Sana ne kadar çok sevdiğimi asla söyleyemedim, anne…

Bu acı geçmiyor
İnsan ömrü ne kadar kısadır. Planlar yaparız, bize gereksiz olan şeyler için zaman ve enerjimizi harcarız, başarı, para ve başkalarının onayını peşinde koşarız. Gerçekten bizi seven, hayat veren, asla terketmeyecek olanları ise neden bilinmez ikinci plana atarız…

Bunu çok geç anladım.

Babam erken gitti, annem yalnızca benimle yaşadı.
Babam, ben daha çocukken ağır bir hastalıktan vefat etti. Onu pek hatırlamıyorum. Ama annem her zaman onun ne kadar iyi bir insan olduğunu söylerdi.

O bir daha evlenmedi.

– Sadece onu sevdim, – derdi. – Hâlâ seviyorum. Bir gün tekrar karşılaşacağımıza inanıyorum.

Onun geçmişten bahsederken gözlerinde beliren ışığı izlerdim. Aşkı, kaderi, masalları umutsuzca bekliyordu.

Ama babamın ölümünden sonraki hayatı masallara hiç benzemiyordu.

Ben onun tek oğluydum ve tüm varlığını bana adıyordu. Çalışıyor, ilgileniyor, bana her şeyin en iyisini sağlamak için çabalıyordu.

Ama ben…

Anne ve babaların sonsuz olmadığını unuttum.

Yeni bir hayata başladım, annem bekledi.
Beş yıl önce evlendim, farklı bir şehre taşındım.

Bir oğlumuz oldu – Emre.

Hayat hızla geçti. Aile, iş, sonra ikinci bir iş – daha fazla kazanmak, çocuğuma bakmak, geleceği düşünmek zorundaydım.

Annemle giderek daha az telefonlaşıyordum.

Yalnızca bayramlarda geliyordum.

Her zaman beklerdi.

– Her şey yolunda, evlat, – derdi. – Önemli olan senin iyi olman.

Ben ise zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştim.

O ise gitmekteydi.

Her şeyi değiştiren telefon
Yeni yılın birkaç günü öncesinde bir telefon geldi.

Bilmediğim bir numara belirdi.

– Alo?

Telden titrek bir ses duyuldu:

– Ben Sadi, komşunuz… Anneniz artık yok…

Kalp krizi geçirmiş. Hastanede vefat etmiş.

Bu sözleri dinledim ama kabul edemedim.

Dünya bir anda başıma yıkıldı.

Telefonu elimde tutarak ne yapacağımı bilemedim.

Sonra…

Sonra gözyaşlarım kendiliğinden dökülmeye başladı.

Acı, keskin.

Sadece acıdan ağlamıyordum.

Suçluluk duygusuyla da ağlıyordum.

Affet beni, anne…
Affet, yanında olamadığım için.

Affet, seni sevdiğimi söylemek için zaman bulamadığım için.

Affet, yalnız gittiğin için.

Artık sen yoksun ve hayat bir daha asla eski gibi olmayacak.

Bir günü, bir akşamı, bir saati geri vermek için her şeyi verirdim.

Ama zamanı geri almak mümkün değil.

“Ben seni seviyorum” demek için çok geç kaldım.

Rate article
Lifequest
Sana ne kadar çok sevdiğimi asla söyleyemedim, anne…