Şehirden biraz uzakta, otoyol kenarında, karın içinde minik bir çukurda bırakılmış yepyeni doğmuş yavru köpekler bulundu. O kadar üşümüş ve güçsüzlerdi ki, birkaç saat daha geçse yaşayamayacaklardı.
Yavru köpecikler, hayatta kalmak için birbirlerine sımsıkı sarılmış, soğukta birazcık olsun ısınmaya çalışıyorlardı. Bugün sabah sosyal medyada hızla yayıldı haberleri: tam yol kenarında, karın üstüne terk edilmiş küçücük yavrular varmış.
O minicik tüy yumağı çocuklar, aralarına giren soğuk havadan korunmak için tepeleme olmuş, bir nebze olsun sıcaklıklarını korumaya çalışıyorlardı. Takvim baharı işaret etse de, kış hâlâ burada tam anlamıyla. Şehirde termometre -7 dereceyi gösteriyor, şehir dışında ise yolun kenarında hava -10un altına iniyor. Düşünsene, o karda tutsalar ne kadar dayanabilirlerdi ki?
Karın içindeki çukur aşağı yukarı yirmi santim derinliğinde. Köpeklerin altındaki kar neredeyse erimişti, o kadar uzun süre yatmışlar, vücutlarının sıcaklığıyla karı eritmişler. Ama çok şükür kader onlara başka bir yol çizdi. Oto tamirci Hakan abi ki olayın olduğu Sivas çevresindeydi yavruları bulduğunda yanlarından geçip gitmedi; onları hemen dükkânına aldı. İlk başta ne yapacağını bilemedi, ama en önemlisi onları öylece soğukta bırakmadı. Vallahi ellerine, yüreğine sağlık Hakan abinin.
Yavrular minicikti daha. Toplam beş can Üç erkek, iki dişi ya da belki dört erkek bir dişi, şimdilik tam belli değil. Hakan abi hemen tanıdığı gönüllüleri aramış ama kimsenin yavruları alacak imkânı olmamış. Bakımevine götürmek de mümkün değildi, daha iki-üç haftalıklar. Zaten bu kadar küçükken aşı filan da yapılamaz; en az iki ayı doldurmaları gerekir.
Böyle minik yavrularda barınağa teslim etmek neredeyse ölüm fermanı gibi bir şey olurdu. Hastalanıp kaybedilme ihtimalleri çok yüksek. Maalesef daha önce benzeri acı tecrübeler yaşandı. Son zamanlarda da güvenilir geçici evlerde bile bakılamıyorlar çünkü daha geçenlerde Maşa ve Ceylan adında iki yavru orada tedavi görmüştü; onlar da parvo enfeksiyonunu atlatmaya çalışmıştı.
Bu gece yavrular Hakan abinin oto tamircisinde kaldı. Güvenlik kameralarına bakınca garip bir şey ortaya çıktı: gece vakti bir kadın yani, insanın kadına kadın demesi zor geliyor arabadan inip yavruları karın içine bırakıyor. Resmen çıkıp, bu savunmasız yavruları o dondurucu soğuğa terk etmiş. Yüreğim acıdı ya
Ne hissetmiştir acaba o küçücük yavrular? Annesinden koparılıp buz gibi bir yere bırakılmışlar; sanki bebek gibi, anne kucağından alıp soğuğa atılmışlar Vallahi, Allaha havale o kadını.
Ama biz elimizden ne gelirse yapacağız O yavrulara sıcak ve sevgi dolu yuvalar bulacağız. Sadece vücutlarını değil, yüreklerini de ısıtacak gerçek insan sevgisini hak ediyorlar. Yaşama bir şans, sıcacık bir yuva, iyi ki bu dünyada varsınız be bebeklerSabah olup da güneş ışıldarken, Hakan abi yavruların yanına gittiğinde onları başlarını kaldırıp minnettarlıkla ona bakan yuvarlak gözlerle buldu. Bir gece önce elleriyle beslediği, üstlerine eski bir polar serdiği yavrular, yavaşça güç kazanmaya başlamışlardı bile. Motor yağı kokan tamirhanede yepyeni bir hayat filizleniyordu.
O gün sosyal medya arı gibi çalıştı; şehrin dört bir yanından iyi kalpli insanlar mesajlar attı, yardım teklif etti, mama gönderdi. Sivasın dondurucu soğuğunda beş minik kalp yan yana umutla atıyordu artık.
Bir hafta sonra, tamircinin kapısında yavrulara sarılmak için gelen ilk aile çıktı. Ardından diğeri ve bir diğeri Her biri yüzlerinde heyecan ve sevinçle, o minik köpeklere sıcak bir yuva sunmak için gelmişti. Hakan abi vedalaşırken gözünde yaş olsa da, yavruların karanlık bir çukurdan çıkıp hayata tutunduğunu görmek ona büyük bir huzur verdi.
Son yavru da yeni ailesinin kucağında giderken Hakan abi bir an durmuş, ellerini ceketinin ceplerine sokmuş ve derin bir nefes almıştı. Dışarıda hâlâ kış sertti ama oracıkta, bir tamirhanenin kapısında, sevgiyle ısınmış beş yeni kalp ve onları hayatta tutmaya uğraşan insanlarla bahar gelmişti.
Çünkü bazen, bir avuç merhamet koca bir kışın ortasında bile güneş olup doğabiliyordu. Ve kötülük ne kadar göze çarparsa çarpsın, iyiliğin gücü hep galip geliyordu.




