Tek oğlumuzun evlenmek istediğini öğrendiğimizde adeta şaşkınlığa düştükdaha 22 yaşında! Fakat eşimle, yıllar önce bizim de çok genç yaşta evlendiğimizi hatırlayıp mani olmayalım dedik. Eşim evlendiğimizde 22, ben ise 19 yaşındaydım… Demek ki, kaderde var. Hem gelin adayımızı da sevmiştik: Elif, oğlumuzla üniversitede aynı bölümde okuyordu.
Bunun ciddi bir mesele olduğunu anladığımızda, hazırlıklara başladık. Oğlumuz Emir bizim tek evladımız olduğundan, düğün yapmanın zamanı gelmişti.
Adet olduğu üzere, eşimle Elifin köyde yaşayan annesine, yani müstakbel dünürümüze, ziyarete gitmeye karar verdik. Kız hakkında fazla bir şey bilmiyorduk, birkaç kez Emirle birlikte görmüştük sadece. Elifin yalnız annesiyle köyde yaşadığını söylemişti. Biz de köye söz kesmeye gittik ve nazikçe gelişimizi önceden bildirdik.
Eşim bir demet çiçek aldı, ben de evde bir tepsi baklava yaptım; böylece geleceğin ailemizle ilk resmi tanışma yolculuğuna çıktık. Köydeki evin avlusuna girdiğimizde bizi selamlayan mis gibi temizlik ve düzen karşısında şaşkına döndük.
Evin kendisi eskiydi, ama içi pırıl pırıl ve her şey yerli yerindeydi. Kapıda bizi, Elifin annesi Sevgi Hanım karşıladı. Alımlı ve güler yüzlü bir kadındı. Sofraya davet etti bizi. Hazırladığı ikramlar nefisti; çok özen göstermişti, belliydi. Akşam boyunca güzel sohbetler dönse de, düğün meselesi bir türlü netleşmedi. Çünkü Sevgi Hanım açıkça, düğün için paraları olmadığını söyledi. Bu sözler Elifi çok mahcup etti. Emirin de keyfi kaçtı; düğünü çok isteyen kendisi değildi, ama Elifin hayaliydi bu.
Biz ise oğlumuzu mutsuz etmek istemedik. Eşimle karar verdik: Düğünü kendi imkânlarımızla biz yaparız, gerisi Allah kerim.
Sevgi Hanıma, kendi tarafındaki önemli misafirleri çağırmasını önerdik. Zaten kimse düğüne eli boş gelmez. Getirilen zarftaki paralar da restoran masraflarını karşılar, dedik. Ne kadar ikna etmeye çalıştıysak da, Sevgi Hanım başta çekindi, fakat sonunda çocuklar için kabul etti.
Düğünden bir gün önceydi; kapı çaldı. Karşıda Sevgi Hanım elinde bir beyaz zarf ve içinde banka kredisiyle çekilmiş TL banknotlarıyla gelmişti. O kadar mahcup olmuş ki, bankadan kredi çekmişti. Parayı bana uzatınca, Lütfen krediyi kapat, dedim. Çünkü o mütevazı evlerinde Elifle sade bir yaşam sürdüklerini görmüştüm. Ama Sevgi Hanım kesin bir tavırla, kararımdan dönmem, dedi. Düğünümüzü kendi olanaklarımızla yaptık.
O gün her şey çok güzeldi. Hem Emir hem Elif çok mutluydu. Düğünde ise Sevgi Hanım bizi bir kez daha şaşırttı: Akşam ona bir baktım, uzun saçlarına zarif bir topuz, makyajı, şık elbisesi, bambaşka bir kadın olmuştu; adeta çiçek açmıştı. Sadece biz değil, tüm misafirler fark etti. Aralarında eşimin ağabeyi Hasan da vardı, 46 yaşında ve 10 yıldır Almanyada çalışan, dul bir adam. Bu özel gün için Türkiyeye dönüş yapmıştı. Bütün gece Hasan, Sevgi Hanımdan gözünü ayırmadı.
Sonra anladım ki, Hasanın aklında başka bir düşünce var. O hafta pazar günü tekrar Sevgi Hanımın köyüne gitmeye hazırlandıkama bu kez Emir için değil, Hasan için kız istemeye! Bu sefer de işler rast gitti, Hasan ve Sevgi Hanım evlendiler, birkaç ay sonra ise Hasan eşini alıp Almanyaya götürdü. Böylece hem dünürüm hem akrabam oldu. Sevgi Hanım harika bir insan; mutluluğu sonuna kadar hak ediyor.



