Gerçek babamı hiç tanımadım. Annem bana hamileyken, babam bir gün ansızın ortadan kayboldu; sanki hayatımızdan bir çırpıda silinmişti.
Hayatıma giren kişi ise, annem ben iki yaşlarındayken çıktı karşımıza. Adı Kemaldi. Evin kapısından sessizce, gösterişsizce adımını attı. Annemle sade bir nikâh yaptı; sanki aile olmak büyük ilanlara ihtiyaç duymuyormuş gibi.
Açıkçası, Kemalsiz bir hayatı pek hatırlamıyorum. İlk çocukluk anılarımda o var: sakin, kendinden emin, ev işleriyle meşgul ama her zaman beni kucaklamaya hazır.
Küçük yaşımda öğrendiğim acı
Dört yaşına bastığımda, annem vefat etti.
Bu cümle, yıllar boyunca peşimde dolaşan bir gölgeye dönüştü. Kemal hep aynı hikâyeyi anlatırdı; yağmurlu bir gece, trafik kazası, diğer sürücü zamanında fren yapamamış, her şey çok hızlı olmuş. Ayrıntısız konuşurdu belli ki beni kötü manzaralardan korumak isterdi.
Bir kaza oldu. Suçun yok. Annem olsa, senin devam etmeni isterdi.
Bu hikâyeyi hiç değiştirmedi. Ben de soru sormadım; küçüktüm, ne olmuştu anlamıyordum ve yanında kalmaya muhtaçtım.
Yanımda tek ebeveyn olarak kaldı
Annemin kaybından sonra Kemal, tek dünyam olmuştu. Okul için beslenme çantaları hazırlar, müsamerelerime gelirdi; ön sırada oturup en önemli izleyicim olurdu. Bana kendine güvenmeyi ama başkalarını kırmamayı öğretti.
Birlikte basit ama anlamlı şeyler öğrendik: bisiklet kullanmak, araba lastiği değiştirmek, kendini sözle savunmayı ama asla küçümsememeyi
Her daim beni dinleyecek vakti olurdu.
Evi huzurlu bir yere çevirirdi.
Beni kendi ayaklarım üzerinde durmaya teşvik etti, ama asla uzağa itmedi.
Annemden bahsederken içten, kırgınlıktan uzak konuşurdu.
Birileri bize dair bir şey sorunca ise tek ağızdan, tereddütsüz şunu derdi: Bu benim kızım. ‘Üvey’ demezdi, açıklamaya kalkmazdı, mahcup olmazdı sanki aramızda başka bir isim anlamlı değilmiş gibi.
Sevgisi konusunda aklıma hiç bir kuşku düşmedi. Hiçbir zaman.
Veda ve son yıllar
Yıllar aktı. Büyüdük; ben ve iki kişilik küçük ama sağlam ailemiz. Kemal hastalanınca, ben de yakına taşındım. Bir görevden değil; içim elvermezdi aksi halde.
O bana ihtiyaç duyunca hep yanındaydım. Vefat ettiğinde 78 yaşında sanki hayattaki tek gerçek babamı kaybetmiş gibi hissettim.
Cenaze sessiz geçti. İnsanlar saygı duyarak, onun yardımseverliğini ve güvenilirliğini anlattılar. Pek çoğu, onun beni seçip bana sahip çıktığı için ne kadar şanslı olduğumu söyledi.
Artık böyle insanlara az rastlanıyor, Allah rahmet eylesin dediler.
Tanımadığım biri ve gizemli bir uyarı
Tören bittikten sonra, ayakta kalmaya çalışırken yanıma yaşlı bir adam geldi. Yüzü yabancıydı; nereden tanıdığımı çıkaramadım.
Taziyede bulunmadı. Eğilip kulağıma neredeyse fısıltıyla konuştu, sanki başkalarının duymasından çekinir gibiydi.
Annenle ilgili gerçeği öğrenmek istiyorsan, Kemalin garajındaki en alttaki çekmeceye bak, dedi.
Adını söylemeden, açıklama yapmadan hızlıca uzaklaştı.
Ne onu durdurmaya fırsatım oldu
Ne bu bilgiyi nereden bildiğini anladım
Ne de gerçekten ona inanıp inanmamak gerektiğini. Ama söyledikleri aklımdan gitmedi.
Garip bir yankı başımda dönüp durdu: en alttaki çekmece gerçek anne
Çevremde insanlar, konuşmalar arka planda silikleşti.
Miras kalan ev ve aklıma düşen şüphe
O gece, Kemalin bana emanet ettiği evde, kendimi Birinin tuhaf bir şakası diye ikna etmeye çalıştım. Bazen cenazelerde insanlar fazlasını söyler üzüntüden, eski kırgınlıklardan, kafa karışıklığından.
Ama biliyordum ki, o çekmeceye bakmadan içim rahat etmeyecekti. Kemale olan inancım tamdı ama hayatımda ilk kez, tek bildiğim hikâyeye biri gölge düşürmüştü.
Bahçeden geçip garaj kapısını açtım. Tanıdık tahta, metal ve eski alet kokusu yüzüme çarptı. Her şey titiz ve düzenliydi, Kemal işi.
Bazen bir cümle, fısıltıyla dahi söylense, bütün hayatı tersyüz edebilir.
Tezgâha yürüdüm. Ellerim titriyordu. Yavaşça eğilip en alttaki çekmeceyi çektim ve açtım.
Ne bulacağımdan bağımsız olarak artık biliyordum ki, o yaşlı adamın sözlerinden sonra eski güvenim kayıtsızca süremezdi.
Hayat dersi: Kemalin sevgisi, büyüyüp kendimi bulduğum gerçekti. Ama hayatta en güvenli sandığımız hikâyeler bile bir anda sorgulanabilir. O çekmeceyi açmak, sadece geçmişle değil, kendimle yüzleşmek için de ilk adımdı. Doğrular bazen sessizce saklansa da, cesaretle arayan kişi hem geçmişini hem kendini daha iyi tanır.




