Mikail tamir için çağrıldı. Kapıyı on yaşlarında bir oğlan ve yanında bir kız açtı. – Annemiz yakında gelecek, buyurun! Mutfaktaki musluk damlatıyor, – dedi oğlan.

Mustafa çağrıldığı yere gitti. Kapıyı on yaşlarında ciddi bakışlı bir oğlan ve küçük bir kız açtı.
Annem yakında gelir, buyurun girin! Mutfak musluğundan su damlıyor, dedi çocuk.
Mustafa içeri girdi, musluğu tamir etti.
Babam olsaydı kendisi yapardı. Ama o pilot. Evde olmuyor hiç, diye ekledi oğlan.

Birazdan anne geldi ve Mustafaya ödeme yaptı. Oğlan da kapıya kadar uğurladı onu.
Bizim öyle bir pilot babamız yok ki! Annem uydurdu, diye fısıldadı aniden çocuk.

Mustafa o günkü son işini yaşlı bir hanımın banyosundaki musluğu değiştirerek tamamladı. Eve gitmeye hazırlanırken iş yerinden arayıp bir adrese daha uğramasını istediler. Yine bir mutfak musluğu şikâyeti.

Mustafa altı aydır küçük bir tamirat ve temizlik firmasında çalışıyordu.
Adrese gidip zile bastı. Ciddi görünümlü bir oğlan kapıya çıktı. Yanında, biraz daha küçük yaşlarda sarışın bir kız vardı.

Evde büyük kimse yok mu? diye sordu şaşkınlıkla Mustafa.
Çalıştığı yerde, yetişkin olmadan müşterinin evine girilmemesi tavsiye edilmişti.
Annem birazdan gelir, buyurun! Mutfak musluğundan sular sürekli damlıyor. Bantladım ama olmuyor. Merak etmeyin, paramız var, diye aceleyle açıkladı oğlan.

Mustafa, Annem birazdan gelir sözüne inanıp içeri girdi. Musluğu söktü, contayı değiştirdi.

Bir de masam yamuk duruyor, bacağı sallanıyor, ayrıca ışık düğmesi çalışmıyor, dedi birden kız.

Babam yapsaydı ama bizim babamız pilot. Uçuyor, çok uzaklara gidiyor, gelemiyor, diye annesinin sözlerini tekrar etti küçük kız.

Biraz sonra anne geldi.
Otuz beş yaşlarında, yorgun yüzlü, ama bir bakışıyla insana huzur veren bir kadındı.
Çocuklarının bu cesaretine çok şaşırdı.
Senden medet yok, dedi oğlu. Sürekli usta çağıracağım deyip duruyorsun. Ben de kendim çağırdım işte, diye açıkladı.
Kadın Mustafaya ödemeyi yaptı, kız da masa ve anahtarı tekrar hatırlattı. Ertesi güne sözleştiler. Mustafa kartını bıraktı.

Oğlanın adının Emir olduğunu öğrenmişti Mustafa. Birlikte çöpü aşağıya indirdiler, Emir açıkladı:
Bizim babamız falan yok! Annem yalan söylüyor, çocuk olduğumuzu sanıyor fark etmeyeceğimizi. Olsaydı bir kere gelirdi. Sizce de öyle değil mi? Hediyeleri de annem alıyor, babam gönderdi diyor. Hatta geçen yaz Ayşeye doğum günü hediyesini birlikte mağazada seçtik ama babam gönderdi dedi, dedi üzgün.
O kadar kesin konuşma, belki gerçekten gelemiyordur, dedi Mustafa.
Emir sadece hüzünlü gözlerle baktı, cevap vermedi.

Mustafa evde uzun süre rahatlayamadı. Pilot kelimesi zihninde yankılanıyordu. O da bir zamanlar pilottu…

Büyük bir şehirde yaşardı. Farklı ülkelere uçar giderdi.
Çok güzel bir eşi vardı, o uçmaya devam ettikçe eşi sürekli yere inmesini isterdi. Çocukları olmadı
Sen göklerde ruhunu avut, ben burada bebekle uğraşayım, öyle mi? Yok artık!
Bir gün annesiyle babası yurt dışında yaşama kararı aldı. Orada akrabaları vardı. Gittiler, yerleştiler. Mustafa kabul etmedi, karısı ondan ayrıldı, gitti

Mustafa uzun süre uçmaya devam etti, ta ki hastalanana kadar. Emekliliği geldiğinde uçuş saatleri dolmuş, hayatı değişmişti.

