Kardeşim Eşini Çaresizliğe Sürükledi – Sonrasında Kaçınılmaz Olan Oldu

Benim Kardeşim Eşini Umutsuzluğa Sürükledi – Sonra Geri Dönüşü Olmayan Bir Şey Oldu

Kardeşim benim için bir otoriteydi
Çocukluğumdan beri abim Oğuz’a her konuda öykünürdüm.

O bana hem rehber, hem koruyucu, hem de bir rol model oldu.

Evleneceğim zaman bana şöyle dedi:

– Bir şeyi unutma, kardeşim. Asla eşine ne kadar paran olduğunu söyleme. Kadınlara fırsat verirsen, ceplerini boşaltırlar. Onu sıkı tut, fazla rahat bırakma!

O an bana biraz abarttığını düşündüm.

Ama Oğuz benden beş yaş büyüktü, evliydi ve dediklerinden bir şeyler bildiğini düşündüm.

Neyse ki, eşim Elif böyle biri çıkmadı.

Markaların peşinden koşmazdı, pahalı hediyeler istemezdi, lüks içinde yaşamayı hayal etmezdi.

Zamanla, benim ve kardeşimin yolları ayrıldı – eşlerimiz pek anlaşamazdı ve Oğuz kendi işleriyle meşguldü.

Ben bir orkestrada çalıyordum, oysa o çiftlikler ve tarlalar sahibiydi.

Onunla her görüştüğümde, azar işitmeye hazır oluyordum.

Oğuz daima beni eleştirecek bir şeyler bulurdu.

Para aileden daha önemliydi
Kardeşim sürekli bana şunu söylerdi:

– Sorumsuzsun! Neden maaştan maaşa yaşıyorsun? Neden eşine gereksiz şeylere para harcamasına izin veriyorsun?

İtiraz etmezdim ama sözleri canımı acıtırdı.

Bu konuşmalardan sonra tasarruf etmeye çalışır, ama kısa süre sonra unutur, hayatıma kaldığım yerden devam ederdim.

Oğuz’un bir kızı vardı – Ayşe.

Onu adeta bir hapishanede tutuyordu.

Ne harçlık, ne moda kıyafetler, ne de makyaj malzemesi.

Kız katı kurallarla büyüyordu.

Bazen bize gelirdi ve biz de Elif’le gizlice ona biraz para verirdik.

16 yaşına geldiğinde Ayşe evden kaçtı – sadece babasının kontrolünden kurtulmak için.

Oğuz bunu bile “doğru” bulmuştu – sanki kendi hatasıymış gibi, koruyamamış.

Ama en korkunç olanı daha sonra gördüm…

İşkençeye Dönüşen Tatil
İki yıl önce tüm aile denize gitmeye karar verdik.

Ve her şeyi gördüm.

Kardeşim, eşini her kuruş için adeta zehirliyordu.

– Yine kahve mi? Evde içemez misin?
– Pizza mı? Delirdin mi sen, çok pahalı bu!
– Çocuklara ne dondurması, su içsinler!

Her harcamayı, her lirayı, her fişi takip ediyordu.

Onunla sahilde dolaşmak imkansızdı.

Çocuklarım, diğerleri gibi pamuk şekeri, uçan balonlar, hediyelik eşyalar istiyordu…

Ama Oğuz sadece kaşlarını çatarak homurdanıyordu:

– Ailelerinizi batıracaksınız, anlıyor musunuz?

Halbuki onun benden çok daha fazlası vardı.

Paralarını harcamaktan korkuyordu sadece.

Elif dayanamadı ve dedi ki:

– Burada birkaç gün daha kalalım. Onlarsız.

Kabul ettim.

Oğuz eşiyle gece yola çıktı.

Aceleyi vardı – onu bir tarım makineleri müzayedesi bekliyordu.

Ama sabah bana telefon ettiler…

Kaza yapmışlardı.

Bundan sonra sonsuza kadar değiştim
Diyorlar ki, direksiyon başında uyuyakalmış.

Kardeşimi kaybettim.

O günden beri farklı bir insanım.

Artık “yaşlılık” için biriktirmiyorum.

Bir fincan kahvenin fiyatını düşünmüyorum.

Çocuklarıma hediyeler, eşime güzel şeyler, kendime iyi takım elbiseler alıyorum.

Evet, para lazım.

Ama ne faydası var, biriktirip de yaşamıyorsan?

Paraya öyle sıkı sarılmak saçma, sanki onu mezara götürecekmişsin gibi.

Önemli olan, sevdiğin insanları kaybetmemek.

Çünkü onları parayla satın alamazsın.

Hiçbir parayla.

Rate article
Lifequest
Kardeşim Eşini Çaresizliğe Sürükledi – Sonrasında Kaçınılmaz Olan Oldu