Bir insanı dış görünüşüne ya da üstündeki kıyafetine bakarak asla yargılamamak gerektiğini bugün kendi gözlerimle bir kez daha anladım. Bu yaşadığım olay, İstanbulun en gözde otomobil galerilerinden birinde geçti ve hayatıma önemli bir ders kattı.
Günlerden bir gündü, lüks otomobillerle dolu o parlak showroomda bir adam vardı. Üzerinde sıradan bir gri eşofman üstü ve eski kot pantolon vardı. Arabalardan birinin başında durmuş, detaylarını dikkatlice inceliyordu. O sırada galeriye yeni başladığı her halinden belli, takım elbisesi ütülü, makyajı yerinde genç bir satış danışmanı adı Elifti hızlı adımlarla adama yaklaştı. Yüzünde küçümseyici bir ifadeyle adamı baştan aşağı süzüp bir adım uzakta durdu.
Parmağıyla kapıyı işaret ederek, küçümseyici bir tavırla şöyle dedi:
Otobüs durağı o tarafta, beyefendi. Araba alacak haliniz yok, lütfen araca dokunmayın, parmak izinizi temizlemek zorunda kalmak istemiyorum.
Adam yerinden kıpırdamadı. Sakinliğini hiç bozmadan kolundaki saate baktı. Tam o anda ofisin kapısı hızlıca açıldı ve galeri müdürü heyecan ve panikle içeri girdi. Kendisini toparlamaya çalışarak kravatını düzeltiyor ve ceketinin düğmelerini ilikliyordu.
Müdür, Elifin yanından adeta gözleriyle onu görmeden geçip adamın önünde durdu ve büyük bir saygıyla hafifçe eğilerek şöyle dedi:
Hoş geldiniz, Erdem Bey! Kusura bakmayın, sizi bu kadar erken beklemiyorduk. Bütün franchiseın sahibi olarak sizi burada ağırlamak bizim için bir onur.
Elifin yüzü birden bembeyaz oldu. Tüm özgüveni uçup gitmiş, ne diyeceğini bilemez halde kala kaldı. O sıradan kıyafetli adam, yani Erdem Bey, gözlerinde öfke olmadan ama buz gibi bir hayal kırıklığıyla ona döndü, yakınlaşıp alçak bir sesle konuştu:
Biliyor musunuz, bugün buraya özellikle sizin terfinizi onaylamak için gelmiştim. Ama insanlara tutumunuz sayesinde kararım çok daha kolaylaştı.
Elifin boğazında sözcükler düğümlendi, adeta nefes almakta bile zorlandı.
Sonunda Erdem Bey döndü, müdüre kaçınılmaz olanı ilan etti:
Benim yanımda insanları cüzdanına göre yargılayanlara yer yok. Bugün kendisine çıkışını verin. Ayrıca, bu arabanın anahtarlarını hazırlayın, kendim götüreceğim.
Erdem Bey gri eşofman üstünün cebinden sıradan bir kart çıkardı, oysa bu kart özel olarak hazırlanmış limitsiz bir siyah kredi kartıydı. Kartı müdüre uzattı, Elif ise bir daha asla geri dönmemek üzere o galeride sessizce kalakaldı; çünkü bir eşofmanın hakkı olmadığını düşündüğü saygı, bir dakikada bütün kariyerini bitirmişti.
Hayatımda öğrendiğim en büyük derslerden biri: Para lüks bir araba alabilir ama saygı, insanlık satın almaz. Herkese eşit ve hakkıyla davranın, karşınızdakinin kim olduğunu asla bilemezsiniz.




