Günlük 14 Nisan
Markaların ve fiyat etiketlerinin hayatımızı şekillendirdiği bir dönemde, insanın özü çoğu zaman göz ardı ediliyor. Bugünkü yaşadığım olay, İstanbulun en pahalı otellerinden birinde, sadece davetlilere özel düzenlenen bir hayır gecesinde geçti.
Kristal avizelerle donatılmış büyük salonda pırlantalar ışıl ışıl parlıyordu. Göz alıcı altın rengi abiyesiyle Neval Hanım ve yanında kibirli şekilde dolaşan Engin Bey, ellerinde en pahalı şaraplardan birini tutarak misafirleri dedikodu konusu yapıyordu. Keyifle kahkahalar atarken, kapıdan içeri genç bir kız girdi; adı Deryaymış. Üzerinde sıradan, epeyce eskimiş bej bir palto, ayağında bağcıklı eski ayakkabılar Zarafetten uzak göründüğü aşikardı.
Neval Hanım küçümseyici bakışlarla Deryanın önünü kesti. Göz ucuyla onun topuğu aşınmış ayakkabılarına bakıp dudak büktü. Engin Bey ise eğilip Nevala yüksek sesle fısıldadı:
Sanırım otel çalışanları bugün personel kapısının yerini şaşırdı.
Neval Hanım alaycı bir ses tonuyla:
Canım, üç sokak ötede bedava çorba dağıtılıyor. Partimin ambiyansını bozuyorsun, dedi.
Derya ise dimdik durdu, gözünü Nevaldan ayırmadı. Tek kelime etmeden, öyle bir vakar taşıyordu ki; bütün o pırlantaların yanında onun suskunluğunda benzersiz bir asalet vardı.
Tam o anda pahalı takım elbisesiyle yaşlı bir bey geldi yanlarınaSayın Rıza Gürman, vakfın yöneticisi. Neval ve Engin selam beklerken, Rıza Bey doğrudan Deryanın önünde durdu ve saygıyla eğildi:
Derya Hanım, özür diliyorum, özel jetiniz tahminimizden önce indi. Holding alımıyla ilgili belgeler imzaya hazır.
O an Nevalın suratı bembeyaz kesildi, adeta dili tutuldu. Tuttuğu kadeh titreyerek elinden kaydı ve mermere çarpıp tuzla buz oldu.
Bitişi:
Derya hiçbir şey olmamış gibi, paltosunu üzerinden çıkarmadan asistanından kalemi aldı ve işleme büyük bir özgüvenle imza attı.
Daha sonra Nevala dönüp, sesi yumuşak ama buz gibi bir tonda şunları söyledi:
Bu arada Neval, artık bu parti senin değil. Hem bu binayı hem de eşinin şirketini yeni satın aldım. Senin bahsettiğin ambiyans artık benim planlarımda yer almıyor. Güvenlik, lütfen bu insanları dışarıya kadar eşlik edin.
Engin ve Neval öylece sersemlemiş halde dururken, güvenlik görevlileri kibarca ama kararlı bir şekilde onları salondan çıkardı.
Son Söz:
Hayat bana bir kez daha gösterdi ki, birinin içindeki gücü anlamak için dış görünüşüne bakmak en büyük yanılgılardan biri. Eski bir paltonun altından, yarın kaderinizi belirleyecek kişi çıkabilir.
Bugün karşıma çıkan kibirli tavır, insanın içindeki cevheri saklamayı başaramayanlara en güzel cevaptı.
Kendime ders: Her daim insanı eşyalardan, pahalılıktan üstün tutmak gerek. Çünkü gönül zenginliği, giyilen kıyafetten çok daha kıymetli.
Sen hiç böyle bir küçümsemeye maruz kaldın mı? Yorumlarda paylaş, birlikte ders çıkaralım.




