O Yanılmadı

Yanılmamıştı

Elif son süpürgedarbesini vururken kapı zili inatla çaldı. Hemen ellerini yıkayıp aceleyle kapıyı açtı. Kapıda kayınvalidesi, Neriman Hanım bekliyordu. Yüzünde sinsi bir tebessüm vardı sanki, en azından Elif öyle hissetti, ve içeriye buyurdu.

Merhaba, hayırdır, bir şey mi oldu? dedi Elif şaşkınlıkla.

Öylesine uğrayayım dedim, Neriman Hanım ise selam bile vermeden içeri daldı.

Ama ben şimdi çok meşgulüm! Haber verseniz bari, böyle çat kapı gelinmez ki…

Neriman Hanım alaycı bir şekilde başını salladı:

Sana izin mi alacağım kendi evime gelmek için? Öyle mi?

Elifin yüzü, burada misafir sayıldığını bir kez daha hatırlayınca kızardı. Eşi Burak, büyük bir borca girmiş, ikisi de deli gibi çalışıyorlardı. Kira ödeyemeyecek duruma gelmişlerdi ve Neriman Hanım biraz da mecburiyetten onlara yardım etmişti. Aslında iki dairesi vardı kadının. Birinde kendisi yaşıyor, diğerini kiraya veriyordu. Ama oğlunu ve gelinini, borç bitene kadar diğer eve geçici olarak yerleştirmiş, sadece fatura giderlerini ödemelerini istemişti.

Nasıl gidiyor? diye sordu kayınvalide, mutfağa gidip dolaptan kendine bardak çekerek.

Fena değil, diye mırıldandı Elif. Temizliğini bitirip salonun köşesine geçip oturdu.

Neriman Hanım onu baştan aşağı süzdü. Elifin solgun hali gözüne takıldı, hoşlanmadı. Aslında kızını hiç sevmemişti, ama oğlunun seçimi diye susmuş, arada içinden sinsi sinsi gülmüştü.

İyi misin sen? Rengin solmuş!

Bir şeyim yok, Elif tekrar aynı cevabı verdi.

Başka kelime mi bilmiyorsun fena değil, fena değil deyip duruyorsun?

Elif omuz silkti, gerçekten iyi hissetmiyordu ama kayınvalidesine bunu söyler miydi?

Bugünkü planın ne? Neriman Hanım peşini bırakmıyordu.

Bilmem, belki markete giderim, bir iki eksik var. Sonra da bilgisayarda işim var.

Kadıncağız başını salladı; Elifin evden muhasebecilik yaptığını biliyordu. Konuşma tıkandı, sıkıntı kabardı.

Hadi beraber çıkalım markete? Arabam var, bırakırım seni. Zaten evde sıkılıyorum.

Elif önce reddetmek istedi. Kayınvalideyle market alışverişi hep alay, imalı laflarla bitiyordu. Ama sonra, elinde poşetlerle eve dönmeyi hayal etti, içini çekerek kabul etti:

Fena olmaz aslında…

O zaman hazırlan, darlanma öyle!

Elif hızla giyindi. Neriman Hanım yine şakayı patlattı:

Beklerken biraz kestirdim bile, bizim ağırkanlı!

Elif bir şey demedi. Midesi sabahtan beri buruktu, tartışmaya girecek hali yoktu.

Nereye gidiyoruz?

Elif birkaç market ismi verdi, Neriman Hanım direksiyona geçti. Aslında kendi de markete ihtiyacı yoktu, ama koca evde yalnız kalmak daha ağır geliyordu. Kocası çok olmuştu rahmetli olalı. Oğlu ve gelini bile, bilmeden, hayatına biraz anlam katıyorlardı. Kadıncağız bağlılığını hiç belli etmezdi, zayıflığını da gizlerdi.

Kızım Elif, niye hep böyle ucuz şeyler alıyorsun? diye iğneli şekilde baktı kayınvalide aldığı ürünlere.

Ne yapalım, elimizden bu kadar geliyor, Elif yutkundu. Biz hâlâ borçlarımızı ödemeye çalışıyoruz, biliyorsunuz.

Hımm, unuttum vallahi, deyip omuz silkti kadın.

Elif, istersen bi kafeye de uğrayalım, ben ısmarlarım.

Daha cümlesini bitirmeden Elifin başı döndü, neredeyse yere yığılıyordu. Şanslarına, arabaya binmek üzerelerdi. Kadın hemen oturttu Elifi koltuğa.

Kızım, iyi misin? Elif! Allahım…

Aklı başından gitmişken Neriman Hanım su şişesinden avuç suyu Elifin yüzüne serpti. Elif kendine geliyordu.

Ne oldu sana?

Elif elini suratına sürdü, kayınvalidenin temasını savdı.

Bir şeyim yok, yoruldum herhalde. Stresten sanırım.

