Özgürlüğün Bedeli: Bir Anne, Bir Çocuk ve Akan Zamanın Arasında…
Bazen bir adım, ömrün tamamına bedel olur. Ya o adım, uğruna her şeyini vereceğin evladını kurtaracak tek yolsa? Sana bugün Arzunun hikayesinden bahsetmek istiyorum. Bu hikâye; anneliğin sıcaklığı, bir ailenin ihaneti ve deli akan bir nehrin ardındaki derin bir sırrı anlatıyor.
[Geniş bir kadraj. Genç bir anne, kucağında kundaktaki bebeğiyle Göksu Nehrine adım atıyor. Arka planda köyün insanları bir arada, öylece donakalmış. Kalabalıktan yaşlı bir adam, öfkeyle bağırıyor.]
**Adam:** Sen bu nehri geçersen Arzu, artık o aileden sayılmayacaksın! Bitti senin için, bitiiiii!
[Anne, adımlarını hızlandırarak ilerliyor. Yüzü ifadesiz ve kararlı. Sadece önüne bakıyor, dudaklarından belli belirsiz bir fısıltı dökülüyor.]
**Anne:** Onlar için ölü sayılmak yanında yaşamaktan iyidir. Sana daha güzel bir hayat vereceğim, kızım… Söz.
[Nehrin tam ortasında. Sular dizlerine kadar çıkmış, akıntı birdenbire şiddetleniyor. Ayağı bir taşa takılıyor, sendeleyip neredeyse düşüyor.]
[Bir an tutunaksız kalıyor, sonra dengesini toplayıp karşı kıyıya çeviriyor bakışını. Gözleri, gördüğü manzara karşısında kocaman açılıyor. Çığlık atıyor.]
**Anne:** Hayır… Bu imkânsız… Sen misin?
[Kamera, dehşet içindeki yüzüne hızla yakınlaşıyor.]
Son:
[Kamera döner, annenin ulaşmaya çalıştığı kıyıyı gösterir. Yoğun sisin içinden bir adam belirir. Üzerinde eski, suya bulanan kıyafetler, yüzünde Arzunun asla unutamayacağı derin bir yara izi. O, tam iki yıl evvel köyün ihtiyarları tarafından “öldü” diye ilan edilen eşi Yalçındır.]
**Yalçın:** Seni burada, bu suyun kenarında her güneş doğarken bekledim Arzu. Gün gelecek, cesaretini toplayıp o taraftan ayrılacaksın diye emindim.
[Arzu, son bir hamleyle akıntıyı geçer ve kumsala diz çöker. Yalçın, hem onu hem bebeği kolunun altına alır. Arzu, kucağında bebeğiyle ağlamaya başlar, her şeyin yalan olduğunu, yıllardır kandırıldığını anlar.]
**Arzu (gözyaşları arasında):** Senin öldüğünü söylediler bana Her gece adını okuyup dualar ettirdiler bana, hepsi yalanmış!
**Yalçın (diğer yakadaki korkudan geri çekilen köy halkını göstererek):** Onlar, bu hakikatin suyu geçmesinden korkuyordu. Bundan sonra kimse tutamaz bizi.
[İkisi de hiç ardına bakmadan ormanın derinliklerine karışır; geriye öfkeyle ve hüsranla kalan köy halkı ve gürül gürül akıp giden nehrin eski hayatı silen sesi kalır.]
Göksu Nehri, geçmişi ve zincirleri sürükleyerek akmaya devam eder…




