“Bu sözleşmeyi imzalama,” diye fısıldadı temizlik görevlisi, müzakereler sırasında zengin işadamına. Ama bir sonraki söz onu dondurdu.

Eskiden, sabahın henüz aydınlanmadığı bir saatte, Meral dar bir dairede gözlerini açardı. Çatlayan eski çalar saat çaldığında, hemen kapağını çevirip sustururdu; uyuyan küçük kardeşi Yunusu uyandırmamak için. Solgun yüzü ve hâlâ derin nefesleri, hastalığın ona yavaşça yaklaştığını hatırlatırdı. Kahvaltıyı hazırlarken, kardeşinin ilaç masraflarını nasıl karşılayacağını düşünürdü. Ev işi yapan kadının maaşı zar zor yetiyor, haftadan haftaya artan faturalar bir bir birikiyordu.

Kuşkusuz yarın daha iyi olacak, diye içini teselli eder, gri üniformasını düzelterek işe çıkar, yüksek camlı bir gökdelenin gölgesinde yürür, titrek bir gülümsemeyle kulübü geçer, hemen soyunma odasına girerdi. Çoğu çalışan ona göz yumardı; bu durum Merale bir hayli uygundu.

O gün, şirketin sahibi İskender Yılmaz, son derece gergin görünüyordu. Yatırımcılara dair önemli bir toplantı öncesi, alıngan ve katı tutumuyla tanınan bu milyoner, Bugün hata görmeye toleransım yok diyerek ekibini kışkırtmıştı. Meral, koridorları süpürürken, çalışanların telaşını fark eder, bir yandan da toplantı odasının kapıları hafif aralıktı; kapı çerçevesinden konuşmaların parçaları kulağına çalınırdı.

Yatırımcılardan biri, ağır aksanlı yaşlı bir adam, İşbu sözleşmeyi hemen imzalayın, kaçırılmaması gereken bir fırsat diyerek ısrar ederdi. İskender soğuk bir ses tonuyla Aceleciliğe izin vermem. Ekibim her şeyi inceleyecek, diye karşı koyardı. Ancak Meral, bir anda duyduğu bir isimle donakalmıştı. O isim, babasını yıllar önce, bir finansal çöküşle yıkan, hayatını kaybetmesine sebep olan adamın adıydı. Hafızasında, baba için birikmiş öfke ve keder bir anda gözyaşına dönüşür.

Kendi kendine bir anlık bir cesaret patlaması hissetti ve kapıyı iterek toplantı odasına girdi. İskender Bey, imzalamayın! diye titrek ama kararlı bir sesle haykırdı. Oda birden sessizliğe büründü. İskender, bir an için şaşkın ve öfkeli bir ifadeyle Böyle bir şey burada ne işin var? diyerek bağırdı. Meral, gözlerini yere indirdi, ama geri çekilmedi. Sizi uyarmak istiyorum. Bu adam güvenilmez. Babamın hayatı onun yüzünden yıkıldı, dedi. İskender soğuk bir alayla, Sen kimsin ki bana ne yapacağımı söyleyebilesin? diye karşılık verdi. Meral, Kaybedecek bir şeyim yok, sadece uyarıyordum, diye ekledi.

İskender, Bu kadını dışarı çıkarın ve bir daha bu kapıdan içeri girsin de görmesin, diye emredip Merali odadan çıkardı. Kalbi çarpıyordu, gözlerinden bir damla yaş süzülüyordu. İşini riske atmıştı ama başka bir seçeneği yoktu. Kapılar kapanınca, içeriden gelen kısık sesler hâlâ duvarların ötesinde çınlıyordu. İskender, sakin bir tavır sergileyerek Bu bir yanlış anlaşılma, özür dilerim, dedi ve yatırımcılara Durumu netleştireceğiz, lütfen sabır gösterin diye seslendi. Yabancı yatırımcıların yüzleri ise artık eskisi kadar sıcak değildi; bir kısmı tereddütle bakıyor, bir kısmı ise toplantıyı ertelemeyi öneriyordu.

Toplantı sonunda, yatırımcılar Daha uygun bir zaman bulalım diyerek odadan ayrıldı. İskender yalnız kalmış, derin bir nefes alıp, Meralin sözlerini düşünmeye başlamıştı. Onun cesur müdahalesi, bir türlü göz ardı edilemez bir uyarıydı.

