Düğün Gecesi: Finalle Sonuçlanan Unutulmaz Bir Türk Düğünü

Derler ki düğün, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Ancak Emir için düğün, özenle ördüğü hayalin sonu oldu.

**Birinci Sahne: Kusursuz Gelin Maskesi**
Serap aynanın karşısında durmuştu. İpekten, incili gelinliği, kusursuz makyajı ve parlayan bir gülümsemesi vardı. Ama gözleri Onlarda sevgi yoktu. Telefona yaklaşmış, kendinden emin bir halde fısıldıyordu:
Tören bitsin, yeter. Emirin adı ortak hesabımıza eklendiği an, sonunda Ege kıyılarına taşınabileceğiz.

**İkinci Sahne: Yıkılan Dünya**
Kapının eşiğinde Emir göründü. Elinde bembeyaz güllerden bir buket tutuyordu saf sevgisinin sembolü. Ama gülümsemesi aniden soldu. Duyduğu her kelime bıçağı andırıyordu.
Serap devam etti:
O kadar saf ki… Ailesinin mirasının peşinde olmadığımı sanıyor. Umurumda olan tek şey para.

**Üçüncü Sahne: Öfke ve Sessizlik**
Emirin parmakları çiçeklerin sapına gömüldü. Saplar çatladı, dikenler tenine battı ama acı hissetmedi. Gölgeler Emirin arkasında büyüyüp Serapın üzerine düştü, odanın içindeki bütün ışığı yuttu.

**Dördüncü Sahne: Gerçek Anı**
Serap arkasını döndü. Yüzü gelinliğinden bile beyaz hale geldi, korkudan donakaldı. Telefonu büyük bir gürültüyle parkelerin üzerine düştü. Sessizlik kulaklarda uğultuya dönüştü.

**Beşinci Sahne: Son Nota**
Emir, elindeki paramparça güllere baktı, sonra Serapın gözlerine. Soğukkanlı. Kararlı.
**Alacağın tek miras, az önce kendi ellerinle çöpe attığın şey,** dedi kısık bir sesle.
Bir hamlede Serapın başındaki duvağı çekip aldı.

Serap kımıldayamadı, donup kalmıştı. İnce duvak Emirin ellerinde kaldı. Emir bağırmadı. O sakinliği öyle soğuktu ki, Serapın iliklerine kadar işledi.

Emir, düşündüğün gibi değil dedi Serap, sesi titreyerek. Sadece…

Sadece gerçek yüzünü gösterdin, diye sözünü kesti Emir.

Duvak, yırtık bir parça hâlinde Serapın ayaklarının dibindeki tozlara karıştı. Emir, cebinden kadife kutuyla alyansları çıkardı, hiç açmadan, kırılmış telefonun yanındaki sehpaya bıraktı.

Misafirler bekliyor, dedi Serap, son bir umuda tutunmaya çalışarak. Ne diyeceğim onlara?

Emir kapıya yürüdü, ama bir an durdu.
Onlara de ki, gelin yeni hayatına giden trene geç kaldı. Damat ise nihayet uyandı.

Arkasına bakmadan çıktı. Bir dakika sonra avluda arabanın motoru homurdandı. Serap, hayatının en pahalı gelinliğiyle bomboş odada, hiçbir değeri kalmamış bir halde öylece kaldı. Düğün olmayacaktı. Onu bekleyen tek şey eve dönüş yolunda yankılanan kendi hırslarının kırık camlarıydı.

**Peki siz Emirin yerinde olsanız ne yapardınız? İkinci bir şans verir miydiniz, yoksa tüm köprüleri yakıp geçer miydiniz?** Yorumlarınızı bekliyoruz.

Rate article
Lifequest
Düğün Gecesi: Finalle Sonuçlanan Unutulmaz Bir Türk Düğünü