Çiftlikte Bir Mucize: Yabanî Atın Tekerlekli Sandalyedeki Çocuğun Önünde Başını Eğmesinin Sırrı…

Dostum, sana geçen hafta sonu Şiledeki çiftlikte yaşadığımız bir olayı anlatsam… Gerçekten hâlâ tüylerim diken diken oluyor, inan bana.

Sabah her zamanki gibi başlamıştı, millet çayını içiyor, çocuklar koşturuyordu. Ta ki büyük, simsiyah, asi mi asi bir aygırı – adını Kartal koymuştuk – arenaya çıkartana kadar. Kartal hiç kolay bir at değildi, yani beş kişi tutamıyordu neredeyse. O gün de bir hışım yaptı, birden boynuna takılan kalın yular çat diye koptu, düğün alayındaki zurna sanki! Herkesin yüreği ağzına geldi; spiker mikrofona yüklendi:
Arena hemen boşaltılsın! At kontrolden çıktı!

Herkes paniğe kapılıp tribünlere koştu. İşte tam o anda, sabah yağan yağmurun çamurunda, küçük Berrakı gördük. O, on yaşında, tekerlekli sandalyesiyle çukurun içinde sıkışıp kalmıştı. Yani öyle kolay kolay çıkabileceği bir durum değildi.

Annesi, yani Zeynep abla, birkaç metre uzakta kalakaldı ve öyle bir bağırdı ki, vallahi içimiz buz kesti:
Berrak! Dikkat et yavrum!

Tam bir facianın eşiğindeyiz, Kartal dört nala Berraka doğru koşuyor; toprak, çamur her taraf savruluyor. Herkes “bitti bu iş” diyor içinden. Ama var ya Kartal, tam Berraka bir adım kala, aniden dört nala gitmeyi bırakıp öyle bir fren yaptı ki, ortalık toz duman oldu.

Herkes nefesini tuttu. Berrak minik elleriyle gözlerini bile kapatmadı. Göz göze geldiler Kartalla. Sonra Berrak çok sakin, neredeyse fısıldar gibi dedi ki:
Sorun yok dostum…

Ve, mucize işte o an oldu. Yani bırak yetişkin insanı, o atı beş kişi bile dindiremiyor! Kartal usulca ön ayaklarının üzerine diz çöktü. Büyük, simsiyah başını Berrakın dizlerinin önüne indirdi, etrafında kimse yokmuş gibi ağır ağır soludu.

Berrak da elini yavaşça uzattı. Parmakları titreyerek Kartalın burun deliklerinin hemen üzerinde, kadife gibi tüylerine değdi. Zeynep abla elleriyle ağzını kapadı, gözlerinden yaşlar aktı, sessizce bakıyor sadece.

Çocuk sonunda Kartala dokundu ya, at zerre kımıldamadı. Sanki ondan yayılan tüm öfke uçup gitti. Kocaman gözlerini hafifçe kapatıp derin bir huzurla nefes aldı. O an var ya, çiftlikte yaprak kıpırdamıyordu, sadece rüzgarın çimende gezindiğini duyabiliyordun. Berrak öne eğilip alnını, Kartalın alnına yasladı.

Berrak sonradan öylesine sade bir huzurla dedi ki:
Sadece korkmuştu. Bilmesi gereken tek şey, kimsenin ona zarar vermeyeceğiydi.

O günden sonra Kartal var ya, bambaşka bir at oldu, dostum. Kimse yaklaşamazken, artık Berrak saatlerce yanına gidiyor, konuşuyor, sessizce yanında oturuyor. Derler ya, yabani at sadece güce boyun eğer; ama anladık ki bazen, en büyük güç, içinde taşıdığın huzur ve iyilik. Herkesin kalbinde bir minik Berrak ve bir inatçı Kartal var bence, sadece birbirimize dokununca mucizeler oluyor.

Rate article
Lifequest
Çiftlikte Bir Mucize: Yabanî Atın Tekerlekli Sandalyedeki Çocuğun Önünde Başını Eğmesinin Sırrı…