Günün sonunda Meral, temizlik odasına dönerken elleri titriyordu. İşimi kaybetme ihtimali beni korkutuyor, diye içinden geçiyordu. O akşam, kardeşi Yunşar uyanıp, eski bir deftere bir çizim daha eklemişti. Bak, ben yeni bir ev çizdim, dedi sevinçle. Çizimde geniş bir bahçe, çiçekler ve parlak bir güneş vardı. Meral ona Bir gün kesinlikle burada yaşayacağız, diyerek umutla karşılık verdi. Kardeşi gülümseyerek Gerçekten mi? diye sordu. Meral, Elbette canım, diyerek alnını öptü ve mutfağa yöneldi. Ancak aklında hâlâ İskenderin yüzü, o garip sözler, Bu kişi güvenilir değil, ailemi mahvetti yankılanıyordu.

Ertesi sabah, Meral bir kez daha temizlik odasının kapısını çaldı ve şefkatli bir sesle İskender Bey, bir şey söylemek istiyorum, diye seslendi. İskender, Seni dinlemek zorunda değilim, diyerek soğuk bir tavır takındı. Meral bir an için duraksadı, ardından babasının hayatını yitirdiği o acı günleri anlattı. Babam, sahte bir yatırımcıya bütün birikimimizi verdikten sonra kendini kaybetti. O gün evimiz yıkıldı, ben ve Yunşar bir başımıza kaldık. İskender, bir anda sert ifadelerini yumuşatarak, Senin cesaretin beni etkiledi, dedi. Bu an, İskenderin kalbinde Merale dair bir kırılma yarattı; bir temizlikçiden beklediği bir saygı ve şefkat bulmuştu.

Meral, işten çıkarken, yöneticisi İremin odasına gitti. İrem Hanım, yaptığım hatayı telafi etmek istiyorum, dedi titizce. İrem, İskender Bey seni bir anda işten çıkarmadı; bir daha dikkatli ol, diyerek hafif bir gülümseme gösterdi. Meral, biraz olsun rahatlamıştı; ama hâlâ geleceğin belirsizliği içinde kıpır kıpırdı.

İskender, ofisinde kalmış, masasında yatan sözleşmeyi ve diğer evrakları incelerken Meralin sözlerini bir kez daha düşündü. Kara para, sahte anlaşmalar Belki de o temizlikçi, beni felaketten kurtarmıştı. Bu düşüncelerle, analist Viktor Şahini çağırdı. Viktor, Biz süreçleri standart biçimde kontrol ettik, diye savunurken, İskender Bu ihmal kabul edilemez, seni işten çıkarıyorum, diyerek onu kovdu. Bu karar, İskenderin içindeki soğuk duvarların bir taşını daha yıktı; çünkü Meralin cesareti, ona bir şeylerin yanlış olduğunu hatırlatmıştı.

Bir gün, İskender bir akşam yemeği düzenleyerek Meral ve Yunşarı davet etti. Meral, sade ama zarif bir elbise giyip gelmişti; Yunşar ise heyecanla yeni çizimini gösteriyordu. İskender, Hoş geldiniz, siz olmadan bu ev eksik kalırdı, diyerek sıcak bir karşılama yaptı. Akşam boyunca sohbet ederken, İskender Merale bakıp, Seninle daha fazlasını paylaşmak istiyorum dedi. Meral, şaşkın ama umut dolu bir sesle, Benim için her şey çok yeni, diye karşılık verdi. O gece, iki farklı dünya arasında ince bir köprü kurulmuştu.

Zaman geçtikçe, İskender Meral ve Yunşarın hayatına daha fazla karıştı. Yunşar hastalığından iyileşir, neşesi geri dönerdi. Meral, bir yandan işini sürdürürken bir yandan da yeni bir gelecek hayali kurardı. En sonunda, ikisi köyün kenarındaki küçük bir müstakil evde, sade ama mutlu bir düğünle evlendiler. Yunşar, yakışıklı bir takım elbiseyle kardeşinin elini tutarak Artık aile olduk, dedi.

İskender, Sen benim yeni şansım, Meral, diyerek gözlerini karanlık bir İstanbul gecesine çevirdi. Meral ise Sen de benim umudumsun, diyerek gülümsedi. O gün, bir temizlikçinin cesareti bir işadamının kalbini ve şehrin bir köşesini değiştirmişti; hatıralarda, o eski gökdelenin camlarından süzülen ışık hâlâ eski bir masal gibi yankılanıyordu.

Rate article
Lifequest
“Bu sözleşmeyi imzalama,” diye fısıldadı temizlik görevlisi, müzakereler sırasında zengin işadamına. Ama bir sonraki söz onu dondurdu.