Hiçbir zaman eşimi sevmedim, bunu ona defalarca söyledim, belki yüz kere Aslında onun bu konuda suçu yoktu güzel bir hayatımız vardı. Bana hiç bağırmaz, dırdır etmezdi; iyi, sakin, huzurlu bir kadındı. Ama tek bir eksik vardı, o da aramızda aşkın olmamasıydı. Evdeki tabaklar, çatal-bıçaklar, her şeyimiz tamamdı ama sevgi yoktu.
Her gece yatağa yatarken ve sabah kalkarken aklımda hep aynı düşünce vardı: Artık ondan ayrılmalıyım. Belki bir gün gerçekten sevebileceğim bir kadın bulurum diye umut ediyordum.
Ama acaba bunu başarabilir miyim? Melikenin yanında huzurluydum. Mükemmel bir ev kadını olduğu yetmezmiş gibi, bir de güzelliği dillere destandı. Hâlâ arkadaşlarım bana imrenip durur, böyle güzel bir kızla nasıl evlendiğimi akılları almaz. Ben bile zaman zaman kendi kendime soruyorum, böyle bir kadın beni neden sevmiş ki?
Ben sıradan bir adamdım, diğerlerinden hiçbir farkım yok. Ama o beni sevdi Tuhaf bir durum vallahi
Onun bana olan sevgisi ve bağlılığı kafamı kurcalayıp duruyordu. Bir de güzelliği! İçimden geçiriyordum; bu evden çıkıp da her şeyi bitirirsem, hemen bir başkası çıkar, beni de geçer, zenginliğiyle ya da yakışıklılığıyla Melikeyi cezbedip alır diye düşünüyordum.
Başkasının Melikeyi kollarına almasını hayal edince delirecek gibi oluyordum. O aslında benimdi ama ona karşı hiçbir zaman gerçek bir duygum olmamıştı. Sırf güzel bir kadınla yan yana olmanın gururu için evlenmiştim onunla.
Ama insan sevmedik biriyle ömrü boyunca yaşayabilir mi? Başaracağımı sanmıştım, ama fena halde yanılmışım.
Dün gece kendi kendime dedim ki, Yarın ona her şeyi anlatmalıyım. Bu düşünceyle uyuyakaldım.
Sabah oldu, kahvaltıda niyetimi belli ettim:
Melikeciğim, bir oturur musun, konuşmamız lazım dedim.
Dinliyorum hayatım, dedi.
Bir senaryo uydurdum:
Şöyle düşün, biz ayrılıyoruz, farklı mahallelere taşınıyoruz, dedim.
Melike bir kahkaha atarak:
Ne komik şeyler söylüyorsun, bu bir oyun mu şimdi? dedi.
Bitene kadar dinle, bizim için önemli bu konuşma dedim.
Tamam, hayal ettim, dedi.
Dürüst ol, ben evden gittikten sonra yeni biriyle olur musun? diye sordum.
Emir, ne oldu sana? Nereden çıktı şimdi ayrılık mevzuları? dedi şaşkınlıkla.
Çünkü ben seni hiçbir zaman sevmedim, dedim gayet açıkça.
Ne diyorsun sen? Şaka mı yapıyorsun? Hiçbir şey anlamıyorum diye cevapladı.
Senden ayrılmak istiyorum ama başkasıyla olmanı hayal bile edemiyorum, içim kaldırmıyor, dedim.
Melike bir süre sessiz kaldı, düşündü. Sonra yüzüme bakıp:
Benim için daha iyisi yok zaten. O yüzden gönlün rahat etsin, senden başka kimseyle olmam, dedi.
Söz mü?
Elbette, dedi gülerek. Kadınların aksesuarı konusunda da konuşmayalım artık diye şakalaştı.
Peki, ben nereye gideceğim o zaman? dedim birden.
Eee başka gidecek yerin yok mu? dedi.
Hayatımız hep birlikte geçti, ömrün sonuna kadar da birlikte yaşarız herhalde, dedim canım sıkkın bir şekilde.
Dert etme onu, dedi. Ayrılırsak, evi ikiye böleriz, ikimiz de birer küçük daireye çıkarız. Aynı semtte bile olur, merak etme.
Gerçekten mi? Hiç beklemiyordum benden bu kadar destek olmanı. Neden bunu yapacaksın?
Çünkü seni seviyorum. Birini seviyorsan, onu zorla yanında tutamazsın, dedi içtenlikle.
Aylar geçti, sonunda gerçekten boşandık. Birkaç hafta sonra bir baktım ki Melike sözünde durmamış, yeni biriyle tanışmış. Ayrıca anneannesinden kalan evi hiç bölmeyi düşünmemiş bile.
Her şeyimden oldum, beş parasız ve yalnız kaldım. Kadere bak! Sonra düşündüm; Şimdi ben kadınlara nasıl güvenirim, bilmiyorum
Sence Emir ne yapmalıydı?
Bu hikaye, bir okurumuzun gerçek yaşantısından alınmıştır. İsimler ve yerler tamamen tesadüftür, fotoğraflar ise tamamen temsili, haberin olsun.




