87 Yaşındaki Babamı Mutfakta Buldum: Titreyen Elleriyle Tencereden Sıkı Sıkı Kaşıkla Kaşıkla Yemeye Çalışıyordu, Ocağı Yakmaya Korkmuştu—Gazı Açık Unuturum, Bir Gerekçe Daha Veririm Diye, Sonunda Beni Onu Şehre, Bir Huzurevine Götürmem İçin Zorlayacağımdan Çekiniyordu

87 yaşındaki babamı mutfakta buldum. Titreyen elleriyle, tencereden soğuk pilavı kaşıkla almaya çalışıyordu. Ocağı açmamış; çünkü gazı kapatmayı unuturum diye korkuyordu, sonunda da bak işte, bu adamı artık şehre, bir huzurevine almak lazım diye beni gazlamam için kendine bahane yaratacağımı düşünüyor olmalıydı.
Tencereyi elinden aldım.
Baba, neden ısıtmadın? Sana mikrodalga fırın aldım ya! diye patladım. Dört saat trafikte kalmışım, sabır stoklarım iflas etti, ne diyeyim.
Bana bakmadı. Gözlerini eskimiş, kendi döşediği linolyum yere dikti. O linolyum, ben daha ilkokula giderken serilmişti mutfağa.
Şu düğmeler pek küçülmüş, evlat; rakamlar da karışıyor dedi kısık sesle.
İçimde bir şey koptu.
Son aylarda evine uğramıyorum desem yalan olmaz. Güya işim çok, çocukların orası burası, koşturmacadan nefes alamıyorum, diyorum kendi kendime. Halbuki tek derdim, dünyanın en güçlü adamının yavaş yavaş sönüşünü izlemekten içim burkuluyor.
Telefonla sürekli nasihat modundayım:
Baba, şu verandadaki eşiğe takılacaksın.
Hadi gel bize taşın. Bizim apartmanda asansör de var, sıcak da, banyoda eşik falan yok.
Kendimi hep iyi evlat zannettim. Sözde onu kurtarıyorum. Gerçekte ise geceleri kafamı yastığa koyduğumda Orada yalnız tek başına ne yapıyor? diye içim ezilmesin diye çırpınıyorum.
Karşısına oturdum. Ev soğuktu tabii kombiyi kısmış; gaz faturasından kıtayım bahanesine sığınıp benden para istememek için.
Özür dilerim oğlum fısıldadı, sesi titredi. Yük olmak istemedim. Senin de işin gücün var Ama gitmek istemiyorum bu evden.
Başını salonun kapısına çevirdi. Dünyası, eskimiş bir televizyon koltuğu ve okuyamadığı bir tomar faturaya küçülmüştü neredeyse.
Eğer desem ki çok zorlanıyorum, hemen beni götürürsün dedi, gözleri doldu. Ama bir daha buradan gidersem bitti Yabancı duvarlar arasında yalnız sonumu beklerim.
Bu söz beni, tüm eleştirilerden daha çok acıttı.
Onu hep bir sorun ya da görev gibi görmüşüm. Unuttum; bu adam kırk yıl fabrikada vardiyalarda çalıştı, ben üniversite okuyayım diye. Bugün gururu, hâlâ şu yıpranmış duvarlarda asılı.
Susup kalktım. Pilavı tekrar tencereye aldım, ocağa koyup ısıttım, iki tabağa pay ettim.
Uzun süre sessizce oturduk. Bir tek çatallar çeliktabağa tak tuk vurdu.
Sonra pencereden çıplak dallı bahçeye göz gezdirip, hiç unutmayacağım bir cümle söyledi:
Bak oğlum İnsan yaşlanınca eşya, konfor istemez. Sadece hâlâ insan olduğunu hissetmek ister. Birine lâzım olduğunu hissetmek Yakınlarının yanında olduğunu bilmek ister.
Bir anda ne kadar duyarsızlaştığımı anladım.
Babam teknolojik bakım, pırıl pırıl bir daire istemiyordu. Evlat istiyordu.
Birisi emeklilik zammı başvuru formunu doldururken bağırıp çağırmasın; biri gelip mikrodalganın üzerine kocaman AÇ ISIT KAPA yazsın; biri işten güçten oturup yanında dursun ki o ev gerçekten ev gibi hissettirsin.
Sanıyoruz ki sevmek, gelip her şeyi düzeltmekle olur.
Halbuki onların yaşında gerçek sevgi; yanında olmak, onların yaşlanmasını beraber yaşamak, ondan kaçmamaktır.
O gün bir daha göç konusunu açmadım.
Şimdi her pazar yanına gidiyorum. İstisnasız. Kimi zaman bagajı cıvıl cıvıl torunlarla, kimi zaman pazardan sebze-meyveyle dolduruyorum; hayat girsin o duvarlara diye.
Ama en çok, yan yana iki eski koltukta sadece oturuyoruz.
Çünkü bir gün gelecek, o koltuk boş kalacak. Ve o zaman ne iş başarısı, ne para; babamla geçirdiğim bir tek saati bile bana geri veremeyecek.
Anne babalarınızı yönetilecek bir proje, yük gibi görmeyin.
Onların nasihate de, en iyi çözüme de ihtiyaçları yok.
Zamanınıza ihtiyaçları var.
O zamanı, hâlâ varken paylaşın Gerçekten yanlarında olun.

Rate article
Lifequest
87 Yaşındaki Babamı Mutfakta Buldum: Titreyen Elleriyle Tencereden Sıkı Sıkı Kaşıkla Kaşıkla Yemeye Çalışıyordu, Ocağı Yakmaya Korkmuştu—Gazı Açık Unuturum, Bir Gerekçe Daha Veririm Diye, Sonunda Beni Onu Şehre, Bir Huzurevine Götürmem İçin Zorlayacağımdan Çekiniyordu