16 Yaşımda ve Hâlâ Lisede Okurken Hamile Kaldım: Küçük Köyümüzde Bu Durum Büyük Bir Skandala Yol Açtı

Ben, daha 16 yaşındayken, lise son sınıftayken hamile kaldım. Bizim o küçük Anadolu köyünde bu olay tam bir rezalet olarak yayıldı. Herkes arkamdan konuştu, annemle babam utançlarından yerin dibine girmek istediler. Babam bana bile bakamadı artık. “Bir insan bu kadar rezil olacağına keşke ölseydi!” diye bağırdı. “Hadi, git artık babaannene; ben daha fazla buna katlanamayacağım,” dedi ve beni babaannemin köyüne, yanına gönderdi.

Babaannemin köyü yaklaşık yarım saat ötede, köyün en dışında, eski bir evdeydi. Ev oldukça eskiydi, kışı soğuk, yazı rutubetli geçerdi ama mecburdum, katlanıyordum. Hamileliğimin son aylarında yalnızlık iyice zorladı beni; kimse bana yardımcı olmuyordu, önümüze bir tabak yemek bile getiren yoktu. Doğum başladığında, köyde ambulans bile zor bulundu, son anda yetiştiler. Ben yine de başardım; oğlumu o eski evde doğurup büyüttüm.

Herkes bana “Artık evlen, biriyle yeni bir hayat kur,” derdi ama ben istemedim hiç. Oğlum için çalışıp didinmeye başladım. Oğlum Tolga büyüyüp üniversiteye, İstanbula gidince ben de çalışmak için yurtdışına, İtalyaya gitmeye karar verdim. Çocuğumu küçükken bırakamazdım, bu yüzden daha önce yurtdışına gitmeye cesaret edememiştim.

İtalyadaki hayat, köydeki yoksulluğa göre cennet gibiydi. Orada iyi kalpli yaşlı bir İtalyan kadına baktım, o da bana hep iyi davrandı. Kazancım fena değildi, bazen patronum teşekkür niyetine fazladan 100-200 Euro verir oldu. Bu sayede birkaç yıl içinde oğluma İstanbulda küçük bir daire alabildim, elinden tuttum. Ama paranın büyüsüne Tolga çok kapıldı; babaannesini bile ziyarete gitmez oldu. Buna üzülsem de her ay ona 500 Euro gönderiyor, kalanını ise kenara ayırıyordum, çünkü bir gün Türkiyeye dönüp o eski harabe eve dönmek istemiyordum.

Yıllar geçti, Tolga evlenmeye karar verdi. Tabii ki düğünün tüm masraflarını karşıladım, eşyalarını aldım. İçimden bu sefer artık biraz kendimi düşünür, birikim yaparım diye geçirdim. Fakat birkaç yıl içinde iki torunum oldu bile, sonra da ortalık karışıp savaş ortamı çıkınca gelin de üçüncüye hamile kaldı. Ben yine göndermeye devam ettim. Tüm bunlara rağmen, 20 bin Euro biriktirmeyi başardım, bir oda bir salon güzel bir daire buldum; hem de yakın arkadaşım satıyordu, anlaşıp satın alacaktım.

Yazın Türkiyeye döndüm, tapu işlemlerini halledecektim ki Tolgadan acı bir haber geldi: Anne, biz evi sattık, üstüne borçlanıp bir müstakil ev aldık. Peşinatı ödedik ama ikinci taksit için senden para lazım.” Şok oldum. “Ne parası oğlum?” dedim. “18 bin Euro,” dedi. “Oğlum, ben o parayı kendim için biriktirdim, ev almak için anlaştım bile,” dedim. “Anne, üç çocukla küçücük bir dairede yaşanmaz, sana güvenmiştim,” dedi. “Bunca zaman neden bir kuruş kenara koymadınız? Neden önceden haber vermedin? Ben şimdi bu parayı veremem, anca az bir miktar yoluna bakabilirim,” dedim.

“Anne, torunlarının halini hiç mi düşünmüyorsun?” dedi. “Her ay size 500 Euro yolladım, biraz biriktirseydiniz şimdiye kadar hem eviniz hem arabanız olurdu! Ben gün gelir, acil dönerim ya da hastalansam nerede kalacağım?” dedim. “Gelir köyde babaannende kalırsın!” dedi. “İstersen sen git çocuklarınla babaannene!” dedim.

Sonunda kararımdan dönmedim, parayı vermedim. Oğlum bana küstü, konuşmaz oldu. Duydum ki eşinden dostundan borç toplamış. Ama ben artık vicdanen borçlu hissetmek istemiyorum; her şeyimi oğlum için verdim, daha ne yapayım? Kaç yıl böyle devam edebilirim ki?

Rate article
Lifequest
16 Yaşımda ve Hâlâ Lisede Okurken Hamile Kaldım: Küçük Köyümüzde Bu Durum Büyük Bir Skandala Yol Açtı