O, onun sıradan bir başarısız olduğunu sanıyordu, ta ki gerçeği öğrenene kadar! 😱

Bir an düşünsene, dış görünüşüne bakıp hemen yargılamak… İnsan bazen ne fırsatları kaçırıyor, anlatamam! Bak ne oldu biliyor musun?

Şimdi, bir zamanlar Aybike diye bir kız vardı. Kendi halinde değil; tam anlamıyla gösterişli, baştan aşağı marka giyinenlerden. İstanbulun o lüks otomobil galerilerinden birine gitmiş, yeni bir cabriolet bakıyor. Üzerinde son moda bir elbise, kolunda en az yüzden fazla bin liralık bir çanta. Arabaları inceleyip duruyor, suratında da o tipik seçici ifadeyle. Tam o sırada yanına biri yaklaşıyor: Cem. Üzerinde sade bir gri sweatshirt, kot pantolon, bildiğin spor ayakkabılar… Tertemiz, ama oldukça sıradan görünüyor. Gözleri parlıyor, yüzünde içten bir gülümseme.

Merhaba Aybike! İnanamıyorum, seni yıllar sonra burada görmek harika. Hatırlıyor musun, Kadıköydeki o küçük kafede beraber çalışırdık, nasılsın? diyor Cem, gayet neşeyle.

Aybike önce bir kaşını kaldırıp Ceme tepeden tırnağa bakıyor. Sonra çantasını hemen koluna daha sıkı çekiyor sanki biri çalacakmış gibi. Küçümseyici bir ses tonuyla diyor ki: Cem, bak hiç vaktim yok. Artık hayatımda yeri olan insanlarla görüşüyorum. Sen hâlâ öğrenci gibi giyiniyorsun, çocukken kalmış gibisin. Lütfen çekil, arabaya bakacağım.

Tam o esnada içeriye takım elbiseli, ciddi bir galeri müdürü geliyor harbi havalı bir adam. Direkt Aybikeyi görmezden gelip Ceme dönüyor, saygıyla eğiliyor: Cem Bey, sizi beklettiğimiz için özür dilerim. Özel koleksiyonumuz VIP salonda hazır, dün ayırttığınız sınırlı sayıdaki modelin anahtarlarını hemen getiriyorum, diyor.

Aybike bir anda, resmen donup kalıyor. Gözleri fal taşı gibi açılıyor, yüzü bembeyaz kesiliyor. O an kafasına dank ediyor: Az önce konuştuğu çocukluk arkadaşı, ünlü Demirhan Grubunun sahibiymiş Forbesta kapağa çıkanlardan. Yani ülkenin sayılı zenginlerinden biri!

Cem ona dönüp sakin sakin bakıyor: Ne dersin Aybike, hâlâ geleceğim yok mu sence?

Aybike dili tutulmuş gibi kekeliyor: Cem, ben… Şaka yapıyordum sadece. Belki bir gün eski günlerden konuşur, bir kahve içeriz?

Cemin tepkisi net: Bak Aybike, senin sorunun ne biliyor musun? Her şeye etiketle bakıyorsun, insanı göremiyorsun. O kafede kimsem, şimdi de oyum. Sadece hesaplarım değişti, ama senin kalbin daha da soğumuş.

Sonra müdüre dönüyor: Anahtarları istemiyorum. Buradan araba almak da istemiyorum. İnsanları görünüşe göre yargılayanlarla aynı havayı solumak istemem. diyor ve çekip gidiyor.

Aybike öylece kalıyor. Koca galeride, elindeki markalı çantayla tek başına kala kalıyor. Anlıyor ki, sadece eski bir dostu değil, elinin altındaki hayatın sunduğu bambaşka bir kapıyı da kendi elleriyle kapatmış. Hem de sadece burnu havada olduğu için.

Bak, parayla marka çanta alırsın, ama insanlık satın alınmıyor. Sen de buna benzer birini ya da durumu yaşadın mı? Anlat bana, merak ediyorum!

Rate article
Lifequest
O, onun sıradan bir başarısız olduğunu sanıyordu, ta ki gerçeği öğrenene kadar! 😱