Emekli oldu.
Küçük bir Anadolu kasabasına, annesinin yanına yerleşti.
Yarım yıl annesiyle yaşadı. Sonra her şey bir anda olup bitti
Kendini kaybetti Mustafa. Hayatında hiç alışkanlıkları olmamıştı ama o dönemde her şey üst üste geldi.
Kısa sürede arkadaşlar buldu. Yaklaşık bir ay, aralarda kısacık dinlenmelerle, durmadan gezip dolaştı. Bir gece annesi rüyasına girdi. Güçsüzce bakıp ağlıyordu

Sabah, evde kim varsa gönderdi. Kendini toparladı. Evi biraz onardı. Sonra iyice yalnızlaştı.

Bir gün yerel gazetede ilginç bir ilan gördü: Kendi arabasıyla çalışacak usta aranıyor.
Boş olmak iyidir, cebine de biraz para girer diye düşündü.
İşin kendi gününü kendi belirleyebilmesi hoşuna gitmişti.

Ertesi gün Mustafa yeniden tanıdığı adrese son sırada uğradı. Annesi yine geç gelir sandı ama bu defa evdeydi kadın.
Masayla anahtar düğmesini tamir etti, koridordaki rafı düzeltti, mutfak dolabının kapaklarını hizaladı.

Bir bakışta anladı ki banyo harap haldeydi.
Tam teşekküllü tadilat lazım buraya, dedi.
Eğer kabul ederseniz siz yapın, ben razıyım, dedi ev sahibi kadın, adı Gülüzardı. Biraz birikmiş paramız var, size yeter herhalde, dedi.

Tadilat sırasında daha yakınlaştılar. Gülüzar anaokulunda öğretmendi.
Bizimle akşam yemeği yer misiniz? Çok çalıştınız, acıkmışsınızdır, dedi utangaçça.
Çocuklar da davet etti, zorla masaya çektiler.
Mustafa da kabul etti.

Akşam uzadıkça uzadı. Çocuklar çoktan uyumuştu, onlar oturuyordu hâlâ, dertleşiyordu.
Mustafa hiç kimseye bu kadar açık konuşmamıştı hayatında. Gülüzarın gözlerinde sonsuz bir kadın bilgeliği ve şefkati vardı

Tabii Gülüzar’ın hayatında hiçbir zaman bir koca olmamıştı. İki kez şansını denemiş, becerememişti. Üç yaş arayla iki çocuğu olmuştu.
Pilot babayı kendi uydurmuş, çocuklar büyüyünce anlatmaya karar vermişti.

Mustafa evine dönerken gece yarısını çoktan geçmişti.
Ertesi akşam yine geleceğine söz verdi; çünkü yapılacak iş çoktu.

Ertesi akşam Gülüzar kapıyı açtığında şaşkınlıkla durdu.
Mustafa pilot üniforması giymiş, elinde bir demet çiçek ve pasta ile kapıdan içeri girdi.

Baba, pilot babamız geldi! diye bağırdı Ayşe, kollarını ona açtı.

Döndüm. Sizi hemen tanıyamadım, çok zaman oldu… Değil mi Gülüzar? dedi Mustafa; ve öyle bir umutla baktı ki Gülüzarın onaylamaktan başka çaresi yoktu.

O andan sonra yarım kalan aile tamamlandı, mutluluğu buldu.

Emir zamanla babasının döndüğüne inandı.
Mustafa, Emiri resmen oğlu, Ayşeyi de kızı olarak kabul etti. Bir buçuk yıl sonra ailenin yeni bir oğlu daha oldu

Arkadaşlar, daha fazla hikâye okumak isterseniz yorumlarınızı bırakmayı ve beğen butonuna basmayı unutmayın. Bu bizi yazmaya teşvik ediyor!

Rate article
Lifequest
Mikail tamir için çağrıldı. Kapıyı on yaşlarında bir oğlan ve yanında bir kız açtı. – Annemiz yakında gelecek, buyurun! Mutfaktaki musluk damlatıyor, – dedi oğlan.