Her şey annemin komşusu arayınca başladı.
Melisciğim, merhaba.
Merhaba, Semiha Hanım, dedim şaşırarak.
Nasılsın? Çocuklar iyiler mi? diye sordu devamında.
İyiyiz, çok teşekkür ederim, dedim hafifçe endişelenmeye başladım tabii.
Komşunun durduk yere araması olağan değildi, içime hafif bir huzursuzluk çöktü. Yine de sormadan edemedi:
Melis, sen en son ne zaman annenin yanına uğradın?
Bir suçluluk dalgası sardı beni. İç çektim. Anneden çıkalı bayağı olmuştu. Çocuk ilkokula başladığından beri sabah akşam koşturuyorum.
Sabah erken kalk, herkese kahvaltı hazırla, çocuğu okula yolla, tüm gün işte sürün, sonra markete uğra, alelacele eve dön. Evde yemek yap, sofrayı kur, bulaşığı yıka, bir de ödev kontrol et ki sorma… Akşamları pestilim çıkıyor, hangi arada ziyaret? Hafta sonu desen, o da ayrı telaş.
Ev temizle, çamaşır yıka, ütüle, belki bir beş dakika köşede soluklan… Anneme ne zamandır gitmediğimi itiraf etmekten kaçamayacağım yani.
Bayağı oldu, Semiha Hanım, dedim boynumu bükerek. Hep aklımda ama vakit bulamadım. Cumartesi için niyetim vardı aslında
Annenle ilgili son zamanlarda garip bir şey fark ettin mi? diye sordu komşu temkinli bir sesle.
Neyi kast ediyorsunuz? dedim, hafif diken üstünde.
Yani, davranışlarında bir gariplik, bir değişiklik?
Hayır, içim ürperdi, hiç fark etmedim. Neden soruyorsunuz ki?
Ah Melisciğim, nasıl desem bilemiyorum diye kem küm etti Semiha Hanım. Belki bana düşmez
Ne oldu? dedim, neredeyse sesimi yükselttim. Zihnimde hemen korkunç senaryolar canlandı.
Senin annenin aklı başından gitti sanırım, birden pat diye söyledi.
Aman Allahım, ne demek şimdi bu! dedim sinirli bir şekilde. Nereden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri?
Adam almış eve, sevgilisi var!
Hadi canım! içimden taşan bir kahkaha bıraktım. Annem yetmişini geçti, ne sevgilisi!
Hiç deme yavrum, gücendi sanki Semiha Hanım. Bizzat kendi gözlerimle gördüm!
Sevgilisi mi?!
Yok, anneni diyorum! hemen atıldı, hızlı hızlı anlatmaya başladı. Dinle bak şimdi
Dün beraber yolun karşısında denk geldik. Annen sanki arkasında yangın var gibi koşturuyor. Beni bile görmedi. Seslendim, zar zor durdu. Affet Semiha abla, acelem var, balık alacağım. Sence uskumru mu alsam hamsi mi? dedi. Ben de şaşırdım tabii, Rabia, sen balığı hiç sevmezsin ki dedim. O da bana döndü dedi ki: Ben yemeyeceğim zaten, Vasfi için. Bayılıyor balığa, çıtır çıtır yiyor. Suratında bir mutluluk, bir ışık Anladın mı şimdi?
Belki arkadaşıdır şaşkınlıkla dedim. Aklımı zorluyorum, annemin tanıdıklarından Vasfi adında biri var mı diye, aklıma kimse gelmedi.
Yok canım, arkadaşmış! Sevgilisi işte açık açık söylüyorum! dedi kendinden emin bir şekilde.
Hem de sokakta bulmuş bunu! Şimdi de Vasfi annende kalıyor. Düşünsene, ya adam evsizse, serseri, hatta eski hükümlü ya da ayyaş?! Sen de bilirsin ülkenin hali, bin türlü insan var.
Yani söylesene, normal adamlar sokakta mı yatar?
