NANKÖR GİRİŞEN’İN HİKAYESİ

NANKÖR GRİŞ

Sabah, Gülserenin eşi İrfan, doğrudan işi arayıp bugün mesai sonrasında meslektaşı Vasfinin evine meslek günü kutlamasına gideceğini söyledi.
Eğer istersen sen de gel, diye ilgisizce ekledi, Gülserenin hiç gitmeyeceğinden, akşamı kitap okuyarak ya da bilgisayar başında geçireceğinden emin bir şekilde.
Peki, dedi Gülseren de aynı renksiz ses tonuyla ama öğle arasında kocasına hediye almak için çarşıya çıktı. Kadınlar parfümeri bölümünde kuyruk oluşturmuştu.
Bir anda gözüne siyah, parlak kutusunda, şık bir ceket giymiş, hafif alaycı gülüşlü yakışıklı bir adamın resmi olan pahalı bir kolonya şişesi takıldı. Aynı İrfan gibi.
Satıcı, hediyeleri renkli folyolara sararken, bir kenarda bekleyen yaşlı bir kadın yaklaşıp dedi ki:
Eh kızlar, siz böyle erkeklere kolonyalar alırsınız ama onları koklayan da, kravatlarını beğenen de başkası olur.
Kadınlar, kızlar, birden gülüştü ama Gülseren, Hayatım boyunca hep böyle oldu her şey İrfana, oysa o başkalarına diye düşündü. Gençken deliler gibi seviyordu, o ise buna lütuf gibi bakıyordu. İrfana üniversitede açıktan okurken gece sabaha kadar ödevlerini o yazıyordu. Çocuklar doğunca tüm yükü kendi üstlenmişti.

Başlarda Gülseren, İrfanın minnettarlığını hissediyordu. Sonra adam alıştı ve her şeyi doğal kabul etmeye başladı. Dışarıdan bakınca ise, belki de örnek aile: gelirleri yerinde, huzurlu ev, uslu akıllı çocuklar. Ama çocuklar büyüyüp gittikten sonra, Gülseren kocasıyla baş başa kalınca fark etti, bir şeyler eksik hayatında.

Annesi, tam yirmi yıl önce bu evliliğe karşı çıkmıştı. Bak kızım, adam çok yakışıklı, kendinin çok iyi farkında. Kendine hayran. Yakışıklı erkek, ortak erkek kızım. Herkes ona bakacak, ama asıl ilgiden sana çok az düşecek, derdi ona. Bir, sevilmeyen bir eşiz. İki, kırk üç yaşındayız. Üç, kimselere lazım değiliz

Gülseren camdan dışarı baktı. Güneş baharı andıran sıcağını cömertçe sunuyordu. Az kaldı kadınlar gününe Sonra? Yine yalnızım Oysa ömür geçti Bundan sonra ne olacak acaba diye aklından geçirdi.

Dışarıdan cıvıldaşmalar; ardından pencereye gelen ısrarlı bir tıkırtı. Gülseren aşağıya baktı pencere kenarında bir serçenin kabarık tüyleriyle ileri geri yürüdüğünü gördü. Serçe, yuvarlak gözüyle ona bakıyordu.
Bu bir işaret olmalı, diye düşündü Gülseren. Aynı anda, duvardaki saat vurmaya başladı.
Demek ki vakit var. Birinci madde: Eğer bizi seven yoksa, biz kendimizi severiz

Gülseren hızla kapıyı çekip merdivenlerden indi: Önce kuaföre, sonra mağazaya uğradi
Saat altı buçuğa geldiğinde, aynadaki yansıma bambaşka bir kadındı: Bilgisayar koltuğunda hafifçe sallanan, küçük siyah elbiseli, modern, kısa kesim ve hafif karışık üç renkli kaküllü, gizemli bakışlarla derin bakan (göz kalemi, far, ustaca dağıtılmış renkler), hafif parlatıcıyla dolgun ve kıvrık dudaklı bir kadın.
İkinci madde: Kırk yaşında hayat yeni başlar

Mutfağa gidip bir kadeh şarap aldı, aynadaki yansımasına kadehini kaldırdı: Üçüncü madde: Bizi görmezden gelen bir erkeğe ihtiyacımız var mı ki?..

Sanmayın ki, Vasfilerin evine girerken topuklu ayakkabılarıyla hafif yan yan sallanmadı. Ortamda kısa bir şaşkınlık, hemen birkaç erkek el yardıma uzandı: Paltosunu askıya alayım mı, sandalye çekeyim mi, elma ister misiniz? Aa, öyle mi? Eşim de burada mıymış? Pek fark etmemişim onca kişi arasında

İrfan, onun bu ani gelişine, stratejisine şaşkındı; gelen ilgi karşısında ne yapacağını bilemedi.
Ertesi sabah, dün geceki şaşkınlığı üzerinden atıp yeniden eski kibirli sesiyle kalkıp,
Ee, kahvaltı hazır mı? dedi. Ama bu sefer hata yaptı; çünkü yanında hâlâ eski Gülseren yoktu. Yani getir-götür için hazır olan kadın yoktu artık,
Yanı başında özgüvenli, nahif, neşeli ve biraz da nazlı bir kadın hafifçe mırıldanıyordu:
Kahvaltıyı hazırladın mı sevgilim?
Tekrar uykuya dalarken düşündü; Aynen böyle canım. Yoksa üçüncü maddeye döneriz

Hayat, bazen size kıymet bilmeyeni anlatır. Ama asıl mesele, önce kendini sevmekte başlar. Kendi değerinizi bilmeden başkasından değer beklemek, boşuna bir çabadır.

Rate article
Lifequest
NANKÖR GİRİŞEN’İN HİKAYESİ