Yaş kemale erince çocuklar birden anneleri olduğunu hatırladı ama onların bana yaptıklarını asla unutmayacağım.
Kocam genç bir kadına kaçınca, çocuklar babalarının yanında yer aldılar malum, adam hem büyük bir fabrikanın müdürüydü, hem de epey hatırı sayılırdı. Uzun yıllar beni hatırlamalarına bile gerek görmediler, ben ise yapayalnız kaldım. Geçenlerde eski kocam hayata gözlerini yumdu ve asıl bomba o zaman patladı: Meğerse tüm malını mülkünü genç hanımına bırakmış!
Tabii çocuklar bir anda annelerini anımsadı. Şimdi çay simit eksik olmuyor, devamlı ellerinde bir çikolata, bir portakal bana uğruyorlar ama ben yedirmem öyle kolay kolay… Geçenlerde kızım lafı dolandırıp dolandırıp, Anne, artık geleceğini düşünmenin zamanı geldi, hani miras falan diyerek bir şeyler ima etmeye başladı. Halbuki hiçbirinin benim hazırladığım sürprizden haberi yok. Hepsi öldükten sonra öğrenecek.
Yaşlılığımda çocuklarım anneleri olduğunu hatırladı ama onların bana yaptığı şeyleri asla unutmayacağım.
Zaman geçti, ben hep kenarda köşede, unutulmuş hissettim. Çocuklarım gözlerinde ben sanki başka bir tür canlıydım; sanki başka dilden konuşuyormuşuz gibi bakıyorlardı.
Kocamdan ayrılınca aramızdaki o kılcal bağlar da tamamen koptu. Onlar babalarının yanında oldular adam hem nüfuzlu, hem de hatrı sayılırdı sonuçta.
E tabii, babalarıyla birlikte olmak onlar için daha kazançlıydı. Ben mi? Bir köşede bırakılmış, unutulmuş bir anne oldum.
Çocuklarım çabucak beni unutuverdi. Sadece arada bir tanıdıklardan duyardım: Babalarıyla ve onun çiçeği burnunda yeni eşiyle tatile oraya buraya gidiyorlar, pahalı restoranlarda yemekler yiyorlar, hayaller, planlar yapıyorlar.
Ben mi? Tek kişilik, koca eski bir apartman dairesinde yalnız. Her yeni haber bir küçük taş gibi kalbimi delip geçiyordu.
Bir an geldi, Kendin için yaşa! dedim. Yurt dışına gidip çalışmaya başladım. Yıllar sonra ilk defa özgürlüğün tadını aldım.
Yaş kemale erdiğinde çocuklar annelerini anımsadı ama benim yaşadıklarımı asla unutmayacağım.
Çalışma hayatım bittiğinde, hayatımı yeni baştan kuracak kadar para biriktirmiştim. Türkiye’ye döndüm, evimi baştan aşağı yeniledim, yeni eşyalar, beyaz eşyalar aldım. Az da olsa ihtiyarlık için köşeye para koydum.
Bu sırada çocukların da işleri rast gitmiş, kendi ailelerini kurmuş. Duyduğuma göre şatafatlı düğünler, çocuklar, kutlamalar… Derken, bir sabah beklenmedik haber: Eski koca kalpten gitmiş. Vee… Tüm serveti genç ve dinamik eşine kalmış.
Oğlumla kızım ortada kalakaldılar. Bütün acıları bir anda sıcacık annecik hatıralarına döndü.
Önce, ufak tefek hediyeler getirmeye başladılar: çikolata, muz, elma Halimi hatrımı soruyorlar. Ben onları güler yüzle karşıladım ama içimden de Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır dedim. Herkesin bir hesabı vardı!
Şimdi 72 yaşındayım. Sağlığım yerinde, keyfim gıcır, yaşama sevincim hâlâ yerinde. Fakat geçenlerde kızım, hep lafı dolaştırarak, İşte anne, geleceğini düşünmek lazım, mirasmış, vasiyetmiş… demeye başladı. Kısa süre sonra da yeni evli torunum kapıda belirdi:
Babaanne, burada tek başına sıkılmıyor musun? diye gerçek bir merakla sordu.
Yok kızım, burada her şeyim yerli yerinde, çok mutluyum, dedim.
Ama bu ev kocaman, diye üsteledi. Temizliği de zor oluyordur… Biz de eşimle yanına taşınsak? Hem sana güzel olur, hem de biz kira ödemeyiz…
Yüzümde kocaman bir tebessüm, içimden Buyur buradan yak! dedim.
Kim dedi size kira olmayacak diye? dedim. Size uygun bir fiyat ayarlarım. İyi indirim yaparım hem de!
Kızcağız neye uğradığını şaşırdı. O, kapımı açacağım ve Alın ev sizin olsun, ben de oh rahatladım! diyeceğimi sanıyormuş. Oysa benim planım apayrıydı.
Seneler önce, vasiyetimi hazırladım: Bu ev ben öldükten sonra satılacak, tüm para da hasta çocuklara yardım eden bir vakfa bağışlanacak. Ne torun, ne çocuk… kimseye kalmak yok.
Kızım bunu öğrenince öfke nöbeti geçirdi. Ardı ardına telefon açtı, Bize nankörlük ediyorsun, torunlarının geleceğini karartıyorsun! diye bağırdı, çağırdı. Oğlum biraz daha akıllı, bana Anne istersen ben seni yanıma alayım, bakarım sana diyerek konuyu evriltmeye çalıştı… Ama bu ani aile sevgisi beni hiç etkilemedi.
Siz benim yerimde olsanız, torunu eve alır mıydınız? Ben cevabımı buldum: Bu kez gönül gözümü taptaze tuttum, paşa gönlüm ne derse onu yaptım!