Donakaldım, bir süre konuşamadım. Ama Semiha Hanım susmadı ki
Aynen bak, Rabia abla dedi ki: Yolda yürüyorum, baktım bir adam, sırılsıklam, yerde yatıyor. Gözleriyle bana bakıyor. Görünce hemen toparlandı, dikleşti. Vallahi Melisciğim, tam bir adam! Eve getirdim, güzelce temizledim, yıkadım, bambaşka biri oldu Düşünsene sen! Melis, vallahi bence bak bir, anneciğine sor neyin nesidir bu Vasfi. Acil bak bence.
Sağ olun, dedim zar zor, telefonu kapadım.
Duyduklarım karşısında şoka girmiştim. Ellerin titriyordu, başımda garip bir uğultu… Annem evine yolun ortasından adam toplayıp getiriyor olabilir miydi? Aman Allahım!
Akşamı zor ettim. Eşim gelince aile meclisi topladım.
Annemin sevgilisi varmış, dedim pat diye.
Adı da Vasfiymiş, diye olan biteni anlattım.
Eşim gözleri kocaman olmuş halde anlattıklarımı sindirmeye çalışırken, Bu yaşlı kadınların dedikodusu bitmez! Annene sordun mu? dedi.
Hayır, dedim utana sıkıla.
E hadi soralım, belki de boşuna telaş yapıyoruz. Bak görürsün, mesele açıklığa kavuşur.
Bir umutla telefonu aldım hemen, annemi aradım, hoparlörü açtım.
Anne merhaba, dedim.
Melis! Kızım, nasılsın?
Anne, yanında kimse var mı?
Yok, dedi, ama ardından mutlu bir kahkaha attı, Vasfiyleyim şimdi.
Yüreğim ağzıma geldi; demek ki doğruymuş!
Kim, nereden tanıştınız anne? dedim, sesim titriyordu.
Ah anlatayım dedi annem hiç çekinmeden, Dışarıda buldum onu, ıslanmış, çok zavallı görünüyordu. Dayanamadım, eve aldım. O günden beri yalnız değilim işte. Evim şenlendi! Bir adam var artık evde.
Bir koltuğa yığılmışım, aklım allak bullak. Gerçekten annem kafayı mı yedi diye düşündüm ister istemez.
Anneciğim, öyle her karşılaştığını eve almak olmaz, cesaretimi toplayıp söyledim. Gönder gitsin!
Ayıp ediyorsun Melis! dedi annem şaşkın. İnsan evcilleştirdiğiyle sorumludur unutma, senler de ziyaret etmiyorsunuz, ben yalnız kalıyorum. Hayatıma renk geldi! Vasfi kalacak, nokta. Ağzında gülümsemeyle telefonu kapadı.
Eşim ani bir hareketle yerinden fırladı.
Böyle olmaz! Hemen gidiyoruz, annenin evine!
Panik halinde hemen giyinmeye başladım, eşim de benimle çılgın gibi dolaşıyor evde.
Senin annen fazla saf ve iyi niyetli! Her türlü sahtekârı başına toplar! Vasfi kim yahu? Bak şimdi göreceğim ben bu Vasfiyi!
Yarım saatlik bir koşturmadan sonra annemin apartmanına vardık. Eşim bagajdan demir boru aldı eline, tartıyor
Ne gerek var buna? dedim dehşetle.
Belli mi olur? Belki Vasfi gitmek istemez! dedi suratı asık şekilde.
Sakın bir delilik yapma, ne olur! yalvardım.
Kapıyı açınca eşim hemen atıldı:
Nerede o?!
Salonda koltukta uyuyor, dedi annem şaşkınlıkla. Ama hayırdır?
Eşim tam salona daldı, ben peşinde. Sonra ne göreyim
Kocaman, tüylü, sarman bir kedi, koltuğa yayılmış yatıyor! Biz içeri dalınca birden patilerini kuyruğuna doladı, kocaman bir miyav çekti.
İşte Vasfim, tanışın, dedi annem arkamızdan sakince.
Ee bu bildiğin kediymiş! dedik hep birlikte şaşkın şaşkın.
Tabii kedi! Siz kimi düşündünüz ki? dedi annem kahkahalarla.
Her şey, annemin komşusunun beni aramasıyla başladı.




