Bazen doktorlar bile pes etmek zorunda kalır ya Hele kritik anlarda, makineler bir tek tık tık diye odada yankılanırken, insan dua etmekten, imkansıza inanmak dışında hiçbir şey yapamıyor.
Bak şimdi, anlatacağım hikaye tam da böyle bir mucizeye dair. Sekiz yaşındaki Kerem ve onun kız kardeşi, adını bir yerden duymazsın, Ayşen. Tüm hastane personeli bu çocuklara inanamadı.
**Birinci Sahne: Son Umut**
Odalarda o meşhur hastane kokusu dezenfektanla karışık umutsuzluk Kerem kardeşinin yatağının başında dikilmiş, günlerdir komadan uyanmayan Ayşene bakıyor. Koca monitörlerin arasında öyle minicik kalıyor ki Ama inan o gözlerindeki kararlılık, hiçbir yetişkinde yok. Elinde de küçücük, paslı bir şey var, avucunu sımsıkı kapatmış.
**İkinci Sahne: Ormana Dönüş**
Kerem öyle eğilip fısıldıyor ki, sesi neredeyse ruhu okşuyor:
*Ayşen, ben ormana gittim. Onu buldum. Artık uyanabilirsin.*
Ve kardeşinin serçe parmaklarını tek tek açıp, avucunun içine eski, yeşilimsi bakır bir madalyon koyuyor özenle.
**Üçüncü Sahne: İmkânsız Olanı Bulmak**
O anda kapıda bekleyen babalarının tüyleri diken diken oluyor. Adam yaklaşırken gözleri kocaman açılıyor, sesi titrek çıkıyor:
*Kerem, bu mümkün değil Yıllar önce kaybolmuştu*
O, annelerinden yadigar, adı bile anılınca için titreyen eski madalyon! Tam annelerinin gittiği gün kaybolmuştu. Kaç kez o ormanda didik didik aramışlardı, yoklardı. Sekiz yaşındaki bir çocuk bunu nasıl buldu, o anda, o kadar zaman sonra?
**Dördüncü Sahne: Uyanış**
Tam o anda Odayı delip geçen bir makine sesi var ya hani Bip! Bip! Bip! Aniden titreyen ekranda değerler fırlıyor. Ayşenin bomboş, cansız elleri birden madalyona adeta kenetleniyor. Gözleri pırıl pırıl açılıyor; ne sersemlik var ne yorgunluk Kereme sapasağlam, derin bir bakış atıyor.
Keremin nutku tutuluyor, bir adım geri çekiliyor şaşkınlıktan.
**Son: Sözünü Tutan Çocuk**
Ayşenin dudakları hafifçe aralanıyor ve neredeyse duyulmayacak kadar kısık bir sesle babalarını yere çöktüren kelimeleri fısıldıyor.
*Anne dedi ki, onu geri getireceksin Kerem,* diyor. *Madalyon anahtar, dedi. Onu bulduğunu gördüm Anne seni bekliyordu.*
O an acil çalmış ya, doktorlar ve hemşireler koşup odaya doluşuyorlar hepsi kapıda donup kalıyor adeta. Doktorlar tıbben spontan uyanış diyor, anlayamadığımız ani bir beyin aktivitesi artışı falan filan. Ama Kerem kalbinin derinlerinde biliyor gerçeği.
O toprağın altında yıllarca bekleyen eski madalyon, sadece anıları taşımamış. Odaya birden sıcaklık getirmiş. O gece hastane dosyasına mucize yazıyorlar. Ama Kerem için bu sadece tuttuğu bir söz, yerine getirdiği bir kardeşlik yeminiydi.
Sence de bazı eşyalar, sevdiklerimizle aramızda köprü kurmaz mı dostum? Şöyle düşündüren, hala oradalar diye hissettiren Senin başına geldi mi hiç? Yorumlarda anlat bana da, merak ettim vallahi!