Neriman Hanım şüphelendi ama bir şey demedi.

Eve gidelim çabuk!

Ama daha bir market kaldı… Elif karşı geldi zayıf sesle.

Kadıncağız hiç dinlemeden direksiyonu çevirdi, apartmana gittiler. O sırada Elif de biraz kendine gelmişti, ama elindeki poşetleri kayınvalidesi aldı.

Hadi yavaş gel, ben taşırım! dedi ters bir sesle.

Eve girince Elif hemen işine döndü; poşetleri boşalttı, yemeği yetiştirmeye koyuldu.

Elif, böyle sık oluyor mu sende?

Ne?

Hani az önce markette fenalaştın ya…

Elif tekrar aynı kısa tonda cevap verdi.

Neriman Hanım ciddi ciddi kadına bakıp sandalyesine oturdu.

Valla böyle bana da olmuştu. Buraka hamileyken. Hem midem bulanırdı, hem baygınlık geçirirdim…

Ne diyorsunuz! Ben hamile falan değilim! Elif kıpkırmızı oldu. Şimdi çocuk yapacak halde değiliz! Borç var başımızda… Bebek masraf demek.

Neriman Hanımın suratı bir anda ciddileşti.

Evlat, çocuk sadece masraf değil, bazen hediyedir.

Aman istemiyoruz öyle hediyeler, diye söylendi Elif. Şu an gerçekten zamanı değil.

Bakarsın gelmiş bile… O zaman yapacak bir şey yok.

Elif ürkek, sinirli bir nefes aldı:

Neriman Hanım, hamile değilim. Lütfen bu hayalleri kurmayın!

Bağırma! Şüphe ediyorsan test yaparsın, bana çemkirme.

Niye geldiniz ki siz? Benimle uğraşmaya mı?

Elif, ben seni markete götürdüm, kötü olunca yardıma koştum. Üzerime gelme! En iyisi Burakla konuş bu işi.

Bir tek çalışmak kaldı bize zaten, diye söylendi Elif.

Neriman Hanım derin iç çekti. Elifin normalde sakin tavrının bozuluşu dikkatini çekmişti. Kendi kendine, Bu hormonlardankız kesin hamile, diye düşünmeden edemedi. Kavga etmeye niyeti yoktu; artık aklında torunla oynayacağı şekiller, kokular uçuşuyordu.

Ne sırıtıyorsunuz öyle?

Erkek olursa adı ne olur, kız olursa ne koyarsın?

Elif iyice çileden çıktı.

Hamile değilim! Olmak da istemiyorum! Yeter saçmalamayın! Hadi işiniz bittiyse gidin lütfen.

Giderim tabii, Neriman Hanım homurdandı, kapıya yürürken ekledi: Unutma, torun olursa elimden geleni yaparım!

Elif ise burnunu kıvırıp kapıyı ardından kapattı. Sonra biraz ürpererek ilaç kutusuna yanaştı. Elbette hamilelik istemiyordu, ama ne olur ne olmaz, dedi. Aslında aylar önce bir hamilelik testi almıştı, dursa dursa lazım olur diye; ama hiç gerek duymamıştı. Şimdi ise o test elinde titreyerek bekledi.

Birkaç dakika öylece kıpırdamadan durdu, sonra testteki iki belirgin çizgiyi gördü. O an bütün işini, bilgisayarı, raporlarını unuttu. Şu anda karnında biri vardı; başka hiçbir şey önemli değildi.

Akşam Burak eve girer girmez Elif koşup test çubuğunu uzattı.

Bu ne? dedi Burak anlamaz gözlerle.

Hani bak… Sanırım hamileyim.

İkisi de hazırlıksızdı, ama Burak biraz gülümsedi; şaşkınlık ve umut karışık.

Gerçekten mi? Bizim çocuğumuz olacak mı yani?

Evet! dedi Elif titrek sesle. Şimdi ne yapacağız?

Burak bir an düşündü, sonra Elifin karnına ince bir dokunuş yaptı:

Önce isim seçeriz bence…

Ya iş? Borçlar?

Hallederiz Elif, dedi güvenle. Annem çocuklara bayılır, destek olur.

Burak onu koltuğa oturttu. Elif birden hafifçe ağlamaya başladı.

Korkuyorum Burak. Doğum çok acılıymış diyorlar! Ya yanlışlıkla elimden düşürürsem? Ya tutamazsam?

Sakin ol, Burak onu sarıp sarmaladı, saçlarını okşadı. Beraber üstesinden geliriz. Bebekle de, korkularla da.

Elif yavaş yavaş sakinleşti. Az sonra, haberi bizzat Neriman Hanıma vermek için telefonu eline aldı. İçinden bir his, kayınvalidesinin çok sevineceğini söylüyordu. Ve gerçekten yanılmamıştı…

Rate article
Lifequest
O Yanılmadı