıdığı zengin bir iş adamı olduğunu sanıp yüzünde geniş bir gülümsemeyle elini uzatmak istedi.
**Ali, bak kimi buldum!** diye bağırdı, Gökhanı tekrar küçük düşürme hevesiyle.
**Dördüncü Sahne: Gerçek Ortaya Çıkıyor**
Ama Ali, Esraya hiç bakmadan doğrudan Gökhanın önünde durdu ve başını hafif eğerek büyük bir saygıyla konuştu:
**Gökhan Bey, geç kaldığım için özür dilerim!** dedi. **Özel uçağınız, Sabiha Gökçende kalkışa hazır. Gidebiliriz.**
**Beşinci Sahne: Son**
Esranın yüzündeki gülümseme bir anda silindi. Şaşkınlıkla donup kaldı. Gökhan ise elindeki poşeti Aliye verdi, yüzünde en ufak bir değişiklik olmadan:
**Sorun değil Ali, çıkalım,** dedi sakince.
O an arkalarına bile bakmadan araca bindiler. Esra ise, biraz önce “kaybeden” diye aşağıladığı adamı lüks makam aracının kapısından seyretmekle yetindi; adeta yerinde taş gibi kaldı.
**Peki Sonrası?**
Esra kendine uzun süre gelemedi. Çok geçmeden, “Gökhan Bey”in aslında büyük bir yatırım şirketinin sahibi, yani kocasının patronu olduğunu öğrendi. Bir hafta sonra kocası da ofise çağrıldı ve ailesinin “kurumsal etik kurallarına uygun davranmadığı” gerekçesiyle işine son verildi.
**Hikâyenin özeti şu:** Görünüşe aldanıp kimseyi küçümsemeyin. Belki de o kişi, değerini ve gücünü pahalı yüzüklerle kanıtlamaya ihtiyaç duymayan gerçek bir insandır. İnsanlık, gösterişten büyüktür.



